<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye&#039;nin Sağlık Sitesi &#124; Bebek Kadın Çocuk Sağlık Hamilelik Hastalık</title>
	<atom:link href="http://www.turkmedikal.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkmedikal.com</link>
	<description>Bebek Kadın Çocuk Sağlık Hamilelik Hastalık</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Sep 2011 10:06:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.3</generator>
		<item>
		<title>Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı belirtileri tedavisi</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Amipli Beyin ve Beyin Zarı İltihabı tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4424</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda tanımlanan ve toprak, su gibi ortamlarda yaşayabilen Naegleria fow!eri türü amip irinli beyin ve beyin zarı iltihabı (menenjoensefalit) yapar. Avustralya, Yeni Zelanda, ABD ve İngiltere’de bu etkene bağlı birçok beyin ve beyin zan İltihabı olgusu bildirilmiştir. Naegleria cinsi amipler Entamoeba histolytica’dm çok farklıdır. Dış koşullara çok dirençli olan kistlerin vücuda burun-gırtlak yoluyla girdikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda tanımlanan ve toprak, su gibi ortamlarda yaşayabilen Naegleria fow!eri türü amip irinli beyin ve beyin zarı iltihabı (menenjoensefalit) yapar. Avustralya, Yeni Zelanda, ABD ve İngiltere’de bu etkene bağlı birçok beyin ve beyin zan İltihabı olgusu bildirilmiştir. Naegleria cinsi amipler Entamoeba histolytica’dm çok farklıdır. Dış koşullara çok dirençli olan kistlerin vücuda burun-gırtlak yoluyla girdikleri sanılır. Hastalığın belirtileri alın ve ensede yoğunlaşan baş ağrısıyla algılama ve davra­nış bozukluklarıdır. Hastalık hızlı ilerler. Kesin tanıya beyin-omurilik sıvısında amiplerin bulunmasıyla vardır. Amipli dizanteride kullanılan İlaçların beyne ulaşması zor olduğundan, bu hastalığın tedavisi büyük sorunlar yaratır.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihabı belirtileri">beyin zarı iltihabı belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihabı">beyin zarı iltihabı</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin iltihabı tedavisi">beyin iltihabı tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihabınedir">beyin zarı iltihabınedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="amiplerin vücuda zararları">amiplerin vücuda zararları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihabı tedavisi">beyin zarı iltihabı tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihaplanması tedavisi">beyin zarı iltihaplanması tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin zarı iltihaplanması">beyin zarı iltihaplanması</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="entamoeba histolytica beyne">entamoeba histolytica beyne</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm" title="beyin iltihaplaması bitkisel">beyin iltihaplaması bitkisel</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/amipli-beyin-ve-beyin-zari-iltihabi-belirtileri-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kronik Aktif Hepatit belirtileri tedavisi</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:05:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Aktif Hepatit belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Aktif Hepatit bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Aktif Hepatit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kronik Aktif Hepatit tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4425</guid>
		<description><![CDATA[Karaciğer dokusunun düğümcükler yaparak kendini yenilemesi çok yavaş­lamış ya da durmuştur. Bu gelişme şid­detlenen sanlık ve karaciğer komasının habercisidir; uzun ya da kısa dönemde (genellikle birkaç ay içinde) ölümle so­nuçlanabilir. Yıkıma uğrayan hücrelerin yerini bağdokunun almasıyla kan dola­şımı engellenebilir. Bunun sonucunda o bölgede kan basmcı yükselir ve yemek borusu toplardamarlarında genişlemeler (varis), kannboşluğunda sıvı toplanma­sı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer dokusunun düğümcükler yaparak kendini yenilemesi çok yavaş­lamış ya da durmuştur. Bu gelişme şid­detlenen sanlık ve karaciğer komasının habercisidir; uzun ya da kısa dönemde (genellikle birkaç ay içinde) ölümle so­nuçlanabilir. Yıkıma uğrayan hücrelerin yerini bağdokunun almasıyla kan dola­şımı engellenebilir. Bunun sonucunda o bölgede kan basmcı yükselir ve yemek borusu toplardamarlarında genişlemeler (varis), kannboşluğunda sıvı toplanma­sı (asit) gibi bozukluklar ortaya çıkar. Sağlıklı hücrelerin yıkıma uğramasıyla karaciğer yetmezliği belirtileri de görü­lebilir. Son bir olasılık da kronik aktif hepatitin kolaylaştırıcı etkenlerin de varlığı durumunda siroza dönüşmesidir.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="hepatit belirtileri">hepatit belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="aktif hepatit nedir">aktif hepatit nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="kronik aktif hepatit">kronik aktif hepatit</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="kronik aktif tedavisi">kronik aktif tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="kronık aktif hepatitis belirtileri">kronık aktif hepatitis belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="kronik aktif hepatit belirtileri">kronik aktif hepatit belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="hepatittedavisi">hepatittedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="hepatit tedavisi">hepatit tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="çocukta hepatit belirtileri">çocukta hepatit belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm" title="çocuklarda kronik aktif hepatit">çocuklarda kronik aktif hepatit</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/kronik-aktif-hepatit-belirtileri-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akut Sarı Atrofi belirtileri tedavisi nedir</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:04:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Akut Sarı Atrofi belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Akut Sarı Atrofi bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Akut Sarı Atrofi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Akut Sarı Atrofi tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4426</guid>
		<description><![CDATA[Karaciğerde çeşitli nedenlerle oluşan yaygın doku ölümüdür. Akut karaciğer yetmezliğine yol açar. Genellikle kara­ciğer komasına varan çok ağır bir hasta­lıktır. Nedenleri Hastalığın nedenleri hepatit nedenleriy­le aynıdır. Olguların büyük bir bölümü zehirli (toksik) maddelere bağlıdır. Başlıca etkenler anestezi ya da tedavi amacıyla kullanılan arsenobenzol, pira-midon, klorpromazin ve tiyourasil gibi ilaçlar ya da arsenik, karbon tetraklo-rür, altın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Karaciğerde çeşitli nedenlerle oluşan yaygın doku ölümüdür. Akut karaciğer yetmezliğine yol açar. Genellikle kara­ciğer komasına varan çok ağır bir hasta­lıktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nedenleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hastalığın nedenleri hepatit nedenleriy­le aynıdır. Olguların büyük bir bölümü zehirli (toksik) maddelere bağlıdır. Başlıca etkenler anestezi ya da tedavi amacıyla kullanılan arsenobenzol, pira-midon, klorpromazin ve tiyourasil gibi ilaçlar ya da arsenik, karbon tetraklo-rür, altın tuzlan, mantar gibi zehirli maddelerdir. Bununla birlikte kötü huylu (habis) hepatit olgularının en az üçte ikisi virüslere bağlı görünmekte­dir. Aynca enfeksiyon hastalıklan da önemli etkenlerden biridir. Bu tür has­talıklar arasında frengi, tifo, septisemi, san humma, leptospiroz sayılabilir. Otopsi sonuçlan karaciğerin küçük ve yumuşak olduğunu gösterir. Karaciğer yüzeyinde san ve kırmızı renkli alanlar vardır. San renkli alanlar yağlı doku yıkımının, kırmızı renkli alanlar ise ka­namanın sonucudur.<span id="more-4426"></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Belirtileri</strong></p>
<p style="float: right;margin: 4px;">
</p>
<p style="text-align: justify;">Akut hepatitin herhangi bir evresinde, yani hem belirtisiz ya da az belirtili ilk dönemde, hem de sanlığın belirdiği ikinci evrede ruhsal uyuşukluk ortaya çıkarsa akut san atrofiden kuşkulanıl-mahdır. Akut hepatit sırasında görülen bu durum hastalığın kötü huylu hepatite doğru geliştiğinin en önemli göstergesi­dir.<br />
Hastalığın öbür belirtileri iyi huylu akut hepatit belirtilerinin daha ağır bi­çimleridir: Hastada belirgin İştahsızlık, bulantı, kusma, kas ve eklem ağnlan, sarılık görülür. Hastanm durumu hızla kötüleşir. Ruhsal uyuşukluk, bilinç bu­lanıklığı ve sonunda havale nöbetleriy-le koma durumu gelişir. Bilincin göre­ce açık olduğu dönemlerde hasta şid­detli baş ağnsı, bulantı, mide ve kara­ciğer ağrılanndan yakınır. Ateş yükse­lebilir; sanlık belirgin biçimde artabi­lir. Bazen burun ve dişeti kanamalan gözlenir. Hastalık genellikle kötüye gi­der; bu durumda bilinç gittikçe daha sık aralarla kapanır ve daha uzun süre­lerle bulanık kalır. Vücutta “kanat çırpma”yı andıran yaygın kasılmalar görü­lür. Hastanın elleri ensesine konduğun­da bu kasılmalar daha kolay gözlenebi­lir. Sonunda hastayı ölüme götüren ka­raciğer koması gelişir. Bu noktadan sonra hastanın yaşama olasılığı çok dü­şüktür. Karaciğer küçülmüştür. Bu tipik bulgu, özellikle karaciğer büyümesi bir­denbire gerilemişse hastalığın kötüye gittiğini gösterir. Karaciğer elle muayene edilebilirse yumuşak ve ağrılı olduğu saptanır.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>İncelemeler</strong>:</p>
