Archive for the ‘Diyet ve Beslenme’ Category
Diyabette Beslenme
Halk arasında “Şeker Hastalığı” olarak bilinen Diabetes Mellitus, bulaşıcı olmayan hastalıkların salgını olarak görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 2.5 milyon, dünyada 150 milyon diyabetli nüfus bulunduğu, böyle giderse 2025 yılında bu rakamların 2’ye katlayacağı tahmin edilmektedir.
Diyabet, pankreastan salınan insülin hormonunun mutlak ya da göreli yetersizliği sonucu gelişen rahatsızlıklar dizisidir. Avrupa’da körlük nedenleri arasında 1. sırada yer almaktadır. Koroner kalp hastalığından ölümlerin %75’inin, bacak amputasyonlarının %50’sinin nedeni, böbrek hastalığının en önemli sebebi yine şeker hastalığıdır. Ancak şu gerçeği göz ardı etmemek gerekmektedir. Kontrol altında tutulan diyabet, ortalama yaşam süresini uzatmakta ve yaşam kalitesini arttırmaktadır. Çünkü diyabetlilerin dikkat edeceği 4 temel konu vardır: Eğitim, diyet tedavisi, egzersiz ve ilaç tedavisi. Yurt dışında yayınlanan bir deklarasyonda; “diyabette ihmalin bedeli, eğitimin maliyetinden ağırdır” şeklinde bir yorum yapılmıştır. Peki beslenme konusunda hangi ilkelere dikkat etmek gerekmektedir:
• İdeal vücut ağırlığına ulaşılmalı ve o kiloda kalınmalıdır.
• Sık sık, azar azar (3 ana, 3 ara öğün şeklinde) beslenilmeli ve öğün atlanmamalıdır.
• Öğün araları 2.5 – 3 saat kadar olmalıdır.
• Şeker ve şeker içeren (reçel, çikolata, pasta, meşrubat, tatlı gibi) tüm besinlerden kaçınılmalıdır.
• Kompleks karbonhidratlara öncelik verilmelidir (örnek: Kurubaklagiller, tam tahıllar).
• Tek başına meyve veya taze sıkılmış meyve suyu tüketilmemeli, yanında mutlaka protein içeren bir besin bulunmalıdır.
• Süt, yoğurt ve peynirin yarım yağlı, hatta yağsız (light) olanları tercih edilmelidir.
• Kırmızı et yerine, beyaz ete (balık, hindi, tavuk) öncelik verilmelidir. Ancak beyaz et de olsa aşırıya kaçılmamalıdır.
• Etlerin görünen yağları, tavuk ve hindinin derisi ayrılmalıdır.
• Et içeren yemeklere ilave olarak yağ eklenmemelidir.
• Sebze yemekleri az su ile pişirilmeli, yemeklerin yağlı suları tüketilmemelidir.
• Kızartma, kavurma işlemleri yerine; haşlama, ızgara, buğulama ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.
• Yumurta farklı günlerde olmak koşulu ile haftada en çok 2 adet tüketilebilir. Kıymalı, pastırmalı, sucuklu veya tereyağlı olarak pişirmek yerine; haşlama, menemen veya çılbır şeklinde hazırlamak çok daha sağlıklı olacaktır.
• Doymuş (yani kötü) yağ içeren margarin ve tereyağından uzak durulmalı, doymamış yağ içeren bitkisel sıvıyağlar tercih edilmelidir.
• Zeytinyağı ve diğer bitkisel sıvı yağlar kombine bir şekilde kullanılmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal enerji içermektedir.
• Sofraya tuzluk getirilmemeli, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklenmemelidir.
• Alkol alınmamalı, gerekirse sosyal bir şekilde – yemekle birlikte – tüketilmelidir.
• Lifli (posalı) besinler, midenin boşalma hızını ve ince bağırsaklardan glikoz emilimini yavaşlatarak kan şekerini dengelemektedir. Aynı zamanda kan kolesterolü ve kan basıncını da arzu edilen seviyelerde tutmaya yardımcı olmaktadır. Midede, su ile birlikte şişerek tokluk hissi vermektedir. Bu nedenle lifli besinlerin tüketimi arttırılmalıdır. Lifli besinler:
o Kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, soya fasulyesi, kuru barbunya)
o Kepekli tahıllar (esmer ekmek, bulgur, kepekli pirinç / makarna / erişte / un)
o Sebze ve meyveler (kabukları ile yenilebilenler mümkünse soyulmadan)
Beslenme alışkanlıkları kalp – damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kanser gibi pek çok hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Yüksek oranda sebze ve meyve tüketimi birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. Sebze ve meyve tüketimi ile kalp – damar hastalıkları, bazı kanser türleri, inme, diyabet, Alzheimer hastalığı, katarakt ve yaşla ilintili fonksiyonel kayıp riskinin azalması arasında kuvvetli bir ilişki vardır. Bu etkilerin sebze ve meyvelerin içerdiği diyet posası, folat, potasyum ve Beta – karoten, C vitamini, E vitamini gibi antioksidan etkinlik gösteren biyoaktif fitokimyasal bileşenlerden kaynaklandığı vurgulanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü günde 5 – 9 porsiyon sebze ve meyve tüketimini önermektedir. Bu nedenle her ana öğünde sebze veya meyve yenilmesine önem verilmelidir.
