Posts Tagged ‘Kan Basıncı’

Şokta Hasta Monitorizasyonu

Konvansiyonel yöntemler: Kan basıncı, kalp hızı, santral venöz basınç, hematokrit, Arteriyel kan gazları, idrar takibi

İnvaziv Yöntemler :

  • Pulmoner Arter Kateterizasyonu: Swan Ganz kateteri ile PCWP (pulmoner kapiller wedge basıncı) ölçülür. Normal değer 5-12 mm. Hg dır. Pulmoner arter kateterizasyonu ile sol atriyum basıncını, sol ventrikül  end diastolik basıncı ve volumunu ölçebiliriz. SG kateteri ile thermodilüsyon tekniği ile kardiyak out-put ölçülebilir.
  • Miks Venöz Oksimetri (SVO2): Bize dokulara oksijen gidişi ile kullanımı arasındaki balansı gösterir. SVO2 düşmesi kardiyak out putun düşmesi, hemoglobin konsantrasyonunun azalması, arteriyel oksijen saturasyonunun azalması ve oksijen gidişinin azalmasına (DO2) işaret eder.
  • Transkutenöz Oksijen Monitorizasyonu: Devamlı olarak cilt O2 basıncını ölçer Kardiyak out-put ve cilt perfüzyonuna bağlıdır. Sık kullanılmaz.
  • Serum Laktat Konsantrasyonu: Metabolik bir monitorizasyondur. 5 mmol/lt’nin üzerinde olması laktik asidoz, metabolik asidozu gösterir.
  • Gastrointestinal Tonometri: Bazı organların doku oksijenasyonunu gösterir. Yetersiz doku perfüzyonunu erken zamanda gösterir. Barsak lümenindeki PCO2 intramukozal veya doku PCO’yi gösterir. Nazagastrik tüpten itilen ve CO2’e geçirgen silikon bir balon ile ölçülür. Aynı zamanda intramukozal pH da ölçülüp lokal doku hipoksisi hakkında bilgi edinilir. Önemli bir çalışmada 83 kritik olguda ölçüm yapılmıştır. Gastrik pH düşük olgularda ilk 24 saatte mortalite daha yüksek bulunmuştur.

Arteriyel hipertansiyon tanısı nasıl konur?

Arteriyel kan basıncı her rutin fizik incelemenin bir parçası olmalıdır. Kan basıncının bir kez yüksek ölçülmesi hipertansiyon tanısı koydurmaz. Kan basıncının hafif yüksek ölçülmesi 1-6 ay kadar kan basıncı izlemi gerektirebilir. Kan basıncının daha yüksek düzeylerde ölçülmesi daha kısa (1-7 gün), ancak daha sıkı kan basıncı izlemi gerektirir. Bu zaman zarfında kan basıncının yüksek ölçülmesi hipertansiyon tanısı koydurur. Eğer beyaz önlük etkisinden şüpheleniliyorsa ambulatuar kan basıncı ölçümü planlanmalıdır. Bu durumda ölçümlerin >%25 kadarı normal değerlerin üzerindeyse hipertansiyon tanısı konur.

Hipertansiyon ve Kalp

Yüksek kan basıncının kalpteki etkileri sırayla kardiyak hipertrofi, kardiyak dilatasyon ve konjestif kalp yetmezliğidir. Kalp, aorttaki yüksek basıncı (afterload) yenmek için hipertrofiye olur. Bu adaptif bir davranıştır. Tedavi edildiğinde geri dönüşümlüdür. Eğer kan basıncı normalleşmez ise bu hipertrofi artar. Sorun sadece hipertrofi gelişimi değildir. Bununla birlikte kas dokusunda ve koroner damar sisteminde kalıcı fonksiyonel ve histolojik değişiklikler de oluşur; O2 ihtiyacının artması, mikronekrozlar, hücrelerarası destek dokuda değişiklik ve fibrozis (kardiyak “remodeling”). Böylece kalpte maladaptif bir davranış gelişir. Sonra dilatasyon ve kalp yetmezliği ortaya çıkar. Hipertansif kalp hastalığı tedavi edilmeyen tüm hipertansif kişilerde gelişir.

Kan Basıncının Değişkenliği

Kan basıncı; anlık (kan basıncı ve solunum etkisi ile), günlük (mental ve fiziksel aktiviteler ile), diurnal (uykuda kan basıncının düşmesi), mevsimle ve yaşa bağlı olarak sürekli bir değişim içindedir. Normal insanlarda, diurnal ritmi nedeniyle kan basıncı, gündüz daha yüksek iken uykuda daha düşük değerlere iner (“dipper”). Bu özelliği olmayan kişilerde (“non-dipper”) kardiyovasküler risk daha yüksektir. Ayrıca daha uzun vadede yaşla birlikte hem sistolik hem diyastolik kan basıncında yükselme izlenir. Ortalama 52 yaşından sonra diyastolik kan basıncı artış göstermez iken sistolik kan basıncı yükselmesini sürdürür. Yani nabız basıncı giderek artar. Nabız basıncının yüksek olması da kardiyovasküler hastalık riskinin artmasına neden olur. Yani yaşlanmayla birlikte risk her insanda artmaktadır. Bunun yanında; sigara içimi, kafeinli ve alkollü içecekler kan basıncını geçici olarak yükseltir.

Kan basıncı ne kadar değişken olursa, ne kadar dalgalı olursa zarar verici etkisi o kadar belirgin olur. Bazı anti-hipertansif ilaçların koruyucu özellikleri bu dalgalanmayı azaltmasından kaynaklanmaktadır.

“Beyaz önlük etkisi” denilen kavram, normal olan kan basıncının ölçüm yapılan ortamdan veya ölçümü yapan kişiden kaynaklanan yükselmelerini niteler. Masum bir bulgu değildir. Bu tür sorunları olan kişilerde uzun dönemde kardiyovasküler hastalık gelişim riskinin yüksek olduğu belirlenmiştir.