<p style="text-align: justify;">Laboratuvar sonuçlan, iyi huylu akut hepatitten çok farklı değildir, ama bu kez karaciğer yetmezliği bulgulan daha belirgindir. Hastalığın çok hızlı ilerledi­ği kötü huylu olgularda kandaki albümin, kolinesterazlar, pıhtılaşma faktör­leri gibi karaciğer yetmezliği gösterge­leri çok düşük düzeye inecek zamanı bi­le bulamaz. Kanda özellikle bağlanmamış, yani karaciğer hücrelerince dönüşüme uğra­tılmamış, (indirekl) bilirubin artmıştır. Karaciğer dokusu yıkımı sonrasında id­rar çökeltisinde lösin ve tirozin kristal­leri görülür. Transamİnazlar ve gamma-GT, al­kali fosfataz gibi öbür karaciğer enzim­leri özellikle hastalığın başlangıcında kanda belirgin biçimde yükselir. Birkaç gün sonra bu değerler normale dönebi­lir. Bu düşme karaciğer hücrelerindeki proteinlerin tükenmesi ve bu hücrelerin artık yeni protein üretemenıesiyle açık­lanabilir.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="atrofi bulguları ne demek">atrofi bulguları ne demek</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="atrofi bulguları">atrofi bulguları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="atrofi bulgu ne demek">atrofi bulgu ne demek</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="akut sarı atrofi tedavisi">akut sarı atrofi tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="leptospiroz bitkisel">leptospiroz bitkisel</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="karaciğer koması nedir">karaciğer koması nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="karaciğer koması evreleri">karaciğer koması evreleri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="karaciğer koması belirtileri">karaciğer koması belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="KARAC">KARAC</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm" title="kadın hastalıkları atrofi bulguları">kadın hastalıkları atrofi bulguları</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/akut-sari-atrofi-belirtileri-tedavisi-nedir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankilozan Spondilit nedir tedavisi belirtileri</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:03:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ankilozan Spondilit belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ankilozan Spondilit bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankilozan Spondilit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ankilozan Spondilit tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4421</guid>
		<description><![CDATA[Ankilozan spondilit birbirine komşu omurların alt ve üst çıkıntılarında gelişir. Daha çok sırt-bel ve daha ender olarak boyun-sırt geçişlerindeki omurların eklemlerinde başlar; bu bölgelerden üst ve alt yönlere doğru yayılır. Başta sağn-böğür olmak üzere kalça-uyluk, diz ve kaval-bilek gibi çevre eklemleri de etkiler. Hastalık omurga yan bağlarının kalınlaşmasına, omurlar arası eklemlerin kaybolmasına ve sonunda omurlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankilozan spondilit birbirine komşu omurların alt ve üst çıkıntılarında gelişir. Daha çok sırt-bel ve daha ender olarak boyun-sırt geçişlerindeki omurların eklemlerinde başlar; bu bölgelerden üst ve alt yönlere doğru yayılır. Başta sağn-böğür olmak üzere kalça-uyluk, diz ve kaval-bilek gibi çevre eklemleri de etkiler. Hastalık omurga yan bağlarının kalınlaşmasına, omurlar arası eklemlerin kaybolmasına ve sonunda omurlar arası disklerin yok olmasına neden olur. Hastalık yavaş ilerler, ama geriye dönüşü yoktur. Eklem kapsüllerinde bağdoku artışı ve bağların kireçlenmesi omurganın normal yapısını bozar. Bunun sonucunda boyun ve bel bölgesindeki doğal girintiler önce düzleşir, ardından da kamburlaşmaya başlar. Sırt iyice dışarıya çıkar ve omurganın öne doğru yay biçiminde büküldüğü tipik görünüm belirir.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit nedir">ankilozan spondilit nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit bitkisel tedavisi">ankilozan spondilit bitkisel tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilitin bitkisel tedavisi">ankilozan spondilitin bitkisel tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit gebelik">ankilozan spondilit gebelik</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit belirtileri">ankilozan spondilit belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit bitkisel">ankilozan spondilit bitkisel</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit fotoğrafları">ankilozan spondilit fotoğrafları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="spondilit nedir">spondilit nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilit bitkisel tedavi">ankilozan spondilit bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="ankilozan spondilitte gebelik">ankilozan spondilitte gebelik</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/ankilozan-spondilit-nedir-tedavisi-belirtileri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anjina Pektoris nedir tedavisi belirtileri</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Anjina Pektoris belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[Anjina Pektoris bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anjina Pektoris nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Anjina Pektoris tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4423</guid>
		<description><![CDATA[Anjina pektoris göğüste, kalp bölge­sinde şiddetli ağrıyla başlar. Ağrı za­man zaman sol kola da yayılır. Hasta ölüm korkusuyla karışan ağır bir iç sı­kıntısı duyar; terli ve solgundur. Elini göğsüne götürerek bir an konuşamadan durur. Bu durum kalbin normal işlevine dönmesiyle birkaç dakika içinde orta­dan kalkar. NEDENLERİ Anjina pektoris nöbeti birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Anjina pektoris göğüste, kalp bölge­sinde şiddetli ağrıyla başlar. Ağrı za­man zaman sol kola da yayılır. Hasta ölüm korkusuyla karışan ağır bir iç sı­kıntısı duyar; terli ve solgundur. Elini göğsüne götürerek bir an konuşamadan durur. Bu durum kalbin normal işlevine dönmesiyle birkaç dakika içinde orta­dan kalkar.</p>
<p style="text-align: justify;">NEDENLERİ<br />
Anjina pektoris nöbeti birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Er­keklerde kadınlardan dört kat fazla gö­rülürken menopoz sonrasında bu oranın eşitlenmesi hormonal etkenlerin önemi­ni gösterir. Hastalık en çok 40-50 yaş grubunda ortaya çıkar; 30 yaşından gençlerde çok az görülür. İstatistiklere göre iş de bir etkendir; serbest meslek sahipleri ve işadamları arasında hastalık daha yaygındır. Aşın sigara tüketimi, zorlu bedensel çalışma, soğuk hava, güçlü duygu ve heyecanlar da bu etken­ler arasında sayılabilir.<span id="more-4423"></span> Bütün bu etkenleri harekete geçiren olay ise kalp kasma oksijen taşıyan ko-roner atardamarlardaki işlev bozukluğu­dur. Kalp dokusuna yeterli miktarda kan ve oksijen gitmemesi, yukarıda söz edilen etkenlerin de eklenmesiyle şid­detli göğüs ağrılarına yol açar.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalbi besleyen koroner atardamarla­rın dokulara yeterli kan ve oksijeni taşıyamaması üç biçimde açıklanır:</p>
<p style="text-align: justify;">a) Birincisi, koroner atardamar du­varlarında yağ moleküllerinin birikerek darlığa yol açmasıdır. Koroner atarda­marlarda daralma ve sertleşme (aterosk-leroz) varsa kalbin kan gereksiniminin önemli ölçüde arttığı ağır iş, soğuk ha­va, aşın güç harcama ve duygulanma gibi durumlarda daralan damarlar gerekli kanı kalbe ulaştıramaz. Böylece anjina pekîoris ortaya çıkar.<br />
b) ikinci açıklama daha önce sırala­nan etkenlerin koroner atardamarlarda kasılmalara (spazm) yol açmasıdır.<br />
c) Üçüncüsü ise kalp dokusunun aşırı oksijen tüketmesine yol açan adre­nalin ve noradrenalin gibi bazı hormon­ların üretiminin artmasıdır. Aşın fizik­sel etkinlik, duygulanma ve gerginlik durumlarında dolaşıma bol miktarda adrenalin ve noradrenalin salgılanır. Bu durumlarda ortaya çıkan anjina pekto­ris, kalbe yetersiz oksijen gelmesinden değil, kalp gereksiniminin aşın artma<br />
sından kaynaklanır; koroner atardamar­larda işlev bozukluğu yoktur.</p>
<p style="text-align: justify;">BELİRTİLERİ</p>
<p style="text-align: justify;">îlk nöbet genellikle hastanın son derece sağlıklı göründüğü bir sırada gelir, yü­rüyüş sırasında, spor yaparken, işyerin­de ya da bir film seyrederken ani göğüs ağrısı ortaya çıkar. Ağrı göğüs kemiği­nin arkasında yoğunlaşmıştır. Omza ve sol kola yayılabilir. Aynı anda derin bir iç sıkıntısıyla soğuk terleme belirir ve hasta yaptığı işi bırakır. Ağrı kısa bir süre sonra yok olur. Bu ilk nöbet birkaç ay yinelenmeyebilir. Ama ağrıyı getiren koşulların bir kez daha var olması duru­munda yeniden ortaya çıkabilir. Beş tür anjina pektoris tanımlanmıştır:</p>
<p style="text-align: justify;">Efor anjinası. Hastalığın sık rastla­nan tipidir. Nöbet fiziksel etkinlik sıra­sında gelir. Yürüyüş sırasında ortaya çıkması ve hastayı sık sık durmaya zor­laması nedeniyle ABD’de “vitrin hasta­lığı” adıyla da anılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Soğuk anjinası. Soğuk hava damar­larda büzülmeye yol açar. Bu daralma­nın koroner atardamarlan da etkilemesi sonucunda anjina pektoris ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Heyecan anjinası. Aşın duygulan­malar kalbin oksijen gereksinimini artı­rır. Koroner atar damarların artan ge­reksinime uyum sağlayamaması anjina pektorise yol açar.</p>
<p style="float: right;margin: 4px;">
</p>
<p style="text-align: justify;">Dinlenme anjinası. Görünürde an-jinaya yol açacak herhangi bir neden yokken ortaya çıkar. Nöbetler yineleyicidir ve nedereyse aralıksız sürer.</p>
<p style="text-align: justify;">Yatma anjinası. Nöbetler geceleri ve öğleden sonraları gelir. Efor anjina-sından daha hafiftir, ama daha uzun sü­rer. Kan basıncının ani yükselmesi so­nucunda koroner atardamarların kasıl­ması nedeniyle ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yalancı anjina pektoris. Bunlara ek olarak anjina nöbetine benzeyen gö­ğüs ağrıları da vardır. Kalp dışı organ­lardan kaynaklanan ağrıların göğse yansıması da anjina nöbeti gibi algıla­nabilir. Kalpten kaynaklanmayan bu ağrılara “yalancı anjina pektoris” adı verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">TEDAVİ</p>
<p style="text-align: justify;">Anjina pektoris nöbetleri uzun süredir başarıyla tedavi edilmektedir. Anjina tedavisinde mucize yaratan trinitrin ad­lı ilaç koroner atardamarları genişlete rek kalbe daha fazla kan ve oksijen ta­şınmasını sağlar. Ağızda eritilerek alı­nan bir trinitrin tableti, anjina nöbetini birkaç saniye içinde ortadan kaldırabi­lir. Anjina pektoris hastalarının trinitrini yanlarından ayumamalan gerekir.<br />