Cilt yaşlanması ve likopen
İnsanların giderek daha uzun yaşaması, yaşlanmanın en gözle görülür belirtilerinin izlendiği ciltlerine olan ilgilerini artırdı. Hiç kimse, özellikle de kadınlar daha uzun bir yaşamı, kırışık ve sarkmış bir ciltle sürdürmeyi istememektedir.
Cilt yaşlanmasında deride serbest radikal ürünlerinin oluşumuna bağlı olan oksidatif stres kutanöz yaşlanmanın başlıca nedenleridir. Deride hücresel proteinler, enzimler, DNA ve RNA ve hücre membranındaki doymamış yağ asitleri üzerindeki oksidatif hasar derinin doğal savunma mekanizmasını bozar. Antioksidan etkili vitamin-mineraller, bitkisel ve besinsel desteklerin cilt yaşlanmasını önlemede ve kırışıklıkları tedavi etmede kullanılması büyük başarılar sağlamaktadır. Vitamin C, Vitamin E ve Beta Karoten oral olarak alındığında antioksidan etkiye sahiptirler.(16) Likopen, alfa-lipoik asit cilt yaşlanmasını ve kırışıklıkları önlemekte, C vitamini, oluşmuş kırışıklıkları da bir ölçüde giderebilmekte, Retinol A, furfuyl adenin ise cildi güçlendirmekte ve yenilemektedir. Likopen, hücreleri serbest radikal hasarından korumasının yanı sıra, hücreler arasındaki bağları güçlendirmekte ve hücre metabolizmasını geliştirmektedir. Yağda çözünen, yağ miktarı fazla doku ve organlarda etkinliği artan likopenin yağ içeriği oldukça fazla bir organ olan ciltte de antioksidan-koruyucu etki gösterdiği saptanmıştır. Likopen muhtemelen cilt hücreleri arasındaki bağları da kuvvetlendirmektedir. Diğer bir yararlı etkisi ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağlamasıdır. Bütün bu nedenlerle cildinizi korumak ve yaşlanmasını geciktirmek için likopen zengini besinlerden, ticari kullanıma sunulan besin desteği, tablet ve kapsüllerden veya likopen katkılı cilt ürünlerinden yararlanabilir. Diyetle doğal takviye için günde en az 100 gr kadar pişmiş domates tüketmeniz önerilmektedir. Likopen cilt bakımı, kırışıklıkların geciktirilmesi ve azaltılması için kullanılacaksa, diyetle alınan miktar çoğu kez yeterli olmaz. Likopen tüm vücuda yayılmakta, cilt dokusuna pek az kısmı ulaşabilmektedir. Likopen ihtiva eden cilt bakım ürünü ticari olarak piyasada satılmaktadır
Beslenmede dikkat edilmesi gerekenler
Diyet tam buğday ve bakliyat gibi düşük glisemik indeksi olan iyi karbonhidratlar, rafine un ürünleri, kök sebzeler ve rafine şeker, beyaz et, soya ürünleri gibi bitki kökenli proteinler, yağlı kırmızı et veya yumurta sarısı yerine tüketilmelidir. İyi yağlar, balık yağı, zeytinyağı gibi sature olmamış yağlardır. Bunun yanında kötü yağlar, margarin ve işlem görmüş bitki yağlarıdır. Diyet düşük kolesterol içermelidir.
-Hücrelerin, serbest radikallerin zararlı etkilerinden korunması için her gün 5 – 9 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli,
-Konserve besinler değil, taze veya donmuş olanlar tercih edilmeli
-Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ veya az pişmiş olarak tüketmek gerekir. Çiğ ve taze sebzelerin sahip olduğu antioksidan özellik pişirmeyle yok olur. Az pişirme beta karoten emilimini de artırır.
-Hayvani yağlar yerine, zeytinyağı, ayçiçeği yağı, kanola yağı, soya yağı gibi sıvı yağlar tercih edilmeli
-Kuru fasulye, nohut, bakla, bezelye, mercimek, yeşil fasulye, soya ve yulafta bol miktarda bulunan saponinler, antioksidan etki göstererek hücrelerdeki DNA mutasyonlarını önleyerek antikanserojen etki gösterirler. Bu yüzden kuru baklagiller sıklıkla tüketilmeli
-Zeytinyağı en iyi antioksidan yağ. Bol E vitamini içerir. Ayrıca, kötü kolesterolün (LDL) okside olmasını ve damar duvarına girmesini önleyerek, iyi kolesterolü (HDL) artırır. Böylece zeytinyağı, damar sertliği, kalp-damar sistemi hastalıkları, kalp krizi uzak durmanızı sağlar.
-Avokado, kötü kolesterolü düşürerek, kalp hastalığı riskini azaltır.
