Safra Kesesi Kanserleri
Sık rastlanmayan tümörler olup kötü prognoz göstermektedir. Gİ malignitelerin % 2-4’ü safra kesesi karsinomudur. Tüm kolesistektomi spesmenlerinin % 1′inde bulunmaktadır. Otopside % 0,4 oranında tesbit edilir. İnsidans yaş ile birlikte artış göstermekte olup 70-75 yaşlarında pik yapmaktadır. Kadın erkek oranı 3:1 dir. Safra kesesi kanseri olgularının % 95′inde kesede taş bulunmaktadır. 2,5 cm’den büyük taşların kese duvarı ile temas noktalarında ve adenomlarda displazi bölgeleri tesbit edilmiştir. Ayrıca safra kesesinin polipoid lezyonları ile ilgili olabilirler. 10 mm’den büyük polipoid lezyonlarda malign değişikliklerin sık olarak oluşabileceği bildirilmiştir. Histolojik olarak kolesistit genellikle saptanır. Porselen safra kesesi gibi duvar kalsifikasyonunun olduğu olgularda kese duvarındaki kronik irritasyon yüzünden % 50 oranında kese kanseri gelişebilir.
% 80 Adenokarsinomdur®
% 75 skirökarsinom
% 15 polipoid
% 10 Mukoid
Nadir olarak squamöz hücreli karsinom, adenoakantoma ve melanomlar görülür.
Tümör direk invazyon ile segment IV ve V’e yayılım göstermektedir. Metastas mevcutsa, karaciğer hastaların 2/3’ünde, regionel lenf nodları ½’sinde ve omentum, duodenum, kolon ve porta hepatis ¼’ünde tutulur. Yine kanser hücreleri sistik kanal lenfatikleri boyunca koledok, peripankreatik ve periduodenal lenf nodlarına yayılım göstermektedir. Bu tümörlerin yaklaşık 1/3′ü kolesistektomi sırasında tesadüfen tespit edilmektedir.
Klinik bulgular: Belirti ve bulgular genel olarak kolesistit ve kolelitiasis’ten ayrılamaz. Bu bulgular karında huzursuzluk hissi, sağ üst kadranda ağrı, bulantı-kusma ve kilo kaybından oluşur. Hastaların yarısında sarılık mevcuttur. Klinik bulgu verenlerin 2/3 ünde palpabl kitle mevcuttur. Labaratuar bulguları teşhiste yardımcı olmazlar. USG ve CT teşhiste yardımcı olabilir.
Tablo 1. Safra Kesesi Kanserinin TNM Sınıflandırılması
T1a Tümör lamina propria’yı tutar
T1b Tümör musküler tabakayı tutar
T2 Tümör perimusküler bağ dokusunu istila eder,
serozanın dışına ve karaciğere yayılım yoktur
T3 Tümör serozayı perfore eder veya
Tedavi: Safra kesesi kanserlerinin çoğu tanı konulmadan önce karaciğere veya porta hepatise yayılım göstermektedir. Proksimal safra yollarının dekompresyonu veya duodenal obstrüksiyonun by-pass edilmesi gibi palyatif prosedürler tek tedavi seçeneğidir. Eğer keseye ve komşu karaciğer yapılarına sınırlı tümörlerde radikal kolesistektomi ve lenf disseksiyonu yapılabilir.
In situ ve erken hastalık: Safra kesesine sınırlı lezyonlarda radikal kolesistektomi yapılmalıdır. Kese çıkartılır. Kese yatağı rezeke edilir. Lokal invazyonun genişliğine göre wedge rezeksiyondan hepatik lobektomiye kadar değişen girişimler yapılabilir. Bu alanda wedge rezeksiyon zordur. Segment IV ve V rezeksiyonu gerektirir. Karaciğer rezeksiyonu olgularında portal, paraduodenal ve hepatik arter lenfatikleri temizlenmelidir. Bazı çalışmalarda radikal rezeksiyonun surviye katkı sağladığı belirtilmektedir.
İlerlemiş yaygın Hastalık: Hastalarda ağrı, sarılık, bulantı, kusma ve kilo kaybı mevcuttur. Perkütan veya endoskopik yol ile yerleştirilen biliyer stentler ile sarılık tedavi edilmektedir. Etkin bir kemoteropatik ajan yoktur. Radyoterapi tümör büyümesini azaltıp geçici olarak tıkanıklığı çözmektedir. Ancak surviye belirgin bir katkısı yoktur.
Prognoz: Geniş serilerde 5 yıllık sağ kalım oranı % 5’tir. Kurtulanların büyük çoğunluğu tümörün tesadüfen teşhis edildiği gruptan oluşur. T1 tümörlerde 5 yıllık sağ kalım takriben % 100, T2 tümörlerde 5 yıllık sağ kalım % 40 tır. Bazı serilerde, nod pozitif ve nod negatif hastalar karşılaştırıldığında sağ kalımda bir fark olmadığı ileri sürülmüştür.