Anjina pektoris tedavisinde kullanı­lan başka ilaçlar da vardır. Bunların hepsi koroner atardamarları genişlete­rek kan akışını kolaylaştırmaya yönelik­tir. Ayrıca nöbetlerin tipine, sıklığına ve şiddetine göre çalışma yaşamı yavaşla­tılmalı, soğuk iklimlerde yaşamaktan kaçınılmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">CERRAHÎ GİRİŞİM</p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda ilaç araştırmalarında sağla­nan önemli ilerlemelere karşın, bazı an­jina pektoris olgularında ilaç tedavisi sonuçsuz kalmaktadır. Bazen de başlan­gıçta etkili olan trinitrin bir süre sonra etkisini yitirmeye başlar. İlaç tedavisi­nin etkisiz kaldığı bu durumlarda genel­likle cerrahi girişime başvurulur. Amaç, görevini yapamayan koroner atardamar­ların beslediği kalp kası ile aort arasında bir kan köprüsü kurmaktır. Bu cerra­hi girişim iki yöntemle gerçekleştirile­bilir. Vineberg yöntemi adı verilen do­laylı yöntemde meme iç atardamarı kalp kasma (miyokart) bağlanır. Koro­ner baypas (by-pass) denen dolaysız yöntemde ise bacaktan alman bacak toplardamarının bir bölümü kullanıla­rak aort ile kalp kası arasında bağlantı kurulur.</p>
<p>VİNEBERG YÖNTEMİ<br />
Kanadalı kalp cerrahı Arthur M. Vineberg’in 1950′lerde geliştirdiği ve daha sonra yetkinleştirdiği ameliyat yöntemi­dir. Bu yöntemde köprücükaîtı atarda­marının bir kolu olan meme iç atarda­marı belli bir düzeyde kesilerek ucu kalp kasınm Ön yüzünün içine bir tünel gibi birleştirilir. Paha sonra yan atarda­mar kollarının da gelişmesiyle kalp kası yeterli ölçüde kanlanabilir ve böylece anjina belirtileri ortadan kalkar.<br />
Vineberg cerrahi girişimi kuşkusuz etkili bir tedavi yöntemidir. Ama so­nuçlarının hastada yavaş ortaya çıkma­sı ve yöntemin teknik açıdan zor olma­sı nedeniyle çok yaygınlaşmamıştır. Gene de doğrudan koroner baypasın uygulanamadığı sol koroner atardamar bozukluklarında Vineberg yöntemine başvurulur.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="anjina nedir">anjina nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="angina bitkisel tedavi">angina bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="angina pektoris nedir">angina pektoris nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="agır angina nedir">agır angina nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="hamilelikte anjina">hamilelikte anjina</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="hamilelikde angina">hamilelikde angina</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="çocukta anjina">çocukta anjina</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="cocuklarda angina">cocuklarda angina</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="Ankilazon spondilitin ilaç tedavisine sonuçsuz kalmasının nedenleri">Ankilazon spondilitin ilaç tedavisine sonuçsuz kalmasının nedenleri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm" title="angina pektorisin tedavisi">angina pektorisin tedavisi</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/anjina-pektoris-nedir-tedavisi-belirtileri.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ARTERİYOSKLEROZ nedir belirtileri tedavisi</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ARTERİYOSKLEROZ belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[ARTERİYOSKLEROZ bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ARTERİYOSKLEROZ nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ARTERİYOSKLEROZ tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4419</guid>
		<description><![CDATA[ARTERÎYOSKLEROZ Arteriyosklerozu birkaç sayfada an­latabilmek kolay değildir. Bu konuda yapılan sayısız araştırmaya karşın, has­talığın temel nedeni henüz bilinmemek­tedir. Hastalığın adım belirlerken bile birçok sorun yaşanmaktadır. Örneğin, bazı araştırmacıların değişik anlamlarda kullandığı arteriyoskleroz ya da ate-roskleroz terimlerinin kapsamı tam ola­rak açıklanamamıştır. Bazıları bu iki te­rimi eşanlamlı olarak kullanırken, baş­kaları farklı görmektedirler. Arteriyosk-lerozun sözcük anlamı atardamar sert-leşmesidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ARTERÎYOSKLEROZ</strong><br />
Arteriyosklerozu birkaç sayfada an­latabilmek kolay değildir. Bu konuda yapılan sayısız araştırmaya karşın, has­talığın temel nedeni henüz bilinmemek­tedir. Hastalığın adım belirlerken bile birçok sorun yaşanmaktadır. Örneğin, bazı araştırmacıların değişik anlamlarda kullandığı arteriyoskleroz ya da ate-roskleroz terimlerinin kapsamı tam ola­rak açıklanamamıştır. Bazıları bu iki te­rimi eşanlamlı olarak kullanırken, baş­kaları farklı görmektedirler. Arteriyosk-lerozun sözcük anlamı atardamar sert-leşmesidir. Ateroskleroz ise atardamar duvarında belli bir alanın ezilerek es­nekliğini yitirmesi ve sertleşmesidir.<br />
Biz burada sadece, hekimler tarafın­dan klinikte kullanılan arteriyoskleroz terimini kullanacak, bu bağlamda geli­şen diğer hastalıkları da aynı terim al­tında inceleyeceğiz.<br />
ARTERİYOSKLEROZ NEDÎR?<br /><span id="more-4419"></span><br />
Arteriyoskleroz bütün kalp enfarktüsü, beyin trombozu ve beyin kanaması ol­gularının başlıca nedenidir. Ayrıca ba­cak kangrenlerinin büyük bir bölümü de arteriyoskleroz kaynaklıdır. Arteriyosk­leroz, klinik tablo olarak ortaya çıktığı bu gibi durumlar dışında, genellikle öz­gün belirti vermeyen bir hastalıktır. Bir­çok varsayım ileri sürülmesine karşın hastalığın nedenleri tam olarak bilinme­mektedir. Bu nedenle hastalığın orta ve büyük atardamarlarda yaptığı lezyonlar-la tanımlanması eğilimi güç kazanmak­tadır. Arteriyoskleroz en çok orta ve bü­yük atardamarlarda görülür.<br />
Olağan durumunda esnek olan atar­damar duvarları, damardan geçen kan miktarına göre genişler ya da daralır. Atardamarlar bu özellikleriyle dolaşım­daki kan miktarını düzenlerler. Arteri-yosklerozda, atardamar duvarındaki es nek yapılar çok sert olan bağdokusu ta­rafından kaplanır ve esneklik yok olur. Damar duvarının sertleşmesini, duvar­dan damar içine doğru büyüyen olu­şumlar ya da aterom plakları izler. Özellikle aterom plaklarının gelişimi sonucunda damar boşluğunun çapı da­ralır ve geçen kan miktarı azalır. Ate­rom plakları üzerinde kan pıhtılarının daha kolay oluşması, daralmayı artıra­rak damarın tıkanmasına neden olur.<br />
<strong>NASIL OLUŞUR</strong>:<br />
Arteriyosklerozun oluşum süreci ile il­gili birçok varsayım ileri sürülmüştür. Klinik ve deneysel verilerle desteklenen ancak henüz geçerlilikleri kanıtlanma­mış iki varsayım önemlidir. İlk varsa­yım, arteriyosklerozun oluşumundan yağlan sorumlu tutar. Atardamar duvan içten dışa doğru iç, orta ve dış olmak üzere üç katmandan oluşur, tç katman bir kat hücre, yani endotel ile onun al­tında yer alan elastik bağdokusundan oluşur. Orta katmanda daha çok kasdo-kusu egemendir. Dış katman ise bağdo­kusu yapısındadır. Yapı olarak bazı açı­lardan trigliserit, fosfolipit ve lipoprote-ine benzeyen yağlar damardaki kanın basıncıyla atardamar duvarının İç kat­manlarına doğru itilir. Bu yağlar olağan koşullarda atardamar duvarını aşarak lenf dolaşımına katılırlar. Ama kan do­laşımındaki yağların çok fazla, yağ mo­leküllerinin büyük olması ve atardamar duvarının esnekliğini yitirmesi duru­munda yağlar atardamar duvannın iç ve orta katmanlarında sıkışıp kalırlar. Atar­damar duvarındaki enzimler yağ mole­küllerini parçalayarak arteriyoskleroz oluşumundan daha az önem taşıyan ko­lesterol, yağ asitleri ve başka maddele­rin açığa çıkmasını sağlar. Serbest ka­lan bu maddeler atardamar duvannı tah­riş eder. Damar duvarı bu uyarıya iltihabi bir tepki ile yanıt verir. İltihap sonu­cu gelişen sert bağdokusu damar duva­rım sertleştirir. Bu süreç sırasında yıkı­ma uğrayan atardamar duvarında, ko­layca parçalanabilen yeni kılcal damar­lar belirir. Bu da, iltihaplanmanın daha da artmasına yol açar.Yağların sürekli olarak birikmesi ve atardamar duvarının belirli noktalarda kalınlaşması, damar duvarının içeriye doğru katlanarak aterom plaklarının oluşmasına neden olur. Aterom plakları parçalanabilir, ülserleşebilir ya da içeri­ğinin bir kısmını damara bırakabilir (ateromun ezilerek pelteleşmesi). Özel­likle ülserleşme durumunda, dolaşımda­ki trombositlerin plak üzerinde birikme­siyle pıhtılaşma süreci başlar. Bu, daha ileride pıhtı oluşumuna ve damar tıkan­masına yol açacaktır. Pıhtıdan kopan parçalar kan dolaşımıyla taşınarak daha küçük çaptaki atardamarları tıkarlar ve ciddi sonuçlara neden olabilirler.<br />
ikinci varsayıma göre, buraya kadar sözü edilen olayları başlatan süreç farklı­dır. Arteriyoskleroz oluşumunda bozuk­luğu başlatan etmen, atardamar duvarı­nın iç katmanındaki bir lezyona bağlı pıhtılaşmadır. Başka bir deyişle, iç kat­mandaki küçük bir lezyon burada trom­bositlerin birikmesine ve hastalık zinciri­ni başlatan olağandışı pıhtılaşmaya ne­den olur. Bu durumda yağların damar duvarına girerek yerleşmesi nicel açıdan önemli görülse de, ikincil bir etkendir</p>
<p>BELİRTİLERİ<br />
Arteriy o sklerozun özgün belirtileri ol­madığı vurgulanmıştı. Belirtiler ancak damar lezyonlan belirginleştikten sonra ortaya çıkar. Arteriyoskleroz lezyonlan olan hastalann yalnız yüzde 5-10′unda klinik belirtiler gözlenir. Hastalığa bu nedenle “aysberg hastalığı” da denir. Daha çok büyük damarların iki dala ay­rıldığı noktalarda yerleşir.<br />
Japonlar’da, Yemenliler’de ve Jamai-kalılar’da arteriyoskleroz kalbe oranla beyinde daha çok görülmektedir. Arteri­yoskleroz belirti verdiğinde, belirtiler lezyonun yeri ile ilişkilidir. Bunun ne­deni dokulara yeterli oksijen iletileme-mesi ve söz konusu bölgedeki kan dola­şımının engellenmesidir.<br />
Yerleşimin beyinde olduğu durum­larda görme ve konuşma bozuklukları ilerleyici bellek yitimi, anlık bilinç yi­timleri, yer ve zaman kavramlannın bo­zulması, kol ya da bacaklarda kas gücü­nün ani ve geçici olarak zayıflaması ve son olarak da beyin trombozu gelişir.<br />
Hastalık kalbi tutarsa kalp kasının kasılma gücü, gelen oksijenin yetersiz­liği nedeniyle zayıflar. Kalpte ekatımlar (ekstrasistol), kalp atışlarının nöbet ha­linde hızlanması (paroksismal taşikar-di) ve kulakçığın hızlı kasılması (flater) gibi ritim bozukluklan görülür. Koro-ner damar lezyonlanna, spazma yol açan refleksler de eklenirse anjinaya benzer göğüs ağnları belirir. Son aşa­mada ise miyokart enfarktüsü gelişir.<br />
Arteriyoskleroz bacak damarlanm tutarsa yürüme sırasında kramp ağnlan, deride kalınlaşma ve rengin koyulaşma­sı, bacaklarda ısı düşmesi ve zamanla kangren gelişir.<br />
Son olarak, böbrek atardamarlannın tutulduğu olgularda kan basıncı yüksel­mesi ve böbrek işlevlerinde hafif bo­zukluklar görülür. Böbreğin küçük da-marlannın da tutulması İle durum daha tehlikeli olabilir.</p>
<p>NEDENLERİ<br />