-Yağsız süt ürünleri, protein ve kalsiyumdan zengin, doymuş yağdan fakir besinler kemik, diş ve kasların yapısını sağlamlaştırır, yüksek kan basıncının kontrolünde yardımcı olan potasyum içerir.
-Demir, kırmızı kan hücrelerimizde oksijen taşıyan hemoglobin ve kaslarımızdaki myoglobin proteinlerinin yapısında yer alır. En çok bulunduğu besinler, ciğer, yumurta sarısı, kırmızı etler, nohut, mercimek, balık, istiridye, yeşil yapraklı sebzelerdir. Eksikliğinde, kansızlık ve bağışıklık sisteminde bozukluklar oluşur. Ancak, demir fazlalığı vücutta aynen paslanma benzeri oksitlenme yaparak, damar sertliğine ve tüm vücut hücrelerinin erken yaşlanmasına, yağlanmasına neden olur.
-Yüksek ısıda pişirilen, kızartılan etlerin içinde kanserojen etki yapan heterosiklik aminler oluşur. Önlemek için fırınlama, buharda veya mikrodalgada pişirmek gerekir.
-Beyaz unlu gıdalar, beyaz ekmek, pirinç, patates ve tüm şeker katkılı gıdaların glisemik indeksi yüksektir. Beyaz pirinç yerine, posa bakımından zengin esmer pirinç veya bulgur pilavı tercih edilmeli.
-Lif, bitkisel gıdaların iskeletini oluşturduğundan, ne kadar fazla sebze, meyve ve işlenmemiş tahıl tüketilirse o kadar fazla lif alınmış olur. Günde 30 – 35 gram kadar lif almak gereklidir.(14)
Kışın Nasıl Kilo Alınmaz

International Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Dilem İrkin, kışın kilo almanın sebebini şöyle açıkladı: Kışın çevre ısısı düştüğü için vücudumuz standart sıcaklığını korumak istiyor. Ancak vücudumuz bunu isterken metabolizma hızı yükseliyor ve enerji açığı artıyor. Enerji açığını giderebilmek için de daha fazla enerji verecek karbonhidrat ve yağ gruplarını istemeye başlıyor. Bunlar da daha çok kilo alımına neden oluyor.
NE YAPALIM DA KİLO ALMAYALIM?
Dilem İrkin, kış aylarında hem bağışıklığımız güçlendirecek, hem de kilo aldırmayacak tüyoları şöyle açıklıyor:
Bağışıklık sisteminin zenginleşmesi için A, C, E vitamini, selenyum, magnezyum, çinko alınmalıdır.
A vitamini yumurtanın sarısı, ciğer, yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor. Turunçgiller, mandalina, portakal, greyfurt gibi, yeşil yapraklı sebzeler C vitamini içeriyor.
C vitamini tüketirken meyve suyunu sıkıp, bir saat sürahide bekletirseniz faydası kalmaz. Aynı şekilde yemek yaparken sebzeyi saatlerce yıkıyor, birçok parçaya bölüp, ağzı açık pişiriyorsanız yine vitamin kaybı olur.
E vitamini kuru baklagil, yağ, fındık, fıstık gibi besinlerde bulunur. E vitamini kalbi korur, antioksidan etkisiyle gıdaların bıraktığı serbest radikaller dediğimiz bize zarar veren bileşenlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.
Selenyumun kaynağı ise deniz ürünleridir. Hayvansal gıdalarda da bol bulunur.
Kış aylarında D vitaminin en zengin kaynağı olan güneş ışınlarından mahrum kalıyoruz. Bu sebeple güneşli günlerde biraz dışarı çıkmak, yürüyüş yapmak gerekir.
Besin olarak balık oldukça yararlıdır. Zengin bir Omega-3 kaynağıdır. Haftada iki defa balık tüketmek iyidir. Ancak balık kızartma olarak değil, ızgarada yağ ekleyerek tüketilmelidir.
Çinko büyüme, gelişme, doku onarımında ve bağışıklık sistemi üzerinde önemli bir mineraldir. Çinko süt ürünleri, et ürünleri, hayvansal gıdalar ve bitkisel gıdalarda bulunur. Hayvansal gıda olanı ise daha zengindir.
Magnezyum kasların gevşemesi için gereklidir. Bununla birlikte bağışıklık sistemimiz için de gereklidir. Tam buğdaydan yapılmış makarna ve ekmek bu açıdan önemlidir. Çünkü tam buğday ayrıştırılmamıştır ve magnezyum için destekçidir.
En yüksek C vitamini kuşburnu çayında
Dilem İrkin, kış aylarında çay ya da kahveye nazaran en fazla kuşburnu çayını tavsiye ettiklerinin altını çiziyor. Çünkü kuşburnu çayı, C vitamini içeriği en yüksek çaylardan biridir. Ama çay tüketirken ikinci grup rezene tercih edilebilir; çünkü rezene iyi bir gaz gidericidir. Yemekten sonra mideyi rahatlatır. Yeşil çay günde iki ya da üç kere içilebilir. Fakat yeşil çay konusunda şuna dikkat etmek gerekiyor: Kişinin yüksek tansiyon problemi varsa kalp ritmini artırdığından yeşil çay bu durumu tetikleyebiliyor. Bazı kişilerde uykusuzluk, huzursuzluk yaratabiliyor.
