Gebelik İlişkili Hipertansiyon

Normal koşullarda gebelikte plazma volümü artmasına rağmen periferik damar direncindeki azalma nedeni ile kan basıncı düşer. Bunun nedeni vazokonstriktör moleküllere (anjiotensin II gibi) damar yanıtında azalma, vazodilatör prostaglandin düzeyindeki artıştır. Ancak bazı gebeliklerde bu normal fizyolojik değişiklik görülmez. Vazopressör yanıt ile birlikte, endotel disfonksiyonu, uteroplasental perfüzyonda düşme, inflamatuar yanıt ortaya çıkması, vazodilatör prostaglandinlerde azalma kan basıncının yükselmesine neden olur.

İlk gebeliği olanlarda hipertansiyon sıklığı %15-20 kadardır. Gebelikteki kan basıncı yüksekliği perinatal fetal ve maternal morbidite ve mortaliteyi arttırır. Gebelikte görülen hipertansiyon tipleri Tablo-4’te gösterilmiştir.

4.3.1. Kronik hipertansiyon, kan basıncının gebelikten önceki dönemde tanı almış veya gebeliğin 20. haftasından önce başlayıp gebelik sona erdikten 6 hafta sonra da süren hipertnasiyondur.

Tablo-4: Gebelik sırasında görülen hipertansiyon tipleri
Kronik hipertansiyon
Gebeliğin indüklediği hipertansiyon
Preeklampsi
Kronik hipertansiyon üzerine gelişmiş preeklampsi

4.3.2. Gebeliğin indüklediği hipertansiyon, ilk kez gebeliğin 20. haftasından sonra saptanan ve proteinürinin eşlik etmediği hipertansiyondur. Doğum sonrası normale döner. Eğer doğum sonrası sürerse kronik hipertansiyon olarak adlandırılır.

4.3.3. Preeklampsi, ilk kez gebeliğin 20. haftasından sonra saptanan hipertansiyona >0.3 gr/gün proteinürinin eşlik etmesi durumudur. Bu tabloya konvüzyon eklenmesi durumuna eklampsi adı verilir.

4.3.4. Kronik hipertansiyon üzerine eklenmiş preeklampsi, gebelik öncesinde hipertansiyonu olan bir kadının gebeliği sırasında kan basıncının aniden yükselmesi ve proteinüri eklenmesi durumudur.

HELLP sendromu; H, hemoliz, EL, “elevated liver enzymes” (Karaciğer enzim yüksekliği), LP, “low platelet count” (trombositopeni) anlamına gelir ve preeklampsinin önemli bir komplikasyonudur. Gebeliğin derhal sonlandırılmasını gerektirir. Sonraki gebeliklerde de tekrar etme eğiliminde olan bir sorundur.

4.3.5. Gebelerde Hipertansiyon tedavisi: Preeklampsi ve eklampsi tablosunda temel prensip, derhal gebeliğin sonlandırılmasıdır. Ancak, bebek yaşam oranının arttırılması için uygun olgularda beklenebilir.

Hastalar öncelikle hipertansif hastaya yaklaşım prensiplerine göre değerlendirilir. Sıkı kan basıncı izlemi şarttır. Aralıklı yatak istirahati her ne kadar yararı gösterilememiş olsa da önerilmelidir. Hastalar plasental dolaşımın bozulmaması için normal tuzlu yemelidirler.

Farmakolojik tedavi, diyastolik kan basıncı >100 mmHg olan olgularda başlanır. ACE inhibitörleri ve anjiotensin II reseptör antagonistleri potansiyel teratojen etkileri nedeniyle tüm gebelik boyunca kontrendikedir. En uygun ajanlar, alfa metil dopa, hidralazin, nifedipin, labetolol’dür. Doğum eylemindeki hastalara kalsiyum kanal blokerleri, üterin atoniye neden olup postpartum ciddi kanamalara yol açabileceğinden verilmemelidir. Beta blokerler intraüterin gelişme geriliğine neden olabileceklerinden gebeliğin erken dönemlerinde verilmemelidir. Parenteral ilaçlardan Na-nitroprussid fetal siyanid toksisitesine yol açabileceğinden dikkatli kullanılmalıdır.

4.3.6. Prognoz: Gebelerdeki kan basıncı değişikliği ve proteinüri, doğum sonrası 6 haftaya kadar sürebilir. Bu süreden daha uzun süren sorunlar kronikleşmeye eğilimlidir ve nedenleri araştırılmalıdır.

Leave a Reply