Archive for the ‘Kadın Sağlığı’ Category
Fitoöstrojenler ve Menopozal Semptomlar
Epidemiyolojik çalışmalar, menopozun ilk dönemlerinde görülen ateş basması, gece terlemesi, uyku düzensizliği gibi vazomotor semptomların Batı toplumlarında Asya toplumlarına kıyasla çok daha sık görüldüğünü işaret etmektedir. Ateş basmasının oluşma eğiliminin, Batı toplumlarında yaşayan kadınlarda % 60, Asyalılarda ise sadece % 10,5 oranında olduğunu gösterilmiştir. Başka bir çalışmada, soya protein izolatı alan postmenopozal kadınlarda sıcak basmalarının % 45 oranında azaldığı kaydedilmiştir. Çalışmalar, soya tüketen postmenopozal kadınlarda ateş basması şikayetlerinin azaldığını ancak plasebo grubu ile karşılaştırıldığında bu azalmanın istatistiksel öneminin olmadığını göstermektedir. Ancak semptomların zaman içinde doğal çözümlenmesi ve plasebo cevaplarındaki çeşitlilikler, çalışılan populasyonun, kullanılan soya ürününün, çalışma modelinin farklı olması ve fitoöstrojen metabolizmasının bireysel ayrıcalıklar gösteriyor olması sonuçların objektif değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Fitoöstrojen desteğinin bazı peri/post menopozal kadınlarda vazomotor semptomları hafiflettiği görülmektedir; ancak kullanılacak formulasyon ve doz ile ilgili spesifik önerilerin yapılması zordur. (2)
Son aramalar:
Fitoöstrojenler ve Kardiovasküler Hastalıklar
Kadınlarda kardiyovasküler hastalıkların premenopozal yıllarda daha az görülmesi ve menopozdan sonra bu riskin artması, endojen östrojenlerin kardiyovasküler hastalıklardan koruyucu etkisi olduğunu düşündürmektedir (5).
Fitoöstrojenlerin lipid profilini düzenleyici, LDL oksidasyonunu önleyici, endotel fonksiyonları geliştirici etkileri ile kardiovasküler hastalıklara karşı koruyucu olabileceği gösterilmiştir. Günlük ortalama 47 gr soya proteini alımının plazma LDL kolesterol düzeyini % 12.9, trigliserit düzeyini yaklaşık %10 oranında düşürdüğü ve HDL kolesterol düzeyini % 2 oranında artırdığı görülmüştür. Birleşmiş Milletler Besin ve İlaç Örgütü doymuş yağ ve kolesterol yönünden sınırlandırılmış diyetle birlikte günde 25 gram soya proteini tüketiminin kalp hastalığı riskini azaltabileceğini kabul etmiştir. Kardiovasküler hastalıklar için önemli bir risk etmeni olan arter elastikiyetinin endojen östrojen düzeyi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Çünkü östrojen, düz kas hücreleri ve endoteller üzerinden arter elastikiyetini etkileyebilmektedir. Fitoöstrojenlerin de östrojenler gibi arter elastikiyetini etkileyebileceği düşünülmektedir. Fitoöstrojenler antiproliferatif özellikleri ile düz kas hücrelerinin proliferasyonunu azaltarak ve arterosklerotik plakların gelişmesini geciktirerek, endotel işlevi geliştirebilir ve vazodilatör etkiler meydana getirebilirler. Fitoöstrojenlerin antioksidan özellikleri ile lipit oksidasyonu azaltarak koruyucu olabilecekleri de çalışmalarla gösterilmiştir.(2)
Son aramalar:
Meme Kanseri Yoksul Ülkelerde Daha fazla
Harvard Üniversitesinden Felicia Knaul, Washington’da konuya ilişkin konferansta, daha önce meme kanserinin sadece zengin ülkelerdeki kadınları etkilediğinin düşünüldüğünü, ancak artık gelişmekte olan ülkelerdeki kadınları da etkilediğini bildiklerini belirtti.
Knaul, gelişmekte olan ülkelerde meme kanserindeki artışın bu ülkelerde enfeksiyona yakalanan ve kötü beslenenlerin sayısındaki azalma ile yaşam süresinin uzamasına bağlı olduğunu ifade etti.
Son aramalar:
Vajina Estetiği ameliyatı
Dış genital organlarda doğuştan var olan yapısal bozukluklar, ya da ileri dönemlerde çocuk doğurma ve cinsel aktiflik nedeniyle vajinal bölgede ortaya çıkan değişiklikler, birçok kadında cinsel tatminsizlik ve isteksizliğe, mutsuzluğa ve komplekse yol açmakta, hatta bikini veya dar pantolonları rahatça giyememe zorluğuna da neden olmaktadır. Güzel bir kadının bile kendi dış genital organını anatomik olarak beğenmemesi, cinsel yaşantısını ve psikolojik fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilemekte ve aynı zamanda bunlar cinsel partneri için de problem oluşturabilmektedir. (25)
Son aramalar:
Epidural anestezi ile Ağrısız doğum
Ağrı vücutta stres reaksiyonu oluşturur. Bu da sempatik sistemin devreye girmesine, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların salgılanmasına neden olur. Doğum eylemi esnasında bu maddelerin salgılanması bebeğin katlanabileceği nisbi oksijensizlik durumunun üst sınırının aşılmasına ve bebekle ilgili istenmeyen durumların oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden doğum eyleminde anne adayının duyduğu ağrının dindirilmesi önemlidir.