Probiyotik ürünlerin faydası var mı?
Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz ‘probiyotik’ ürünlerin faydalı olup olmadığı konusu büyük merak uyandırıyor. Barsaktaki mikrobiyal dengeyi düzenleyen yararlı bir bakterinin adı olan probiyotik’i içeren ürünlerin bağışıklık sistemini destekleyici etkileri vardır. Günde bir porsiyon probiyotik ürün tüketmek; süt, yoğurt, kefir gibi ya da tabletleri kullanmak bağışıklık sisteminin desteklenmesinde etkili olmaktadır.
Zayıflama Yolları ve Güzellik
Nasıl zayıflarım?
Sağlıklı beslenme zayıflamanın temel noktasıdır. Gün içinde sık ama az miktarda yenmelidir. 1 saatte yarım kilo, 1 haftada 7 kilo, Arjantin diyeti, son şans diyeti, bilezik gibi reklamlara aldanmamak gerekir. Kısa sürede aşırı kilo vermek sorunlara yol açabilir.
Su içsem yarıyor ifadesi ise doğru değildir çünkü suyun kalorisi sıfırdır
Kilo verirken acele etmemek gerekir. Unutmayın ki bu kiloyu 2 haftada almadınız, bu nedenle 2 haftada vermeye çalışmayın. Vereceğiniz kilo haftada 1-1.5 kilogramı geçmemelidir. Bir yılda toplam vücut ağırlığınızın % 10’unu vermeniz yeterlidir. Kilo vermek için beslenme alışkanlığı değiştirilmeli ve egzersiz yapılmalıdır. Kilo vermeyi kolaylaştıran ilaçlar piyasada mevcuttur. Bu ilaçlar kesinlikle doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Bu ilaçların kullanılması ve sağlıklı beslenme birbirini tamamlayan tedavilerdir.
Kilo vermek, verilen kiloyu geri almamaktan daha kolaydır. Zayıflamanın kolesterol, şeker hastalığı, ruhsal durum, hipertansiyon üzerine de olumlu etkisi vardır. Tekrarlayan zayıflama ve şişmanlama kalp hastalığı ve ani ölüm gibi istenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Alışkanlıkların değiştirilmesi kilo vermenin temel çözümüdür. Herkesin mutlaka değiştirilmesi gereken ve değiştirmesi zor olmayan alışkanlıkları vardır. Bu konuda bazı ipuçları:
- Gazete, kitap okurken bir şey yemeyin
- Televizyon seyrederken bir şey yemeyin
- Karnınız açken mutfak alışverişi yapmayın
- Alışverişe çıkarken liste yapın, liste dışında yiyecek almayın
- Öğün atlamayın
- Sadece açken yemek yemeye çalışın
- Diyetinizi bozduğunuz için suçluluk duymayın, önünüzde başka öğünler olduğunu unutmayın
- Gıdaların yağ, tuz, kalori içeriğine dikkat edin
- Egzersiz yapın
- Açık büfe tarzı yemeklerden uzak durun
- Evinize gelen misafirlere yaptığınız ikramı azaltın
- İştahlı arkadaşla yemeğe oturmayın
İlaç tedavisi
Yağ metabolizması bozukluklarını düzeltmek amacı ile çeşitli ilaçlar geliştirilmiştir.
1. Statinler
2. Safra asidi bağlayıcı reçineler
3. Nikotinik asit
4. Fibratlar
Bu ilaçlara ne zaman başlanacağı, ne kadar süre kullanılacağı ve hedef kolesterol, LDL-kolesterol, trigliserid düzeyleri kesinlikke doktor denetiminde olmalıdır.
Sık yapılan hatalar
1. Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek
2. Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek
3. Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken diyeti önemsememek
4. İlk 3 maddenin aynı olması yanlışlık değildir, bu hataların çok sık yapıldığını vurgulamak için böyle yapılmıştır
5. Doktor randevusuna gitmeden birkaç gün-hafta önce diyete yapmaya başlamak
6. Doktor veya beslenme uzmanına danışmadan diyet değişiklikleri yapmak
7. Kolesterol düşürücü ilaç kullanırken şeker hastalığı, yüksek tansiyon, sigara içimi gibi diğer sorunları ihmal etmek
8. Komşu veya arkadaşın önerisi ile ilaç almak
9. İlacın bitmesi, muayeneye kısa bir zaman kalması gibi nedenlerle ilaç tedavisine kısa süreli bile olsa kesinlikle ara verilmemelidir.