Nedenlerinin tam olarak bilinmesiyle ar­teriyosklerozun bir sorun olmaktan çıka­cağı açıktır. Ama günümüzde henüz cid­diyetini koruyan bir hastalıktır ve dünya ölçeğinde en başta gelen ölüm nedenle­rinden biridir. Bu alanda yapılan sayısız araştırmaya karşın belirsizlikler giderile­memiştir. Arteriyosklerozun, olguların çok küçük bir bölümünde (yüzde 5-10) belirti vermesi tanıyı güçleştirerek hasta­lık nedenlerinin açığa çıkanlmasmı engeller. Dikkat edilmesi gereken veriler kalp enfarktüsü, beyin kanaması (apo-pleksi), bacak kangreni gibi hastalıklar geçirmiş hastalarda elde edilen bulgular­dır. Ayrıca kadavralarda hastalık bulgu-lannm incelenmesi ile hayvan deneyle­rinden edinilen bilgiler hastalığın neden­lerine ışık tutabilir. Gene de, hayvan de­neylerinden elde edilen sonuçların in­sanlara uygulanabilirliğinin her zaman tartışmalı olduğu unutulmamalıdır.<br />
ABD’de on binlerce kişi üzerinde yapılan epidemiyolojik araştırmalar, ar­teriyoskleroz kaynaklı hastalıkların (özellikle kalp krizi) kan kolesterol dü­zeyi ve kan basıncı yüksek, şişman, si­gara kullanan ve bedensel etkinlikleri az erişkin erkeklerde daha çok görüldü­ğünü ortaya koymuştur.</p>
<p style="float: right;margin: 4px;">
</p>
<p>YAŞ VE CİNSİYET<br />
Arteriyoskleroz erişkin erkeklerde daha yaygındır. Orta yaş düzeyinde, erkekler­de kadınlardan daha sık görüldüğü uzun süredir bilinmektedir. Menopoz sonra­sında iki cins arasındaki fark ortadan kal­kar. Kadınlarda, östrojenin ve Öteki eşey hormonlannın arteriyoskleroza karşı ko­ruyucu rolü olduğu düşünülmektedir.<br />
Arteriyosklerozun orta yaşlı erişkin­lerde daha yaygın olması gençlerde gö­rülmeyeceği anlamına gelmez. Kore Savaşı’nda ölen askerlerde yapılan otopsi incelemelerinin sonuçlarına gö­re, arteriyoskleroz lezyonlan bu yaş grubunda da oldukça yaygındır.<br />
Bazı kişilerde arteriyosklerozun do­ğumdan hemen sonra gelişmeye başla­dığı yolunda görüşler vardır. ABD’de 35 yaşında arteriyoskleroz kaynaklı hastalıklardan Ölenlerde yapılan araştır­malarda, hiçbir belirti vermediği anlaşı­lan koroner lezyonlarına rastlanmıştır.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="arteriyoskleroz nedir">arteriyoskleroz nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="Arteriyosklerozlu">Arteriyosklerozlu</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="ATEROM PLAGI NEDİR FAYDALARI VE ZARARLARI">ATEROM PLAGI NEDİR FAYDALARI VE ZARARLARI</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="belin esnekliğini yitirmesi">belin esnekliğini yitirmesi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="kandakı ıltıhap la ılgılı vıdeolar">kandakı ıltıhap la ılgılı vıdeolar</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm" title="lerozun anlamı">lerozun anlamı</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/arteriyoskleroz-nedir-belirtileri-tedavisi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ARTROZ nedir tedavisi belirtileri</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/artroz.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/artroz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 09:59:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ARTROZ belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[ARTROZ bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ARTROZ nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ARTROZ tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4414</guid>
		<description><![CDATA[ARTROZ Artroz, bir ya da birden çok eklemde görülen ve eklemi saran kıkırdakdoku-sunda özgün doku yıkımı yapan kronik bir hastalıktır. Hastalık, eklemdeki ke­miklere de zarar verir. Artroz kısaca ek­lem yıpranması ya da yaşlanması olarak tanımlanabilir. İleri yaşlarda görülen bu doğal artrozdan başka, eklemle ilgili ye­rel ya da sistemik hastalıklar sırasında görülen erken yaş artrozu da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ARTROZ<br />
Artroz, bir ya da birden çok eklemde görülen ve eklemi saran kıkırdakdoku-sunda özgün doku yıkımı yapan kronik bir hastalıktır. Hastalık, eklemdeki ke­miklere de zarar verir. Artroz kısaca ek­lem yıpranması ya da yaşlanması olarak tanımlanabilir. İleri yaşlarda görülen bu doğal artrozdan başka, eklemle ilgili ye­rel ya da sistemik hastalıklar sırasında görülen erken yaş artrozu da vardır.<br />
Artroz doku yıkımı yapan bir hastalıktır. Biçim bozucu artrit (artritis de-formans) ile hiçbir ilgisi yoktur. Artritis deformans ya da öbür adıyla kronik bi­rincil poliartrit, tüm eklemleri ve eklem boşluğundaki dokuları tutan bir hasta­lıktır. Akut artrit de artrozdan ayrılma­lıdır. Akut artrit, mikrobik etkenlerle oluşan eklem iltihabıdır. Eklem roma­tizması ise gençlerde sık görülen ve bo­ğaz enfeksiyonlarına yol açan beta-hemolitik streptokokların toksinlerine karşı, eklem dokusunun verdiği iltihabı yanıttır.<br /><span id="more-4414"></span><br />
İleri yaşların tipik hastalığı olarak ka­bul edilen artroz, gelişmiş ülkelerde ve 40 yaş sonrasında yaygındır. Kadınlarda daha sık görülür. Öncelikle, omurga (özellikle bel ve boyun bölgeleri), kalça, diz, ayak, başparmak elbileği-eltarağı ek­lemi (başparmağın kökündeki eklem) gi­bi çok işleyen, hareketli ve/ya da vücut ağırlığını taşıyan eklemlerde ortaya çıkar.<br />
NEDENLERİ<br />
Artrozlar birincil ya da eklemin meka­nik (harekete bağlı) işlevlerini bozan et­kenlere bağlı olarak ikincil olabilirler. Birincil artroz nedenleri genel özellikler taşır.<br />
Yaşlanma ve eklemin sürekli hare­keti, eklem kıkırdağının aşınmasına, es­nekliğini ve kayganlığını yitirmesine yol açar. Eklem kıkırdağı gittikçe daha az beslenir ve parçalanmaya başlar. Kı­kırdağın yaşlanmasıyla birlikte artrozun anatomik ve radyolojik bulguları da za­manla belirginleşerek 40-50 yaş sonra­sında eklemlere bütünüyle yerleşir. Art­roz gelişiminde yaşlanma dışında şiş­manlık da etkilidir. Şişman kişilerde ek­lemlere fazla yük binmesi ve kolesterol fazlalığı gibi metabolizma bozuklukluk-lan artroz gelişimini kolaylaştırır. Art­rozun başka genel nedenleri arasında hormonal bozukluklar (yumurtalık ve tiroit bezlerinin hastalıkları), karaciğer ve böbrek hastalıkları, krpnik çevresel damar yetmezliği (varis) sayılabilir. Menopoz artroz sürecini hızlandırır ve hastalığın gidişini kötüleştirir. Artrozda kalıtsal etkenlerin de rolü olduğu göste­rilmiştir.<br />
Eklem yüzeyinin tümünün ya da bir bölümünün aşırı ve doğal olmayan yük altında kalması kaçınılmaz bir şekilde artroza yol açar. Eklemin normal işle­vini bozan yerel etkenler sonucunda gelişen bu artrozlara ikincil artroz de­nir. En tipik örneği doğumsal kalça çı­kığı olgularında görülen kalça artrozudur. Doğumsal çıkığa bağlı olarak ek­lem başlıklarında gelişen biçim bozuk­luğu (deformasyon), mekanik uyuşum-suzluk yaratır. Böylece ekleme sürekli olarak ek yük yansıması da artroza yol açar. Yanlış kaynamış kemik kırıkları, dışa ya da içe dönük diz çarpıklıkları, kamburluk (kifoz), omurganın “S” bi­çimindeki eğrilikleri (skolyoz) gibi ek­lemlerde dengesiz yüklenmeye yol açan durumlar da küçük yaşlarda art­roz gelişimine neden olur.<br />
Eklem kıkırdağım etkileyerek yıkı­mına yol açan hastalıklar; ikincil artroz nedenidir. Bunlar arasında eklem kırık ve çıkıkları, akut artritler, sık eklem içi kanamalar (hemofili), eklemde ürik asit birikmesi (gut) sayılabilir.<br />
YAPISAL ANATOMİK DEĞİŞİKLİKLER<br />
Eklemlerde artroz değişiklikleri tam olarak nasıl gelişir?<br />
Daha önce de belirtildiği gibi ilk de­ğişiklikler eklemi saran kıkırdak kılıfın­da görülür. Kıkırdak kılıfı pütürlü, ku­ru, mat bir durum alarak esnekliğini yi­tirir. Daha sonra da ufalanarak, bazen de yok olarak altındaki kemiği örtüsüz bırakır. Kıkırdağın bu şekilde ülserleş-mesi, kemiğin yoğunlaşmasına, bütün­leşmesine ve mermer gibi pürüzsüz-leşmesine (fildişi kemiği) neden olur. Yoğunlaşan kemik bölgelerinin iç kıs­mında, kan damarlarınca beslenmeyen, ölü ve bağdokusu bakımından zengin kistik boşluklar gelişir. Kıkırdak kılıfı­nın bittiği eklem ucu çevresindeki ke­mik dokusu artışı çok yavaş gerçekleşir ve sonunda “osteofit” ya da “gaga” adı verilen kemik çıkıntıları oluşur. Eklem çevresindeki sinovyal kapsüller bu yı­kım sürecine sınırlı bir şekilde katılır­lar. Kan damarlarının genişlemesine bağlı olarak şişerler ve zamanla eklem yüzeyine yapışarak eklem hareketlerini kısıtlarlar. Bu süreçte iltihap bulguları­na hiçbir zaman rastlanmaz. BELİRTİLERİ<br />
Artroz belirtileri yalnız hastalığa yakala­nan eklemle sınırlıdır. Bu hastalarda ge­nel durumla ilgili yakınmalara rastlan­maz. Başlıca belirtiler ağrı ve eklem ha­reketlerinin sınırlanmasıdır. Ağrı tipik­tir: Eklem hareket halinde iken ya da yüklenme olduğunda beliren ağrı, din­lenmeyle kaybolur ya da şiddeti belirgin ölçüde azalır. Eklem hareketlerinin ye­niden başladığı sabah saatlerinde şiddeti artan ağrı, eklemlerin ısınmasıyla yavaş yavaş azalır. Hareket kısıtlılığı mekanik bir nedenle meydana gelir: İki kemiğin birleştiği eklem yüzeyi düzgün, pürüz­süz ve kaygan olacağına pütürlü, çentik­li ve bozulmuştur. Kasların kasılması ve kapsülün kalınlaşması her iki eklem başlığım sıkıştırarak eklem hareketlerini sınırlar. Artroza bağlı bu bozukluklar kroniktir. Bazen göreli iyileşme dönem­leri yanında darbe, fiziksel zorlanma, soğuk kas zayıflaması ve şişmanlama gibi etkenlerle yakınmaların arttığı dö­nemler de görülür. Artroz oldukça yavaş gelişir ve gittikçe kötüleşerek ilerler.<br />
Hekime başvurmayı gerektiren ilk eklem yakınmaları artrozun başlama­sından yıllar sonra ortaya çıkar.<br />
TEDAVİ<br />
Bu bölümde artroz tedavisinin genel il­keleri incelenecek, hastalığın sık olarak yerleştiği eklemlere değinilirken tedavi­nin ayrıntıları da açıklanacaktır. Artro­zun temelinde yatan kemik ve kıkırdak yıkımını onaracak hiçbir ilaç ya da fi­ziksel önlem yoktur. Tedavilerle Artroz gelişimi ancak çeşitli tıbbi ve fiziksel<br />
Javi yöntemleriyle yavaşlatılabilir ya da bazı durumlarda yıkıma neden olan lezyona bağlı yalanmalar uzun bir süre hafifletilebilir. Bu bilgi ışığında artroz tedavisinin üç biçimde uygulanabilece­ğini belirtelim: Koruyucu, tıbbi (genel ya da yerel) ve cerrahi tedavi.<br />
Artrozun önlenmesi, yaşlanmanın yol açtığı kaçınılmaz eklem yıkımını geciktirmeyi sağlayan tüm kişisel ön­lemleri kapsar. Aşırı kilo almaktan ka­çınmak, düzenli spor yapmak (yürü­mek, bisiklete binmek, yüzmek vb), kanda ürik asit, şeker ve kolesterol de­ğerlerini ölçtürerek artrozu hazırlayıcı hastalıkların erken tanı ve tedavisini sağlamak, dengeli beslenerek et çeşitle­ri, tatlılar, alkol vb yiyecek ve içecek­lerde aşırıya kaçmamak gerekir. Eklem ve iskelet yapısının doğumsal, nedeni bilinmeyen (idiyopatik) ya da tam teda­vi edilmemiş darbeye bağlı bozuklukla­rını önlemek için erken cerrahi ve orto­pedik tedaviler uygulanır.<br />
