Archive for the ‘Genel Sağlık’ Category

Tükrük Bezi Hastalıkları

Tükürük Bezi Enfeksiyonları
Tükürük bezi enfeksiyonla­rına virüs ve bakteriler yol açar. Kabakulak virüsü, en sık rastla­nılan tükürük bezi enfeksiyonudur; bezlerin şişmesine ve ağrımasına sebep olur.Tıkalı tükürük kanalları bakteryel enfeksiyona yol açar, bu durum çok ciddidir ve özellikle susuz kalan yaşlı insanlarda ölümcül bile olabilir. Tükürük bezi taşlan, tıkan­manın en sık karşılaşılan sebebidir, bununla beraber tümörler de tıkanmaya sebep olabilir. Özellikle yemekten önce bezlerde var olan ağnh şişler, belirtilerdir. Kanaldan gelen cerahat, ağzınızda kötü bir tat bırakabilir.

Antibiyotik tedavisi genel­likle yardımcı olur. Kanal tıkalı ise, doktorunuz ince bir sonda ile tıkanmayı açmaya çalışa­bilir. Kronik olarak enfekte olan ve geri dönüşü olmayan şekilde zarar gören bez, alınmalıdır.

Tükürük Kanalı Taşları
Tükürük kanalı taşları ki bunlara kalkuli de denir, tükürük kanalını tıkar ve salya akıntısını önler. Taşlan oluşturan, artıklardan gelen kalsiyumun çökeltisidir. Salya geçişinin tıkanması ağrılı şişmeye yol açar. Taşlar, gençlerde ve orta-yaşlılarda sık görülür. Çene altı tükürük bezlerinde tükürük kanalı taşı nadiren görülür.

Çenenizin altında şişme ve ağrı olursa, doktorunuza görününüz; kanalı görüntü­lemek için röntgen çekecektir. Röntgenden sonuç alınamazsa, bilgisayarlı tomografi taraması veya ultrason yapılabilir. Küçük tükürük taşları, salya üretimini uyararak kendiliğinden geçerler. Büyük taşların, ameliyatla alınması gerekebilir.

Tükürük Kanalı Tümörleri
Tüm tükürük bezlerinden, tümöre karşı en hassas olanı kulak altı bezleridir. Bu tümörler yavaş-yavaş büyür, sıçramazlar ancak nüksederler. Şişmiz tükürük bezleri esas (ve genel­likle yegâne) belirtidir. Tükürük bezlerinizde ağrı veya şişme olursa, doktorunuza bildiriniz; biyopsi, MR veya bilgisayarlı tomografi isteyebilir. Bir tümör teşhisi konulursa, doktorunuz tümörün aldırılmasını isteyebilir. Tümör habisse (kanserli) radyo­terapiye de ihtiya­cınız olabilir.

Dil Ve Ağız Kanserlerinin Önlenmesi

Kanser vakalarının sadece %8′i ağızda ve dilde oluşur. Bu vakaların birçoğu önlenebilir ve çoğu erken tedavi edilirse tamamen iyileşir. Genel sağlık durumunuz ve kanseri önlemek için aşağıdaki adımları takip edin.

■ Sigarayı bırakın.

■ Sakız çiğnemeyi bırakın

■ Alkol alımını azaltın ve günde iki kadehten fazla İçmeyin.

■ 15 faktörlü dudak merhemi kullanın.

■ Rengi kaçmış veya beyaz bir alan, 2 haftadan fazla sürede iyileşmeyen bir yara olursa veya ağzınızda, dudaklarınızda ya da dilinizde alışılmamış bir yumru görürseniz doktorunuza bildirin.

Akut Bronşit ve Tedavisi

Akut bronşit, bronş geçişleri (nefes borusunu akciğerlere bağlayan geniş hava yolları) enfeksiyonu ve iltihaplanmasıdır. Bronşlar sizi öksürtse de, bu zatürreee gibi bir akciğer enfeksiyonu değildir. Bununla beraber, akut bronşit iyileşmezse, zatürreeeye çevire­bilir.

Akut bronşit, genellikle virüsten kaynaklanan üst solunum yolları enfeksiyonu (burun, sinüsler, kulaklar veya boğazı da kapsayan) ile başlar. Bakteryel enfeksiyon, bazen viral enfeksi­yonu takip eder.
Bebekler, küçük çocuklar, yaşlı insanlar, sigara içenler ve akciğer ya da kalp hasta­lığı olanlar, üst solunum yolları enfeksiyonuna karşı daha hassas­tırlar. Belirtiler ısrar ederse veya sık aralıklarla nüksederse (genel­likle sigara içenlerde oluşur), duruma kronik bronşit denir.