10. Kullanılan ilacın ismini hatırlamamak ve doktora giderken ilaç kutusunu yanına almamak.
11. Yüksek kolesterolün çok yaygın bir hastalık olması kamuoyu ve medyanın da ilgisini çekmektedir. Gerek kamuoyu gerek medyada yüksek kolesterol konusu çok konuşulmakta ve bu konuda uzman olmayan kişilerin de fikirleri yansıtılmaktadır. Hastalar, yetkisiz ve bilgisiz kişiler tarafından eksik ve yanlış bilgilendirilebileceklerini unutmamalıdır.
Formda Kalmak İçin Sağlıklı ve Dengeli Beslenin
Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek, yalnızca fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel açıdan da tam bir iyilik hali içerisinde bulunmak ve tabi ki formda kalmak için anahtar kelimeye mi ihtiyacınız var? Cevap uygulaması zor gibi görünse de çok basit; sağlıklı beslenme. Çünkü;
• Sağlıklı beslenme; kalp hastalıkları, şeker, kanser gibi pek çok kronik hastalıktan korunmayı sağlayarak bu hastalıklara yakalanma riskini azaltır.
• Sağlıklı beslenerek, genç ve dinç kalabilirsiniz. Beslenme Uzmanınız tarafından düzenlenecek beslenme programıyla yeterli ve dengeli beslenerek sağlıklı beslenme formülüyle formunuzu koruyabilirsiniz.
• Sağlıklı beslenme, mental performansı arttırarak, beynimizin daha iyi çalışmasına, hafızanın güçlenmesine yardımcı olur.
• Sağlıklı beslenme yalnızca mental performansa değil, fiziksel performansa da etki ederek bağışıklığımızın artmasına yardımcı olarak direnç gelişmesine, dolayısıyla hastalıklara karşı dirençli olmamıza da katkıda bulunur.
• Sağlıklı beslenmeyi tercih ederek, daha sağlıklı, daha uzun ve her şeyden önemlisi daha kaliteli bir yaşamımız olur.
Sağlığın sofranızdan gelmesi için yapacağınız değişiklikler ile daha formda, daha sağlıklı bir yaşama adım atmak için yapılması gerekenler:
Basit karbonhidratlar yerine Kompleks karbonhidratlara yer verin:
-Besin kalitesi düşük olan beyaz şeker gibi basit karbonhidratlar yerine kurubaklagil, sebze, meyve gibi kompleks karbonhidratları tüketin.
Doymuş yağ tüketiminize dikkat edin:
-Tereyağı, kuyruk yağı gibi doymuş yağ içeriği yüksek hayvansal kaynaklı yağların tüketimine dikkat edin.
-Doymuş yağların kalp sağlığı üzerinde, kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü artırıcı etkisi nedeniyle yarattığı olumsuz etkileri dikkate alın.
Posa tüketimine önem verin:
-Posanın kolesterolü düşürücü,
-barsaklarda su tutulmasını sağlayarak kabızlıktan koruyucu,
-midede tokluk hissini uzatıcı,
-sindirim hızını yavaşlatması nedeniyle kan şekeri regülasyonunu sağlayıcı pek çok önemli rolü vardır.
Sağlıklı bir yetişkinin günde 25-30 gram posa alması gerekmektedir. Bunun için Beslenme Uzmanınızca düzenlenmiş beslenme programınız içerisinde salatalara, sebze, meyve, kepekli ekmek ve kurubaklagil yemeklerine yer verilmesi gerekmektedir.
Tuz tüketiminizi kontrol altına alın:
-Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasındaki ilişki nedeniyle günlük alınan tuz miktarı 6 gramı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. (Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir.)
Su tüketimine gereken önemi verin!!
-Vücudumuzun yaklaşık % 60’ı sudan oluşmaktadır.
-Oluşacak %3’lük su kaybında kan hacminde ve fiziksel performansta azalma söz konusuyken,
-%20’lik su kaybı ölümle sonuçlanabilmektedir.
-Bu nedenle suyun vücut için önemi doğrultusunda bir yetişkinin günde yaklaşık 8-10 bardak su tüketmesi gerekmektedir.
Eğer çok miktarda kahve ve soda tüketiyorsanız basit değişikliklerle diyetinizdeki su miktarını artırabilirsiniz. İşte gün içinde daha çok su almanızı sağlayacak bazı öneriler:
- Kendinize su molaları verin.
- Su bardağınıza boşaldığı anda dolacak kuralı koyun
- Restoranda soda-kahve yerine su ısmarlayın.
- Suyu yaşamınızın bir parçası olarak görmeye çalışın.
- Evde-işyerinde ve mutlaka çantanızda su taşıma alışkanlığı kazanın. Suyu çantanızda anahtarlarla birlikte alınması gereken en temel öğe olarak bulundurmaya çalışın.
Probiyotik – Prebiyotiklerin Etkileri
Sağlıklı beslenme bilincinin hızla artması, bireylerin sağlığı olumlu yönde etkileyen, kardiyovasküler hastalıklar, enfeksiyonlar, kanser, ishal, kabızlık ve sendrom X gibi kronik hastalıkları önleyebilen doğal maddeler olan fonksiyonel besinlere yönelmesine neden olmaktadır. Prebiyotik ve probiyotikler de fonksiyonel besinler içerisinde önemli yer tutmaktadır. Peki nedir bu probiyotik ve prebiyotikler?