Artrozun tıbbi tedavisi sistemik ya da yerel olabilir. Sistemik tedavide art­rozu ağırlaştıran hormonal bozukluklar, şeker hastalığı ve şişmanlık gibi hasta­lıklar tedavi edilir. Yerel tedavide ise, ağrının başlıca sorumlusu olan yumu­şak eklem dokularının örselenmesi azal­tılmaya çalışılır. Ayrıca iskelet sistemi­nin kan ve kalsiyum gereksinimleri ye­terli düzeyde karşılanır, hastalıklı ekle­min hareket yeteneği elden geldiğince korunmaya çalışılır. Cerrahi tedavi, art­roz yakınmalarına yol açan bozuklukla­rı önemli ölçüde düzelterek en başarılı ve uzun erimli sonuçların alınmasını sağlar. Hasta ekleme ve hastanın yaşma göre değişen bir dizi cerrahi yöntem uy­gulanabilir. Cerrahi yöntemlerin başlı-calan eklemi oluşturan kemikler arasın­daki bağlantıyı yeniden düzenleyen os-teotomi (ameliyatla kemiğin bir parçası­nın çıkarılması ya da kemik eklenmesi), yıkıma uğramış eklem başlıklarının bir bölümünün ya da bütününün protez (ya­pay kemik uçları) ile değiştirilmesidir. yun omurlarında sık görülür. İki tür omurga artrozu vardır: Disk artrozu ve interapofizer artroz. Disk artrozunda omurlar arasındaki disk (yastık) esnek­liğini yitirerek kemikler arasında ezilir. İnterapofizer artrozda ise hastalık omurların arka kısımlarını birleştiren küçük eklemlere yerleşmiştir ve omur­ga hareketleri sınırlanır. Bilindiği gibi omurlar arasında kıkırdak yapısında diskler bulunur. Bu diskler esnek ve kaygan olmalarıyla kemikler arasındaki sürtünmeyi en aza indirerek omurga ha­reketlerini gerçekleştirirler. Disk, artro­zun yıkıma uğrattığı ilk, hatta tek ek­lem yapısıdır. Omurga artrozunun öteki özellikleri hep bu başlangıç lezyonunun sonuçlandır. Disk yumuşar, bütünlüğü­nü yitirir, ufalanmaya başlar, incelir ve sonunda omurlar arasında ezilir.<br />
İncelmenin, disk yüzeyinde eşit ol­maması sonucunda üstteki disk, alttaki hastalıklı diskin incelen bölgelerine doğru kaymaya başlar. Bir yandan da ezilen disk omurlann dışına kayar. Omurları birbirine tutturan bağlar, diski bütünüyle hapseder. Böylece iyice geri­len disk, kemiğin en dış yüzünü ve omurga periostunu (kemik dış zarı) tah­riş eder. Kemik, sürekli etkisinde kaldı­ğı tahriş edici uyaranlara “osteofit” ya da “gaga” adı verilen kemik çıkıntılan oluşturarak yanıt verir.<br />
Kemik dokusundaki artış bazı ileri olgularda birkaç omurun birbiriyle kay­naşmasına neden olabilir. Kaynaşan omurlar arasındaki eklemler ve dolayı­sıyla hareketlilik sınırlanmış olur.<br />
Omurga artrozunda, ağn ve omurga sertliğine ek olarak omurga kanalından geçen sinirsel yapılann zedelenmesine bağlı belirtiler de görülebilir. Omurga içinde omurilik yer alır. Omuriliğin ha­reket ve duyu sinirleri (motor ve sensor-yal sinirler) vücudun her yanına yayılır. Sinirler gidecekleri yere ulaşmak için mutlaka omurga içinden geçmek zorun­dadır. Bu geçiş, yapılarında birçok delik bulunan omurlann art arda sıralanarak oluşturduğu kapalı bir kanal içinde ger­çekleşir. Böylelikle bir omurun kayması ya da kemik çıkıntısının büyümesi, omur boşluğunu daraltarak sinire doğru­dan baskı yapar. Kemik baskısı ile sıkı­şan sinirin yayıldığı bölgelerde ağn du­yulacaktır. Örnek olarak, siyatik sinirin sıkışması ya da iltihabı sonucunda geli­şen siyatik tablosu verilebilir.<br />
Ağnyı oluşturan tek etkenin sıkışma olmadığı, göğüs hizasındaki omurlan tutan artroz örneğinde daha iyi anlaşılır. Göğüs omurlarında boşluğun geniş ve bu omurlann çok az hareketli olması, sıkışma olasılığım zayıflatır. Bu durum­da sinir kökünü ilgilendiren iltihaplan­ma ve bazı olgularda mekanik değişim­ler sonucunda gelişen kanlanma yeter­sizliği söz konusudur. Sinir kökünün zedelenmesi ağn dışında çeşitli belirti­lere de neden olabilir. Özellikle artro­zun göğüs ve boyun omurlarını tuttuğu durumlarda, “servikal sendrom” görüle­bilir. Bu, gözbebeklerinde genişleme, etkilenen sinir kökü tarafında yarım baş ağrısı, eklem hareketlerinin çıtırtıh ol­ması, denge bozukluklan, kalp çarpıntı­sı ve mide bulantısıyla seyreden bir tab­lodur. Tüm bu belirtilere “Neri-BarrĞ-Lieou sendromu” adı verilir.<br />
Omurga artrozu tedavisinin genel ilkelerine daha önce değinilmişti. Bu ara­da önemli bir noktayı vurgulamak gere­kir. Birkaç aydır sırt ve boyun ağrıların­dan yakınan bir hastanın hekime baş­vurması ile çekilen röntgen filminde disk ya da omurga arka eklemlerinde artroza bağlı yıkımın yıllar önce başla­dığı anlaşılır. Aynı hastanın bir-iki yıl önce hiçbir yakınması yokken omurga filmi çekilseydi, artroz lezyonlan tüm açıklığıyla görülebilecekti. Öyleyse ağ­rılar neden birdenbire ortaya çıkar? Bu­nun nedeni, önceleri her şeye karşın normal olan omurganın statik-dinamik (durağan ve devingen) dengelerinin, ba­zı yeni etkenlerle artık bozulmuş olma­sıdır. Bu etkenler omurgayı destekleyen kasların durumu, omurga kemiklerinin tuttuğu kalsiyum miktarı ve vücudu et­kileyen başka sistemik hastalıklardır. Bu nedenle, tıbbi tedavi filmlerde sapta­nan artrozu tedavi etmekten çok (ki bu olanaksızdır) genel ya da kaslara bağlı bozukluklann giderilerek yakınmaların dindİrilmesine yöneliktir. Fizik tedavi­nin artrozda çok geniş bir uygulama alanı vardır. Özellikle dolaşımı hızlan­dıran ve kas beslenmesini artıran masaj ve kuru ısı uygulanması (elektrikli yas­tık, Bier fırını, kısa hertz dalgalan ile yapılan markoniterapi, radarterapi, sı­cak kum tedavisi) yaygın olarak kulla­nılan yöntemlerdir. Cerrahi tedaviye çok az olguda baş­vurulur. Artrozun yaptığı yıkım sonu­cunda omurga kanalındaki sinirsel ya­pıların sıkıştığı olgularda cerrahi teda­viyle bu sıkışıklıklar giderilir. Birden fazla diskin yıkıma uğradığı ileri omur­ga artrozu olgularında ağnya yol açan sıkışmanın olduğu omurların çıkanlma-sı yöntemine başvurulur. Kalça artrozu. Kalça artrozun en çok görüldüğü eklemlerden biridir. Doğum­sal gelişme bozukluğu (konjenital dis-plazi) olanlann büyük bir bölümünde tedavi edilmemiş ya da bütünüyle iyi-leştirilmemiş doğumsal biçim bozuklu­ğundan kaynaklanan ikincil artroz gö­rülür.<br />
İkincil artrozun başlıca nedenlerin­den biri doğumsal gelişme bozuklukları­dır. Çünkü tedavi edilmemiş ya da tam iyileşmeyen doğumsal gelişme bozuk­luklarında ilerleyen eklem uyumsuzluk-lan artroza ortam hazırlarlar. Tedavi edilmemiş ya da altı yaştan sonra tedavi edilmiş doğumsal kalça çıkıklarında uy­luk kemiğinin (femur) ya da kalça kemi­ği yuvasının (asetabulum) eklem yapıla­rında düzensizlikler kalır. Doğumsal kalça çıkığında beliren artroz oldukça ağırdır. Eklemlerdeki düzensizliklerin en az hafif olduğu olgularda bile artroz şiddetlidir. Doğumsal kalça çıkığına bağh olarak gelişen artrozun belirtileri çok geç ortaya çıkan (30-40 yaşlarında) ağn ve hareket kısıtlılığıdır. Kemik olu­şum bozukluklarının ileri derecede oldu­ğu olgularda, gerçek artroz tablosunun henüz ortaya çıkmadığı erken dönemler­de topallama ve ağn belirir. Kalça kemi­ği yuvası (asetabulum) ve uyluk kemiği başı aynı eğime sahip değilse, vücut ağırlığı eklem yüzeyjne eşit dağılmaz ve eklem kıkırdağı giderek aşınır. Çıplak kalan kemik yüzeylerinin birbirine değ­mesiyle çok ağnlı ve zamanla eklem ha­reketlerini kısıtlayıcı bir tablo ortaya çıkar. İkincil artroz, iki eklem yüzeyi ara­sındaki kusursuz uyumu bozan herhangi bir nedenin sonucunda gelişebilir. Bu nedenler arasında uyluk başının iltihap­lanmasını (osteokondrit) sayabiliriz (Perthes hastalığı). Bu hastalıkta kemik ucu (epifiz) çekirdeğinin 4-10 yaşlann-da meydana gelen yerel dolaşım bozuk­luğuna bağlı olarak normal gelişimini tamamlayamaması söz konusudur. So­nuçta uyluk başı büyük ölçüde yuvar­laklığım yitirir. Uyluk kemiği ucundaki ve uyluk boynundaki kırıklar çoğu za­man kemiği besleyen damarların da tı­kanmasına neden olarak kemik beslen­mesini önemli ölçüde bozar. Uyluk başı kemik dokusunda böylelikle kısmen ya da bütünüyle doku ölümü gelişir ve hız­la artroz oluşumu başlar.<br />
Kalçanın mikrobik iltihaplarına (septik artritler) ya da Koch basiline (verem basili) bağh iltihaplar (verem artriti, koksit) eklem kıkırdağında ve kemik başlarında Önemli doku yıkımı yapar. Bu hastalıklarda klinik açıdan tam iyileşme sağlansa da bazen ağır art­roz tablosunun gelişimi önlenemez. Kalça artrozuna neden olabilecek belir­gin bir yerel etken olmadan gelişen art­roza birincil artroz denir. Bu artroz türü başta jngiltere olmak üzere Kuzey ülke­lerinde çok yaygındır. Daha çok orta-ileri yaşlarda (50-60 yaşından sonra) görülür ve bir yanda daha belirgin ol­mak üzere her iki kalça eklemini tutar.<br />
Hastalık eklemlerde ilerleyerek ha­reketin sınırlanmasına neden olur. Uy­luk başı normal biçimini yitirir, büyür ve kalça kemiği yuvasını fazlasıyla dol­durarak eklemin tüm mekanik işlevini bozar. Kalça artrozunun en önemli be­lirtisi kasığa, kalçaya ve sıklıkla dize yayılan ağrıdır. Kalça ekleminin bacağı uzatan ve içe doğru döndüren hareket­leri kısıtlanmıştır. Öte yandan eklemin içeriye doğru yaptığı bükülme hareket hastalıktan uzun bir süre etkilenmez. Daha önce değinilen iki belirti sonu­cunda hastalığa özgü bir topallama (ka­çış topallaması) gelişir. Bunun nedeni hastanın yürürken vücut ağırlığını sağ­lam ekleme bindirerek, ağnlı eklemin yükünü en aza indirmeye çalışmasıdır.<br />
Kalça artrozunun tedavisinde, öteki eklemlerin artrozunda olduğu gibi tıbbi ve fizik tedavi yöntemleri uygulanır. Tedavide öncelikle eklemdeki iltihabın ve eklem çevresindeki yumuşak doku­lardaki (sinovya zarı, eklem kapsülü, kaslar) zedelenmenin giderilmesi amaç­lanır. Tedavi sonucunda hastanın ağrıla­rında belli bir azalma olsa da, eklemler­de artrozun yol açtığı doku yıkımı ona­rılamaz. Kalça artrozunun cerrahi teda­visi, ortopedinin en önemli alanlarından biridir. Cerrahi tedaviden oldukça başa­rılı sonuçlar alınabilir. Kalça artrozunu önleyici ve artrozu tedavi edici iki tür cerrahi girişim yöntemi vardır. Artro­zun koruyucu cerrahi tedavisi çocuk ve gençlere uygulanır. Bu yöntem uyluk başının doğumsal gelişme bozukluğu ile asetabulum arasındaki mekanik uyumsuzluğu gidermeye yöneliktir. Böylece ileride gelişmesi kaçınılmaz bir artroz önlenmiş olur.<br />