SEMPTOMLAR
Öksürük bronşitin ana belir­tisidir. Kuru bir öksürük veya balgam (sputum-mukoza birikimi ile cerahate benzer madde, enfeksiyonla mücadele eden beyaz kan hücresi içerir) üretimi de bronşit belirtisidir. Balgam yeşil-sarı renkliyse bakteryel enfeksiyon olması ihtimali vardır.Yorgunluk, hınktık solunum, boğaz ağnsı, düşük ateş ve ciğer­lerde huzursuzluk, diğer sık karşı­laşılan belirtilerdir. Nefes daralması da hissedebilirisiniz. Enfeksiyonun temizlenmesine rağmen, birkaç hafta boyunca kuru öksürük devam eder zira hava yolu zarı henüz tahriş olmuş durumdadır.

akut

TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Akut bronşit, antibiyotik kullan­madan 4-5 gün içinde geçer. Ateşiniz varsa aspirin veya aspirin muadili kullanın. Dinlenin ve balgam inceltmek ve öksürüğü kolaylaştırmak üzere çok sıvı için günde 8, 12 bardak arası.

Nemli hava ve sıcak solumak da ifrazatı çıkarmaya yardımcı olur. Nemlendirici ya da buhar makineniz yoksa, banyoda sıcak bir duş alın veya lavaboya sıcak su koyun ve buharı içinize çekerken
W başınıza bir havlu örtün.Sigara içiyorsanız, en azından hastalığınız süresince bırakın. Atabileceğiniz en önemli adım, sigarayı tamamen bırakmaktır.

Ateşiniz 3 günden fazla sürerse veya aspirinle bile düşmeyen yüksek ateşiniz varsa ya da üşüme ve titremeleriniz oluyorsa, dokto­runuzu arayınız. Nefes daralması, öksürüğün daha da kötüleşmesi ve kanlı ve kötü kokan mukoza üreti­mini farkederseniz, yine doktoru­nuzu arayınız.Bebeklerdeki, yaşlı insan­lardaki, ve kronik hastalardaki (özellikle kalp ya da akciğer hastası olanlar) akut bronşit belirti­leri derhal doktora bildirilmelidir.

Doktorunuz size fiziki bir muayene yapacak, stetoskopla göğsünüzü dinleyecek, balgam örneği alıp mikroskop altında bakterileri inceleyecektir. Bakteryel bir enfeksiyon şüphesi varsa ve geçecek gibi durmuyorsa, hap şeklinde bir antibiyotk yazılabilir. Bazı akut bronşit vakalarında, solunum yoluyla alman ve hava yollarını açmaya yarayan, bronşları genişleten ilaçlar kullanılır. Dokto­runuzdan, reçeteye bağlı olmayan balgam sökücü ve öksürüğü durduran ve böylece uykunuzu rahatlatan ilaçlar önermesini isteyiniz.

Bebek Ağız Sağlığı Ve Hastalıkları

Dudaklar, dil, ağız mukozası, diş etleri, dişler, damak ve farinks bir dil basacağı yardımı ile ya da çocuk ağlarken bakılarak incelenir.
Ağız kuruluğu; sıvı alımının azaldığı veya sıvı kaybının arttığı (ishal, aşırı terleme, diyabetes mellitus, diyabetes insipidus, kusmalar) durumlarda dehidratasyona bağlı olarak oluşur. Ateşli hastalıklar, kabakulak da tükrük salgısının azalması sonucu ağız kuruluğuna yol açar.
Stomatit, diş çıkarma ve parazitozlarda ise hipersalivasyon (tükrük salgısının artışı) görülür.

HalitosisHağızda fena koku  ağız hijyeninden yoksun çocuklarda, üst solunum yolu infeksiyonlarmda, özellikle adenoid vejetasyonlu çocuklarda görülür. Ketoasidozda ağız aseton kokar.Trismus; çene kaslarının kasılması sonucu ağzın açıklamamasıdır. En sık tetanosda görülür, ilk gelişen bulgudur ve en son kaybolur.

Dudaklar
Dudaklarda yarık (tavşan dudağı), damakta yarık (kurt ağzı) bazen kalıtsal, bazen de embriyonal dönemden kaynaklanan kongenital anomalilerdir.

Cheilosis (angüler stomatit); ağız köşelerinde derin ülserasyon, kabuklanma ve ‘çatlaklarla belirlenir. Aşırı salivasyonda ve riboflavin eksikliğinde rastlanır.

Ragadlar; dudaklardan ve özellikle ağız köşelerinden deriye uzanan çizgisel nedbelerdir. Lezyon mukozada da varsa sifilis düşünülmelidir.

Dil
Dilin tat duygusunu sağlayan sinirleri nervus fasiyalis, nervus glossopharyngeus ve nervus trigeminusun mandibülar dahdır. Bunlara özgü hastalıklarda tat duygusu bozulur. Koku alınamadığı durumlarda da tat duygusu bozulur.

Dilin büyük olması (makrogîossi); hinotiro-idide miksödem nedeniyle gelişir. Dil lenfanüomlarında, dil büyüklüğü yanısıra papillalar belirgindir ve çoğu kez boyunda kitleler ele gelir.