Probiyotikler, sindirim sistemimizde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan, dolayısıyla insan sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenlerini içeren
preparatlar olarak tanımlanabilir. Probiyotik terimi ilk kez 20.yüzyılın başlarında mayalanmış süt ürünleri tüketiminin sağlık ve yaşam süresi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ileri süren Metchnikoff tarafından ortaya atılmıştır.
Günümüzde giderek önem kazanan probiyotiklerin pek çok durum ve hastalıkta kullanıldığına dair yapılan çalışmalar vardır. Buna göre probiyotiklerin;
- Sindirimin daha iyi sağlanmasında, bazı vitamin ve minerallerin emiliminin artmasında,
- Bağırsak motilitesinin düzenlenerek kabızlığın önlenmesinde,
- İnflamatuvar barsak hastalıklarının tedavisi ve atakların önlenmesinde,
- Enfeksiyonların önlenmesinde ve tedavisinde,
- Laktoz intoleransının önlenmesinde,
- Serum kolesterol düzeyinin düşürülmesinde,
- Karaciğerin ve böbreğin katabolik yükünün azaltılmasında,
- Kanser oluşumunun azaltılmasında,
- İmmün sistemin yani bağışıklığın güçlendirilmesinde etkisi olduğu söylenmektedir.
Probiyotiklerin etkinliği için bazı özelliklerin olması gerekmektedir.
Bunlar;
• Konak için patojen ve karsinojenik olmamalı, normal florayı
bozmadan patojen bakterilere etki etmelidir.
• İnsan kaynaklı olmalı, barsak epiteline tutunabilmelidir.
• Canlı olmalı, besinlere ilave edildiğinde canlılığını kaybetmemelidir.
• Ağız yoluyla alındığında etkili olabilmeli ve bunun için asit
pH ve safra tuzlarına dirençli olmalıdır.
• Etkinliğinin gösterilmiş ve güvenilir olması gerekmektedir.
Prebiyotikler ise; bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilerin sayı ve
aktivitelerini ve probiyotiklerin etkisini artıran sindirilmeyen karbonhidratlardır. Besinlerde bulunan prebiyotikler; laktuloz, inülin, oligosakkaritler, oligofruktoz ve galaktoz içeren galaktooligosakkaritler(kurubaklagiller)‘dir. Fruktooligosakkaritlerin temel diyet kaynakları arasında buğday, soğan, muz, sarımsak, pırasa, yer elması, hindiba, kuşkonmaz, bezelye, arpa ve çavdar gibi bazı tahıllar da yer almaktadır.
Prebiyotiklerin yararlı etkileri;
- Mikrofloranın kompozisyonunu ve aktivitesini olumlu yönde etkileyerek bağırsak hareketlerini düzenler.
- Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini ve biyoyararlığını yani vücutta kullanımını artırır.
- Kan kolesterol ve trigliserid düzeylerini olumlu yönde düzenler.
- Kolon kanserinin gelişim riskini azaltır.
- Patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önler.
Gerektiği kadar tüketildiğinde son derece önemli işlevleri olan prebiyotikler gerektiğinden fazla tüketildiğinde şişkinlik, gaz, ishal gibi bir takım sorunlara yol açtığı unutulmamalıdır.
İnsan vücudu ve lida
Vücudumuzun ihtyiaç duyduğu enerji miktarı genel olarak besinler yada Lida , fx15 , Biber Hapı vasıtasıyla alınıp bedensel faaliyetler sonucu verilir.Vücuda Lida , fx15 , Biber Hapı ile alınan enerji miktarı haracanan enerjiden daha fazlası ise bu yağ birikimine yol açacaktır.Bu yağ depolanmasını durdurmak için ya enerji alış-verişini dengelemek için Lida , fx15 , Biber Hapı kullanmak gerekir yada alınan enerji miktarını daha iyi bir şekilde çözümlemek gerekir(Kalori kısıtlaması).Ya da tüm bunların yerine enerji harcamayı arttırmak ve Lida , fx15 , Biber Hapı nın yararlarından faydalanmak gerekir.Spor yapmak, egzersiz yapmak örnek olarak gösterilebilir.Spor ve egzersiz yaparak kullandığınız Lida , fx15 , Biber Hapı dahada yararlı olacaktır.
Alınan enerji miktarına eklenen Lida , fx15 , Biber Hapı abur cubur miktarı kaçınılmaz bir yağ depolanması olayına yol açmaktadır.Bu yağları tekrar enerjiye çevrilebilir duruma Lida , fx15 , Biber Hapı ile getirebiliriz.Ama bunu gerek ruhsal gerekse bedensel sağlığımızı bozmadan Lida , fx15 , Biber Hapı ile yapmalıyız.