Uyluk boynunun yaptığı açıyı değiş­tirerek eklemin mekanik işlevlerini dü­zeltmeyi amaçlayan osteotomi (ameli­yatla kemiğin bir parçasının çıkarılması ya da kemik eklenmesi) ve doğumsal gelişme geriliği nedeniyle uyluk başım barındıracak boyutlara ulaşamamış ase-tabuluma (kalça kemiği yuvası) uygula­nan cerrahi girişimler de önemlidir. Kalça artrozunun cerrahi tedavisinde lezyonun tek ya da çift yanlı olması, hastanın yaşı ve cinsiyeti, mesleği ve yaşam alışkanlıkları gibi etkenlere bağlı olarak çeşitli yöntemler uygulanır. Kal­ça artrozunda geçerliliğini koruyan önemli cerrahi girişim yöntemlerinden bazıları şunlardır:<br />
• Osteotomi. Osteotomide uyluk kemi­ğinin başı ile kalça kemiği yuvası ara­sındaki değme noktaları değiştirilerek uyluğun burada yaptığı yıkım gideril­meye çalışılır. Cerrahi girişimden sonra ağrı kaybolur, artrozun ilerlemesi durur ve kalça işlevleri ile hastanın yürüme­sinde belirgin düzelme sağlanır. Jyileş-me bazen kalıcı bazen de geçicidir. Ge­ne de osteotominin genç ve eklem iş­levleri henüz ileri derecede bozulmamış hastalarda uygulanan, hastalığın nede­nini ortadan kaldırmayan, ama oluşan doku yıkımını onaran bir tedavi olduğu unutulmamalıdır. Kemiklerin, osteoto-miden sonra metal plakalarla birbirine tutturulması yöntemi geliştirildikten sonra, hastalara uzun süreli alçı uygu­lanmasına son verilmiştir.<br />
• Artrodez. Artrodez, eklemin cerrahi girişimle kaynaştırılmasıdır ve tek yanlı kalça artrozlannda uygulamr. Artrodez uygulanan eklem devre dışı kaldığından ağrı bütünüyle ortadan kalkar. Hasta sağlam eklemini kullanarak rahatça iş hayatım sürdürebilir. Ama bu tedavi so­nucunda oturma, araba kullanma ya da bisiklete binme gibi edimler güçleşir. Belli bir yaşama alışkanlığı olan hasta­lar gönüllü olarak kabul etmese de, artrodez en geçerli tedavi yöntemlerinden biridir.<br />
• Artroplasti girişimleri. Artroplasti, hastalığın yıkıma uğrattığı eklem başla­rına yeniden biçim verilmesidir. Eklem başlarını fasya, yağ vb biyolojik mad­delerle kaplama yöntemleri başarılı ol­mayınca, son zamanlarda yapay eklem başlarının kullanımına başlanmıştır.<br />
• Artroprotez. Her iki eklem yüzeyinin (uyluk ve asetabulum) ya da yalnız uy­luk başının değiştirilmesidir. Vücudun iyi uyum gösterdiği metal alaşımlardan üretilen yapay protezler kullanılır.<br />
Artroprotez mekanik açıdan kalça artrozunu bütünüyle iyileştiren bir giri­şimdir. Ağrı birkaç gün içinde bütünüy­le kaybolur, eklem hareketleri ve yürü­me hemen hemen normale döner. Ama gene de bazı sorunlar görülebilir; hasta­ların bir bölümünde ekleme yerleştiri­len yapay maddelere karşı uyumsuzluk gelişir. Elde edilen sonuçların yüksek başarısı ve olguların başka girişimlerle tedavi şansının olmaması artroprotez tedavisini daha da geçerli kılar. Girişi­min teknik yönü geliştikçe artroprotez, artroz tedavisinde en seçkin yöntemler­den biri olacaktır.<br />
Diz eklemi artrozu (gonartroz). Art­rozun dizde birincil olarak gelişmesi çok enderdir. Burada hemen her zaman iskelet çatısı eğrilmelerine, küçük yaş­larda geçirilen iskelet yapısını bozan hastalıklara ve darbelere bağlı ikincil artroz söz konusudur. Raşitizmde, kü­çük yaşlarda görülen kemik kırıklarının yol açtığı içe (X bacak, valgus) ya da dışa (parantez bacak, varus) dönük diz­lerde vücut ağırlığı yaşam boyunca ek­lemin içbükey yüzüne biner. Böylece aşın yük altında kalan eklem erken yaş­lanır ve kıkırdak ile altındaki kemik yı­kıma uğrar. Diz artrozu belirtileri ge­nellikle 50 yaşlarına doğru daha çok şişman, bacaklarında varis bulunan ve menopoz dönemindeki kadmlarda görü­lür. Başlangıçta sinsi bir ağrı vardır ve eklem hareketleri kısıtlanır. Hastalık yerleştikçe sinovya zarı kahnlaşarak diz şişer. Baldır kaslarında erime (hipotro-fi) başlar. Diz hafif gergin, eklem hare­ketleri kısıtlı ve seslidir (kıtırtılı). Diz filminde eklem kenarlarının inceldiği, hatta dizin iç ya da dış bölümlerinde bütünüyle ortadan kalktığı görülür. Hastanm ayakta çekilen diz filminde kemiklerin denge ekseninin bozulduğu ve eklem kenarlarının inceldiği belirgin<br />
bir biçimde saptanır. Hastalığın birincil türünde genellikle dizkapağı kemiğinin eklem yüzeyinde osteoflt (kemik çıkın­tısı) oluşumu gözlenir. Eklem İçinde serbest kemik parçalarına rastlanabilir.<br />
Tıbbi tedavi, öteki artroz türlerinde olduğu gibi ancak geçici rahatlama sağ­lar ve yalnızca hastalığın başlangıç ev­relerinde uygulanır. Belirtiler ortaya çıktıktan ve dizde belirgin biçim bozuk­luğu oluştuktan sonra ağrının giderilme­si ve ekleme olağan işlevlerini kazan­dırmak ancak cerrahi tedavi ile sağlana­bilir. Cerrahi girişim ile eklemde hare­keti sınırlayan ve ağrı yapan tüm ölü dokular çıkarılır ya da uyluk ve kaval kemiklerinin denge ekseni düzeltilerek yükün diz eklemine sağlıklı bir şekilde dağılması sağlanır. İlk geliştirilen cerra­hi girişim yöntemlerinden “keiloplas-ti”de eklem içindeki kemik kırıntıları, bozunmuş menisküs, uyluk ve kaval ke­miği yüzeylerini zedeleyen osteofltler, eklem kıkırdağında yıkıma uğramış alanlar çıkarılır. Dokuların bozunması ileri düzeydeyse kaval kemiğinin ek­lem yüzeyi çıkarılarak açıkta kalan ke­mik bu bölgeden alman yağdokusu ile örtülür. Dize binen yük eksenim düzelt­mek amacıyla osteotomi uygulanır. Bu eksenin bozulmasına yol açan, kaval kemiğine ve öteki kemiklere ilişkin is­kelet düzensizlikleri de giderilir. Cerra­hi girişim, kaval kemiği üst ucundan başlayıp kemiğin içbükey yüzeyi bo­yunca devam eden bir keşiden oluşur. Bu girişimle eklem yüzeyleri bütünüyle yatay duruma getirilir ve kesik kemik yüzeyleri arasına hastanın kendisinden ya da başkasından alınan takoz biçimin­de kemik parçalan sıkıştırılır. Böylece eklemin doğru bir biçim alması sağla­nır. Hasta girişimden sonra 3-4 hafta al­çıda tutulur. Ekleme birkaç ay boyunca doğrudan yük bindirilmez. Bu girişim 65-70 yaş üzerindeki hastalarda bile ol­dukça başarılı sonuçlar verir. Artrodez ve diz ekleminin devre dışı bırakılması girişimleri, ancak diz eklemini tutan bir enfeksiyon durumunda ya da çok genç hastalarda darbe sonrası gelişen artroz olgularda uygulanır.<br />
* Günümüzde artroz tedavisinde önemli başarılar elde edilmektedir. Far­makolojik araştırmaların ve yeni cerrahi tekniklerin geliştirilmesi sonucunda yaygm bir hastalık olan artrozun yakın gelecekte daha geniş tedavi olanakları­na kavuşacağı düşünülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Artroz belli bir düzeyde durur mu, yoksa sürekli ilerleyici bir  has­talık mıdır?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Artroz gittikçe ağırlaşan bir hastalıktır. Ama hastalığın gidişi hastaya,  tutulan ekleme ve hastalığı oluşturan etkenlere göre değişir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Artroz yüksek ateş yapar mı?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Artroz iltihabı bir hastalık değildir; doku yıkımı ile seyreder. Bu ne­denle ateş kural  olarak görülmez, kan tahlilleri de normal sonuçlar  ve­rir.</p>
<p style="float: right;margin: 4px;">
</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Soru</strong></span></p>
<p><strong>Belirgin bir neden olmadan da kalça artrozu görülebilir mi?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
.Evet. Eklem yüzeylerinin normal yapısını bozan belirgin bir neden  ol­madan da kalça artrozu gelişebilir. Böyle durumlarda birincil  artroz-dan söz edilir. Nedeni kesin olarak belirlenememekle birlikte, bu  has­talıktan şişmanlık ve bacak toplardamarlarının  yetersizliği sorumlu tu­tulmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Soru</span><br />
</strong></p>
<p><strong>Ayak başparmağını tutan artroz neden kadınlarda çok daha sık görülür?</strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Cevap</strong></span><br />
Çünkü kadınların yüksek topuklu ayakkabı giymeleri sonucunda baş­parmak  ile ayak arasındaki ekleme fazla yük biner ve ayak başparma­ğının içe  doğru dönmesi ciddi bir artroza neden olur. Böyle durumlar­da artroz çok  ileridir ve tek geçerli tedavi yöntemi cerrahi girişimdir.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz bitkisel tedavi">artroz bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz belirtileri">artroz belirtileri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz nedir">artroz nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artozu tedavisi nedir">artozu tedavisi nedir</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz icin bitkisel tedavi">artroz icin bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz hastalığı bitkisel tedavi">artroz hastalığı bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="BEBEKLERDE KALSİYUM ORANI FAZLALIĞI KUM YAPARMI">BEBEKLERDE KALSİYUM ORANI FAZLALIĞI KUM YAPARMI</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="antroza bitkisel ">antroza bitkisel </a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="artroz tedavisi">artroz tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/artroz.htm" title="DİZ ARTROZUNU NERDEN ANLARIZ">DİZ ARTROZUNU NERDEN ANLARIZ</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/artroz.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASTIM (BRONŞİYAL ASTIM)</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 09:59:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[ASTIM (BRONŞİYAL ASTIM) belirtileri]]></category>
		<category><![CDATA[ASTIM (BRONŞİYAL ASTIM) bitkisel tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[ASTIM (BRONŞİYAL ASTIM) nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ASTIM (BRONŞİYAL ASTIM) tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=4413</guid>
		<description><![CDATA[Bronşiyal astım nefes darlığı (solu­ma güçlüğü), öksürük ve bazen de koyu kıvamlı balgam çıkarmayla seyreden, akut ya da subakut dönemlerle belirle­nen bir hastalıktır. Belirtileri, bronş du­varındaki kasların yaygın kasılmasına bağlıdır. Kasılmayla birlikte bronş ka­nalını daraltan mukoza şişmesi (ödemi) gözlenir. Ayrıca, hafif yapışkan özellik­te, koyu kıvamlı bir salgı üreten solu­num yollan bezlerinin işlevi de artar. NEDENLERİ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bronşiyal astım nefes darlığı (solu­ma güçlüğü), öksürük ve bazen de koyu kıvamlı balgam çıkarmayla seyreden, akut ya da subakut dönemlerle belirle­nen bir hastalıktır. Belirtileri, bronş du­varındaki kasların yaygın kasılmasına bağlıdır. Kasılmayla birlikte bronş ka­nalını daraltan mukoza şişmesi (ödemi) gözlenir. Ayrıca, hafif yapışkan özellik­te, koyu kıvamlı bir salgı üreten solu­num yollan bezlerinin işlevi de artar.<br />
NEDENLERİ<br /><span id="more-4413"></span><br />