Kan Grublarına Göre Diyet
A Grubu
A Grubu’nun özellikleri: Onlar ilk vejetaryenlerdir.Sindirim sistemi duyarlıdır.Bağışıklık sistemi dayanıklıdır.Yerleşik beslenme ve çevre koşullarına kolayca uyum sağlar.Stresi yenebilir.Güçlü ve sağlıklı kalması için sebze ağırlıklı diyet uygulamalıdır.
A Grubu’nun yemesi gerekenler:Soya proteinleri, tahıl ürünleri ve sebzelerBalık ya da tavuk etiSebze (daha çok çiğ ya da buharda pişirilerek)Brokoli, havuç, balkabağı, ıspanak, sarmısakErik, vişne gibi meyveler
A Grubu’nun yememesi gerekenler:Kırmızı et (Bu gruptakiler et yedikleri zaman ağırlık hisseder, enerji kaybına uğrarlar. Ayrıca et yağ olarak vücutta depolanır.)Sütlü besinler (metabolizmayı yavaşlatır)Salam, sosis, kavurma.Biber, domates, patates ve lahanaTropikal meyvelerMandalina, portakal gibi turunçgiller
Sağlık riskleri:Bağışıklık sistemiKalp hastalıklarıKanserDiyabetSindirim sisteminden kaynaklanan vücut su toplaması
Uygun sporlar:Tai Chi ( 30- 45 dakika) haftada 3-5 kez Hatha Yoga (30 dakika) haftada 3-5 kez Hızlı yürüme (30 dakika) haftada 2-3 kezYüzme (30 dakika) haftada 3-4 kezDans (30-45 dakika) haftada 2-3 kezAerobik (30-45 dakika) haftada 2-3 kez Gerinme (15 dakika) haftada 3-5 kez
A Grubu için diyet örneği:Sabah:1 bardak limonlu su (kalkar kalkmaz)1 küçük kase sütle karıştırılmış yulaf1 bardak greyfurt suyuKahve veya ot çayıÖğle:Beyaz peynirli marul salatası (taze soğan, salatalık, beyaz peynir, limon ve taze nane, marul)1 dilim ekmekElmaOt çayıİkindi:2 dilim limonlu kek2 erikYeşil çay ya da suAkşam:Lazanya/Brokoli/ Yoğurt1 kadeh kırmızı şarap
Öneriler:Mümkün olduğunca doğal besin alın.B12 vitamini eksikliğine karşı tedbirli olun.Dozunun yüksek olmaması koşuluyla C vitamini takviyesi alın. (250 miligramı aşmamalı.)Orta yaşlılar günde 300-600 miligram kalsiyum takviyesi almalı. Bildiğiniz gibi vücut demir ihtiyacını kırmızı etten giderir. A grubunun diyetinde kırmızı et bulunmadığı için doktor kontrolünde demir takviyesi yapılmalıdır.
B Grubu’nun özellikleri
Sindirim sistemi dayanıklıdır.Beslenmede katı kuralcı değildir.Sütlü besinlere ilgi duyabilir.Strese karşı yaratıcılığını kullanır.Formda kalabilmek için fiziksel ve zihinsel faaliyetler arasında denge kurması gerekir.
B Grubu’nun yemesi gerekenler:Sütlü besinlerDana ve hindi etiBalık (İstakoz, karides, kalamar, midye gibi kabuklu deniz ürünleri hariç)ZeytinyağıYeşil yapraklı sebzeler (4-5 öğün)Patates, lahana ve mantar
B Grubu’nun yememesi gerekenler:Mısır, buğday, mercimek, fındık ve susamKuzu ya da tavşan etiPiliç ve tavuk etiSusam yağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağıZeytin
Sağlık riskleri:YorgunlukBağışıklık sistemi düzensizlikleriKan şekerinin düşmesi Uygun sporlar:Aerobik (45-60 dakika) haftada 3 kezBisiklet (45-60 dakika) haftada 3 kezYüzme (30-45 dakika) haftada 3 kezGolf (60 dakika) haftada 2 kezHatha Yoga (45 dakika) haftada 2 kez B Grubu için diyet örneği:Kahvaltı:Meyve kokteyli2 dilim mısır ekmeği2 dilim beyaz peynir1 haşlanmış yumurtaYeşil çayÖğle:Marul, salatalık, peynir,zeytinyağı ve limonlu salata1 muzOt çayıİkindi:1 dilim elmalı kekOt çayıAkşam:Kuzu pirzolasıEsmer pirinç pilavıHaşlanmış sebzeYoğurt1 kadeh şarap Öneriler:Sütlü besinlere tepki gösteriyorsanız soya ürünlerini kullanın.Bu beslenme planını aynen uyguluyorsanız vitamin ve mineral takviyesine ihtiyacınız yoktur.Piliç etinde bulunan bazı maddeler bu kan grubundakilere zarar verebilir.