Astımın dış ve iç nedenlere bağlı iki türü bilinir. Organizmaya dışardan gi­ren alerjik nitelikli etkenler dış neden­lere bağlı astıma; enfeksiyonlardaki gi­bi hastanın vücudunda bulunan etken­ler ise iç nedenlere bağlı astıma yol açar.<br />
Bronşiyal astım daha çok alerjik bir hastalık olarak bilinir, ama hastalığın Üçüncü bir türünden daha söz edilmeli­dir. Astım olgularının üçüncü türü, so­lunum yolu enfeksiyonlarının kötü so­nuçlarına bağlıdır, bu durum özellikle çok genç ya da çok yaşlı kişilerde görü­lür. Etkenleri genellikle bakteri ya da virüsler olan enfeksiyonlar sıradan bir soğuk algmlığındaki gibi görece hafif gidişil olabilir. Ama görünürde çok sı­radan olan bu hastalık tabloları sessizce astıma doğru ilerler. Bronşiyal astımı olan hastaların üçte birinde, ruhsal ve duygusal gerginlikler de önemli bir ne­den oluşturur.<br />
Bronşiyal astımla ruhsal süreçler arasındaki karşılıklı etkileşim oldukça karmaşıktır. Duygusal değişimler astım nöbetlerim başlatmakla kalmaz, aynı zamanda alerjik ya da enfeksiyona bağ­lı astım biçimlerinin şiddetini artırarak ya da azaltarak nöbetlerin klinik tablosunu da değiştirebilirler. Bronşiyal as­tım yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir, ama olguların üçte biri ergenlik döneminden önce başlar ve ileri yaşlarda sıklığı azalır. Kentsel alanlarda yaşayanlara oranla, kırsal bölge nüfusunda daha az görülür; hava kirliliği oranı yüksek olan ortamlarda Çalışan ya da yaşayanlarda daha yay­gın dır.<br />
BELİRTİLERİ<br />
Hastalığın başlangıcı birden başlayan astım nöbeti biçiminde olabilir. Ama nöbet öncesinde, hafif bir soğuk algınlı­ğına benzeyen bazı geçici belirtiler de görülebilir. Göğüs kemiği çevresinde ağrı nöbeti, bronşlarda balgam artışı, solunum güçlüğü, göğüste baskı duygusu gibi bulguların kaynağı bazı kokular, bazı maddeler ya da hayvanlar olabilir. Huzursuz, sıkıntılı, çöküntü içinde ve uykusuz olan hasta astım nöbetinin ilk belirtilerini genellikle iyi tanır. Astım nöbetinin en sık görülen ilk bulguların­dan biri koku duyusunun yitirilmesidir; nöbetin sonlarına doğru bu duyu genel­likle geri gelir. Nöbetlerin tipik tablosu balgamsız hırıltılı bir solunum, göğüste sıkışma ve boğulma duygusu ile başlar; daha sonra boğulma duygusu, sıkıntılı bir hava açlığına dönüşür, hasta giderek artan bir korkuyla tüm çabalarına kar­şın, etkili solunum yapamaz, göğüs ka­fesinin genişlemesinin engellendiğini zanneder. Korkulu, gergin ve huzursuz olan hasta, solunumunu kolaylaştırac ak bir konum arar. Yataktaysa, kollarını şilteye doğru uzatıp, omuzlarını yüksek tutmaya çalışarak oturur; ayaktaysa ha­va arayışı içinde sıkıntılı bir şekilde dö­nüp durur, pencereden dışarı sarkar ya da bir sandalyeye ata biner konumda oturarak, yardımcı solunum kaslarının işini kolaylaştıracak biçimde sandalye­nin sırt kısmını sıkıca sarar. Yüzü solgunlaşır ve moranr, gözleri dışarı fırlar, konuşma güçlüğü çeker. Boyun, göğüs ve karındaki yardımcı solunum kasları gergindir; genişleyen göğüs kafesi yal­nız çok yüzeyel ve sınırlı solunum ha­reketleri yapar. Soluk alma kısa süreli­dir, çok az hava alabilir ve aldığı hava­yı hemen dışarı verir. Solunum yollan gerilmiş olduğu için, hava zorlukla dı­şarı verilirken ıslık gibi bir ses çıkar.<br />
Bronşiyal astım nöbetlerinin süresi oldukça değişkendir: Birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Solunum yavaş yavaş normale döner, sıkıntı yeri­ni bir rahatlama duygusuna biralar. Ağır tehlike şimdilik aşılmıştır, yüz çiz­gileri yumuşar, öksürükle birlikte son derece yapışkan, beyaz renkli bir bal­gam çıkarılır; kas gerginliği kaybolur. Derin bir yorgunluk duygusuyla hasta uykuya dalar. Nöbetin sonunda genel­likle fazla miktarda açık renkli bir idrar çıkarılır.<br />
Astım krizinin geçmesiyle hasta nor­male dönerek olağan etkinliklerini sür­dürebilir. Ama şiddetli astım türlerinde, nöbetler sık olduğundan nöbet aralarında da en küçük bir güç harcamayla artan soluma güçlüğü ve hırıltılı solunum gibi bazı hafif temel belirtiler sürebilir. Uy­gun bir biçimde tedavi edilmezse bron­şiyal astım, nöbetler halinde gelen bir hastalık olmaktan çıkıp, kalıcı bir hal alır ve gerçek bir “astmatik hastalığa” dönüşür: Artık solunum güçlüğü süreklidir; hasta her zaman hırıltılı olan öksü­rükle bronşlarda sürekli bulunan balga­mı atmaya çalışır; en ufak bir yorgun­luk, heyecan, ısı değişimi, hastalık belir­tilerinin şiddetlenmesine yol açar.<br />
ASTIM NÖBETİ NEDENLERİ<br />
Astım nöbetinin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı kişisel özel­likler dikkate alınmalıdır. Bazı insanlar belirli alerji uyarıcı maddelere (alerjen) karşı aşırı duyarlıdır. Bu durum orga­nizmanın özgün antikorlar denen bazı maddeler oluşturmasına neden olur; bunlar daha sonra alerjenlerle karşıla­şınca astım nöbetlerini başlatır.<br />
Olguların büyük bir bölümünde so­lunan hava aracılığıyla akciğerlere ula­şan alerjen madde, hücrelere yapışık olarak bulunan antikorlarla karşılaştı­ğında, akciğer dokusunun tüm bileşen­lerinin katıldığı, bir dizi ani gelişen sü­reç başlar. En ince bronş dallarının çev­resindeki dairesel düz kas lifleri kasıla­rak büzülürler ve böylece hava ile kan arasında gaz alışverişinin (karbon diok-sitin atılarak oksijenin alınması) gerçek­leştiği hava keseciklerine (alveol) ula­şan havanın geçtiği alan daralır! Bronş­ların içini örten mukoza şişer (ödem) ve gergin bir görünüm alarak havanın geçi­şini daha da zorlaştırır; ayrıca, mukus salgılayan hücrelerin salgılan artar. Bronş mukozasında çok sayıda, mukus salgılayan hücre vardır; normal koşul­larda çok yararlıdırlar, çünkü bunların salgılan solunum yollarını temizler. As­tım nöbetlerinde ise yapışkan ve koyu kıvamlı aşırı mukus salgılayarak, zaten kasılmış durumdaki küçük bronşların iyice tıkanmasına ve durumun daha da kötüleşmesine neden olurlar.<br />
Bir astım nöbetini başlatan en önemli süreçler, bronş kaslarının kasıl­ması; mukoza şişmesi (ödem); aşın ve koyu kıvamlı salgüanmasıdır.<br />
Bu durum, solunum güçlüğünü, mo­rarmayı (siyanoz), hrnltılı solunumu ve ıslıksı sesleri açıklar. Göğüs kafesi ve diyafram kaslarının gerilmesi göğüs ka­fesinin hareketlerini güçleştirir. Astım hastası nöbet sırasında, solunum kasla­rının tüm güçlerini ortaya koymasını sağlayacak ve havalanma etkinliğini ko­laylaştıracak en uygun durumu alır.Alerjik astım nöbetlerinden sorumlu uyaranlar, organizmaya değişik yollar­dan giren alerjenlerdir. En yaygınlann-dan en alışılmadık ve az olanlanna ka­dar çeşitli maddeler alerjen etki göste­rebilir; bu maddeler ne kadar yaygın ise bunlarla karşılaşma ve nöbetin başlama olasılığı da o ölçüde fazla olacaktır.<br />
Astım olgularının yüzde 80-90′mda, sorumlu alerjenler havayla solunan maddelerdir (pnömoalerjenler); en yay­gın olanları çiçek ve bitki tozları, hay-vanlann üst deri oluşundan, yani kedi, köpek, keçi, at, koyun kıllan ya da ke­pekleri, atlann yelekılları, yataklarda kullanılan yünler, kuşların tüyleri, tahıl unu, bitkisel lifler (keten, pamuk, kene­vir), ev tozlarıdır.<br />
Besinlerdeki alerjen maddeler ge­nellikle çocuklardaki astım nöbetlerin­den sorumludur, erişkinlerde daha az etkilidirler. Yaygın olarak alerji yapan besinler yumurta, süt ve süt ürünleri, et, balık, zelerdir (örneğin ıspanak). Ama astımı ortaya çıkaran tek etkenin besin olması çok az görülen bir durumdur.<br />
TANI<br />
Tipik olgularda bronşiyal astım tanısı zor değildir. Yukanda tanımlanan ve bu hastalığa özgü belirtilerle seyreden nöbetler, beyaz, incimsi balgam vb be­lirtiler hastalığın kolayca tanınmasını sağlar. Oysa atipik astım biçimlerinin tamsı daha güçtür; kalp astımı ve boğ­maca gibi solunum güçlüğüne yol açan başka hastalıklarla ayıncı tanı yapılma­lıdır.<br />
Alerjik astım tanısı açısından yararlı olan birçok yöntem vardır. Astımı başla­tan alerjenlerin araştırılması, gerek deri gerekse solunum yoluyla yapılabilir.<br />
Deri testleri iki tanedir; biri iğne (prick test) ya da çizme (scratch test) ile yapılan deri tepkimesi, öteki ise deriiçi</p>
<p>(intraderma) tepkimedir. İğne testi, aler-jen olduğu düşünülen maddenin derinin çizildiği noktaya verilmesidir, ikinci test ise deri içine az miktarda alerjen şı­rınga edilerek yapılır. Kurdeşen dökün­tülerine benzeyen kızarıklık (eritem) ve şişliğin görülmesi olumlu tepkime anla­mına gelir; bu belirtiler 10-20 dakika içinde en yüksek düzeye ulaşır ve 1-2 saat sonra kaybolur. Kuşkulu olgularda sonuçlan yorumlamaya yardım eden ka­şıntı da ek bir belirtidir. Antihistaminik-ler, kortizon ve bazılarına göre tüm anti-astmatikler bu tepkimelerin olumsuz so­nuç vermesine neden olur. Bu açıdan alerjik incelemenin her tür tedavinin ke­silmesinden 26-30 gün sonra, astım nö­beti ya da hastalık belirtisi görülmeyen bir zamanda yapılması önerilir. Üç ya­şın altındaki çocuklarda alerji testleri, genellikle güvenilir sonuçlar vermez.<br />
Alerjenlerin solunum yoluyla araştı­rılmasında, astım nöbetlerinden sorum­lu olduğu düşünülen maddeler hastaya solunum yoluyla verilir. Solumadan Ön­ce ve sonra yapılan işlevsel deney so­nuçlan karşılaştırılır. Olumlu sonuçla­nan olgularda, göğüs kafesi ve akciğer esnekliğinde azalma, hava akımına di­rençte artma olduğu anlaşılır. Solunum yoluyla yapılan testler çok karmaşıktır. Gene oldukça karmaşık olan başka test­ler de vardır. Hasta serumunun sağlıklı bir kişinin derisi içine şırınga edilmesi ve daha sonra da alerjen olduğu sanılan maddenin aynı kişiye verilmesiyle yapı­lan Prausnitz-Küstner testi; IgE denilen özgün immünğlobülinlerin serum dü­zeylerinin saptanması; insan lökositi çö­zeltisinden histamin serbestleşmesi tes­ti; bazofillerin degranülasyon testi bun­lardan bazısıdır.<br />
Kanda eozinofillerin (bir akyuvar türü) sayımı tanı açısından yararlıdır. Hastalığın ara dönemlerinde bu hücrele­rin sayısı genellikle yüksektir.varlarının gerilmesiyle kesecik içi ba­sınç yükselmesi neden olur. Uzun erim­de, akciğer amfizemi kalp ya da kalp-akciğer yetmezliğine yol açar. Bronşi-yal astımın çok sık görülmeyen bir baş­ka komplikasyonu astım nöbetleri sıra­sında hava kesecikleri içinde oluşan ba­sınç yükselmesi sonucunda amıîzemli alanlardaki kabarcıkların yırtılmasıyla akciğer zan (plevra) boşluğuna hava girmesidir (pnömotoraks). Son olarak zatürree gelişebilir; amfizemle birlikte olduğunda oldukça ağır seyreder ve kronik astımlılarda sık görülen bir ölüm nedenim oluşturur<br />
GİDİŞİ<br />