AB GrubuA ve B gruplarının karışımından oluşan bu kan grubu çok ender olarak görülür. Doğu ve batıda farklı ulusların birbirine karışması sonucunda ortaya çıkmıştır. M.S. 900 yıllarından itibaren oluşan ve en yeni kan grubu olan AB grubuna dünyadaki insanların ancak yüzde 5′i dahildir. Bu gruptaki insanların bağışıklık sistemi çok güçlüdür. Ancak bazı kanser türlerine yakalanma riskleri vardır. AB Grubu’nun özellikleri A ile B’nin modern karışımıdır.Çevresel değişikliklerden kaynaklanan beslenme özellikleri gösterir.Sindirim sistemi çok duyarlıdır.Bağışıklık sistemi çok güçlüdür.Stresi yenmek için zihinsel faaliyetlerden yararlanabilir.A ve B grubu için sakıncalı olan yiyecekler bu grup için de sakıncalıdır. AB Grubu’nun yemesi gerekenler: Domates ,Deniz ürünleri,Süt ürünleri Sebze,Koyun, tavşan ve hindi eti,Yoğurt,Yumurta ,AB Grubu’nun yememesi gerekenler: Dana ve sığır eti (Et vücutta yağ olarak depolanır.)Tavuk ve piliç etiSarımsak, biber, sirke,Hayvansal yağlar Sağlık riskleri:Yaşlılık ve çocuk hastalıklarıAlerjilerAstım ve saman nezlesiBağışıklık sistemiyle ilgili sorunlarKan hastalıklarıKalp ve damar hastalıklarıDiyabetEnfeksiyon hastalıklarıKaraciğer hastalıklarıCilt sorunlarıKadınların üreme organlarında sorunlar.
Uygun sporlar:Hatha Yoga (30 dakika) haftada 3-5 kezGolf (60 dakika) haftada 2-3 kezBisiklet (60 dakika) haftada 2-3 kezYüzme ( 30 dakika) haftada 3-4 kezDans (30-45 dakika) haftada 2-3 kezAerobik (30-45 dakika) haftada 2-3 kez
AB Grubu için diyet örneği:Sabah: Limonlu su (Kalkar kalkmaz)1 bardak greyfurt suyu2 dilim mısır ekmeği2 dilim beyaz peynirKahveÖğle:100 gram haşlanmış hindi göğüs eti2 dilim kepek ekmeğiSalata2 erikOt çayıİkindi:1 dilim peynirli kekOt çayıAkşam:OmletÇok az yağda pişmiş sebzeKarışık meyve salatasıKafeinsiz kahveİstenirse 1 kadeh kırmızı şarap Öneriler:Et yerken yanında mutlaka sebze yeyin.Mide asidi az olduğundan azar azar ama sık sık yemek yiyin.
C vitamini takviyesi alın.
0 Grubu
0 Grubu’nun özellikleri0 Grubu’nda olanlar ilk insanları simgeler.Et yemeye bayılırlarSindirim sistemleri sağlamdırBağışıklık sistemleri fazla hareketlidirDiyet yapmaya ve çevreye uymaya zor alışırlarStresten kurtulmak için fiziksel faaliyetlere ağırlık verirlerEnerjik ve ince kalabilmek için metabolizmalarının hızlanması gerekir.
0 Grubu’nun yemesi gerekenler:
Kırmızı etKaraciğerBeyaz etBalık ve deniz ürünleri.İyotlu tuzIspanak ve brokoli 0 Grubu’nun yememesi gerekenler:Tahıl ürünleriEkmekTaneli sebzelerBuğday (Buğdayda bulunan gluten maddesi, 0 grubundaki kişilerin kilo vermesini engellediği için buğday unundan yapılmış yiyeceklerden uzak durulmalıdır) Süt ürünleri ve yumurtaSıvı yağ (özellikle de zeytinyağı). Sağlık riskleri:ÜlserMafsal iltihabı Uygun sporlar:Aerobik (40-60 dk.) haftada 3-4 kezYüzme (30-45 dakika) haftada 3-4 kezJogging (30 dakika) haftada 3-4 kezAğırlık kaldırma (30 dakika) haftada 3 kez
0 Grubu için diyet örneği:Sabah:2 dilim mısır ekmeği,tereyağı ya da fındık ezmesi180 gram sebze suyuMuzYeşil çay ya da ot çayıÖğle:180 gram haşlanmış dana etiIspanak salatasıElma veya ananasSu ya da sodaİkindi:1 dilim elmalı kekYeşil çay ya da ot çayıAkşam:Kuzu pirzolaHaşlanmış brokoliHaşlanmış patatesKarışık mevsim meyveleriBira ya da şarap (bir kadeh)
Öneriler:Vitamin ve mineral takviyesi alın. (Özellikle B ve K vitaminleri)0 kan grubundakilere uygun yiyeceklerde C vitamini ve D vitamini bol miktarda bulunmaktadır. Bu yüzden ekstra olarak C ve D vitamini almanız gerekmez.Kanın pıhtılaşma gücü zayıf olduğu için doktora danışmadan A vitamini takviyesi almayın.Süt ve sütlü besinler diyet listesinde bulunmadığı ve vücudun kalsiyum ihtiyacı karşılanmadığı için çeşitli haplarla kalsiyum takviyesi alın.
Not: Doktorunuza danışmadan diyetler başlamayınız.