Bronşiyal astımın gidişi çok değişken­dir. Zamanla ve uygun tedavi sonrasın­da bütünüyle iyileşen hastalar sık görül­mez. İlk ya da ikinci çocukluk evresin­de başlayan hastalığın erişkin evrede ortadan kalktığı bazı olgular olabilir. Astım nöbetinin ürkütücü boyutlarına karşın, ölümle sonuçlanan olgulann sa­yısı çok azdır.<br />
TEDAVİ<br />
Astımda tedavinin iki amacı vardır: 1) Bronş kaslarının kasılmasının giderilme­si, bronş mukozasında ödemin ve mukus salgısının azaltılmasıyla astım nöbetinin denetlenmesi (semptomatik tedavi); 2) duyarlı olunan etkenlerden (çiçek tozları, ev tozlan vb) korunarak duyarsızlaş­tırma, ruhsal etkenlerin belirleyici oldu­ğu olgularda ruhsal tedavi ile nedenlerin ortadan kaldınlması (özgül tedavi).<br />
Duyarsızlaştırma tedavisinde alerjik madde özütü giderek artan dozlarda has­taya şınnga edilir. Tedavi organizmanın söz konusu maddeye duyarlılığının orta­dan kalkmasına değin sürer. Başarılı bir sonucun elde edilebilmesi için bu teda­vinin en az 3-4 yıl sürdürülmesi gerekir. Bronş enfeksiyonlanyla birlikte görü­len, içsel etkenlere bağh astım biçimle­rinde en etkili koruyucu tedavi, antibi­yotik tedavisidir. En uygun antibiyotik­ler geniş spektrumlu olanlar ve bronş kasılmalarını ağırlaştıracak yerel duyar­lılık süreçlerine yol açmayanlardır.<br />
Ruhsal tedavi özellikle çocuklann bronşiyal astımlarında yararlıdır, bu ço­cuklarda ruhsal etkenin hastalığın en önemli nedeni olduğu ortaya konmuş­tur. Bu gibi durumlarda ortam değişik­liklerini öngören bir tedavi yaklaşımı çok iyi sonuçlar verir.<br />
Bazı olgularda anne babanın da ruh-bilim muayenesinden geçmesi ve gere­kirse tedavi görmesi gerekebilir. Anne babanın duygusal sorunlan varsa bunlar çözüme ulaştırılmalıdır. Aksi durumda çocuğun kişiliğinin gelişmesi olumsuz etkilenir, hastalık şiddetlenme eğilimi gösterir. Çocuğun astımında duygusal bileşenlerin bulunmadığı, alerjik ya da enfeksiyona bağlı olduğunda bile anne baba bir psikologla görüşmelidir; böy­lece reddetme ya da aşırı koruyucu ta­vırlar geliştirmeden çocuklarının hasta­lığını gerçekçi bir biçimde kabullenme­leri sağlanabilir.<br />
KOMPLÎKASYONLAR<br />
En önemli ve sık görülen komplikasyon, akciğerde amfizem gelişimidir. Bu durumda, akciğerin esnek yapısını yitir-mesiyle birlikte küçük bronş ve hava keseciklerinde kalıcı bir genişleme gö­rülür.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="bronş extacy">bronş extacy</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="bronsiyal">bronsiyal</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="astim">astim</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="astım bronşiyal bitkisel tedavi">astım bronşiyal bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="astım bronşiyal kuşkularını dile">astım bronşiyal kuşkularını dile</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="astım tedavisi">astım tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="bronşiyal astım bitkisel tedavi">bronşiyal astım bitkisel tedavi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="hamile kadınlarda astım tedavisi bitkisel">hamile kadınlarda astım tedavisi bitkisel</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm" title="hamilelikte bronşiyal astım">hamilelikte bronşiyal astım</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/astim-bronsiyal-astim.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Horkes Horlamayı Kesen Çip</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 10:18:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlığımız]]></category>
		<category><![CDATA[en etkili horlama tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[horlama neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[horlama tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[horlamaya çip tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[horlamaya şifalı bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=7540</guid>
		<description><![CDATA[Amerika ve Avrupa’da milyonlarca kişinin kullandığı horlamayı önleyen Snore Relief (Horkes) Türkiye’ye geldi. Uyku kalitenizi ve dolayısıyla yaşam kalitenizi düşüren horlama sorunundan tümüyle kurtulmak için Horkes’i düzenli olarak 30 gün süreyle kullanmanız yetiyor. Horlama, sadece kişiyi ve çevresindekileri etkileyen bir sağlık sorunu olmayıp, aynı zamanda özel hayatı da olumsuz etkileyen bir problem. Horlama; damağın yumuşak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2027" title="7915417" src="http://www.turkmedikal.com/wp-content/uploads/cc41c5383fd4f17f5979d12f3b2aeb3e.jpg" alt="cc41c5383fd4f17f5979d12f3b2aeb3e Horkes Horlamayı Kesen Çip" width="200" height="200" /><br />
<strong>Amerika ve Avrupa’da milyonlarca kişinin kullandığı horlamayı önleyen Snore Relief (Horkes) Türkiye’ye geldi.</strong></p>
<p><span id="more-7540"></span></p>
<p>Uyku kalitenizi ve dolayısıyla yaşam kalitenizi düşüren horlama sorunundan tümüyle kurtulmak için Horkes’i düzenli olarak 30 gün süreyle kullanmanız yetiyor.</p>
<p>Horlama, sadece kişiyi ve çevresindekileri etkileyen bir sağlık sorunu olmayıp, aynı zamanda özel hayatı da olumsuz etkileyen bir problem.</p>
<p>Horlama; damağın yumuşak olması, küçük dilin sarkması, genizde et olması, burun kemiğinde eğrilik olması gibi sağlık sorunlarından kaynaklanabiliyor. Bu sorunların neden olduğu horlamalara karşı geliştirilen Horkes cihazı, kullanılmaya başlandığı günden itibaren horlama sorununu tamamen ortadan kaldırıyor.</p>
<p><strong>Horkes horlamayı nasıl kesiyor? </strong></p>
<p>Horlama sorununa karşı yüzde 99 etkili olan Horkes, nefes yolu sinirlerini etkili bir biçimde harekete geçiren ve nefes alma sırasındaki iletişim yolunu açan yüksek güce sahip CMOS çipi taşıyor. Bu çip sayesinde kullanıldığı andan itibaren fiziksel nedenlerden kaynaklanan horlamayı hemen kesmeye yardımcı oluyor.</p>
<p>Horkes, nefes yolu tıkalı ya da daralmış kişilerin nefes yolunu açıp, nefes geçişini rahatlatıp horlamayı engelliyor. Cihazın iki ucunda nefes almayı kolaylaştıran oluk yer alıyor.</p>
<p>Horlama sorununa tümüyle veda etmek için Horkes’i düzenli olarak 30 gün boyunca kullanmak gerekiyor. Kilo problemi olanların ise Horkes’i 90 gün boyunca düzenli kullanması şart.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horlama tedavisi">horlama tedavisi</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horlama">horlama</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horkes">horkes</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="sağlığımızı korumamıza yardımcı besinlerin resimleri">sağlığımızı korumamıza yardımcı besinlerin resimleri</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horlamaya çözüm">horlamaya çözüm</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horlamayi kesen bitkiler">horlamayi kesen bitkiler</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="Horlamayi kesen ilac">Horlamayi kesen ilac</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="sağlığımızı korumamıza yardımcı besinler">sağlığımızı korumamıza yardımcı besinler</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="HORLAMAYA KARŞI">HORLAMAYA KARŞI</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm" title="horlama nasıl geçer">horlama nasıl geçer</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/horkes-horlamayi-kesen-cip.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yakut Taşı Faydaları</title>
		<link>http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm</link>
		<comments>http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 10:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlığımız]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı erden alınır]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı fiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı nasıl kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Yakut Taşı zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkmedikal.com/?p=7541</guid>
		<description><![CDATA[• Kan dolaşımını pozitif yönde canlandırıcıdır. • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. • Aşırı cinsel isteğe karşı iyi gelir. • Kişinin gerçek kişiliğini ve doğasını özgürce ifade edebilmesi için yardımcıdır. • Koşulsuz sevmeyi sağlar. Diğer insanlara karşı duyulan anlayış ve hoşgörü duygularını çoğaltır. • Kişinin özgüvenini ve cesaretini güçlendirir. • Kişiyi kendisi için hissettiği olumsuz duygulardan arındırır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-2192" title="yakuttasi" src="http://www.turkmedikal.com/wp-content/uploads/71392ad0864a1113b5ac2c97237754f9.jpg" alt="71392ad0864a1113b5ac2c97237754f9 Yakut Taşı Faydaları" width="168" height="182" /><br />
• Kan dolaşımını pozitif yönde canlandırıcıdır.</p>
<p>• Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.</p>
<p><span id="more-7541"></span></p>
<p>• Aşırı cinsel isteğe karşı iyi gelir.</p>
<p>• Kişinin gerçek kişiliğini ve doğasını özgürce ifade edebilmesi için yardımcıdır.</p>
<p>• Koşulsuz sevmeyi sağlar. Diğer insanlara karşı duyulan anlayış ve hoşgörü duygularını çoğaltır.</p>
<p>• Kişinin özgüvenini ve cesaretini güçlendirir.</p>
<p>• Kişiyi kendisi için hissettiği olumsuz duygulardan arındırır.</p>
<p>• Kendisini taşıyan kişiyi dürüst olmaya yönlendirir.</p>
<p>• Sezgileri güçlendirerek, kötülüklerden uzak durulmasını sağlar.</p>
<p>• Kişiyi kendini sınırlamaktan kurtarır, ruhsal gelişim ve mutluluk duygularını artırır.</p>
<h4>Son aramalar:</h4><ul><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşı fiyatları">yakut taşı fiyatları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut ta">yakut ta</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut">yakut</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşının fiyatı">yakut taşının fiyatı</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşının faydaları">yakut taşının faydaları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut tasi ne işe yarar">yakut tasi ne işe yarar</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşı fiyatı">yakut taşı fiyatı</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taş fiyatları">yakut taş fiyatları</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşi faydalari">yakut taşi faydalari</a></li><li><a href="http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm" title="yakut taşının fiyatları">yakut taşının fiyatları</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkmedikal.com/yakut-tasi-faydalari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