Anemide dil soluktur. Demir eksikliği anemisi ve pernisiöz anemide dil solukluğunun yanısıra papillalar atrofiktir. Üzerleri düzleşmiştir ve ağrılı olabilir.

Glossit, dil mukozasının iltihabıdır. Dil parlak kırmızı ve ağrılıdır. Antibiyotik kullanımı sonucu, B grubu avitaminozlarda, streptokok in-feksiyonlarında görülür. Kızılda dil ahududu görünümünde olur. Tifoda dilin orta kısmı siyaha çalan renkte ve paslı, kenarları kırmızıdır. Frenulum Cdil bağı) bazen dilin hareketlerini kısıtlayacak kadar kısa olabilir. Yemeyi ve konuşmayı engellemiyorsa önem taşımaz.

Ağız mukozası
Moler dişler hizasında etrafı kırmızı, toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz kabarıklıklar, kızamığın patognomik belirtisi olan koplik lekeleridir. Kabakulakta, parotis bezinin Stenon kanalının ağzı, 2. üst azı dişi hizasında hafif kırmızı, topluiğne başı büyüklüğünde bir açıklık olarak görülür. Epstein incileri, yenidoğanda sert damakta müköz glandlarm obstrüksiyonu sonucu gelişen inklüzyon veya. retansiyon kistleridir. Spontan olarak kaybolurlar.

Yanak içinde, dil ve damakta süt parçacıkların andıran beyaz lezyonlara pamukçuk (müge) denir. Candida albicans (monilia) infeksi-yonuna işaret eder. Yenidoğanlarda sıktır. Uzun süre antibiyotik alanlarda, ağır hastalıklarda da görülebilir.

Ağız içinde beyaz etrafı kırmızı, ağrılı ülser plaklarına aft adı verilir.
Stomatit, ağız boşluğunun etiolojisi değişik iltihap, ülserasyon ve eksüdasyonudur. En sık aftlarla birlikte olur (stomatitis aphthosa). Antibiyotikler, mantar infeksiyonları, yakıcı sıvılar, vitamin eksiklikleri, agranülositoz, lösemiler ağız içi iltihabına yol açar. Yanakların ve dudakların iç yüzünde pigmentasyon Addison hastalığında ve Peutzjeghers sendromunda görülür. Lösemilerde, kanama diyatezlerinde peteşiler görülebilir. Ağız mukozasındaki döküntüler enantem adım alır.

Dişler
Dişlerin yaşa uygun olup olmadığı kontrol edilir. Dişlerin çıkmasmdaki aşırı gecikme hipotiroidiyi düşündürmelidir. Nadiren ailevi bir özellik olarak dişlerde eksiklik veya fazlalık görülür. Hiç diş çıkmaması kongenital ektodermal bir bozukluktur ve çoğu kez saç, tırnak ve ter bezlerinde değişiklikler ile birliktedir. Nadiren yenidoğanda natal diş görülebilir.
Tetrasiklin grubu ilaçlar ve demir preparatlan dişlerde sararma ve siyahlaşmaya yol açar. Ayrıca dişler deformasyon ve çürük açısından da değerlendirilmelidir.Üst kesicilerin kenarlarının çentikli veya kanca biçiminde oluşu kongenital sifilisi düşündürmelidir (Hutchinson dişleri).

Diş etleri
Anemide diş etleri soluktur. Diş etlerinin iltihabında (gingivît) diş etleri koyu kırmızı, şiş, ağrılıdır ve kolay kanar. Ağız bakımı kötü olanlarda, C avitaminozunda, üremi, lösemi, agranülositoz, uzun süre phenytoin alan epüeptiklerde görülür.

Pyorrhoea alveolaris, diş eti ile diş arasına giren mikroorganizmaların oluşturduğu iltihabi bir durumdur. Diş etine bastırıldığında cerahat gelir. Kurşun zehirlenmelerinde diş etlerinin serbest kenarlarında mavi şerit (kurşun sülfür) görülür.

Boğaz
Boğaz muayenesinde amaç farinksi, epiglot-tisi ve tonsillaları incelemektir. Çocuk annenin kucağında, kolları kavranıp dik pozisyonda tutulur. Sol el çocuğun alnına dayanılarak baş tes-bit edilir. Sağ el ile dil basacağı yan taraftan sokulur ve dil köküne bastırılır. Öğürme refleksi sırasında yumuşak damağın hareketi, aynı zamanda epiglottis görülür.
Difteri, yumuşak damak felcinin en önde gelen nedenidir. Epilottisin şiş ve kırmızı olması, hemen daima Hemofilus influenza infeksiyo-nuna bağlıdır.

Farinkste hiperemi, postnazal akıntı, lenf bezlerinin belirgin oluşu gözlenebilir. Genellikle iki yaşından küçüklerde rastlanan retrofaringeal apsede, farinkste müküs birikimi, yutma güçlüğü, horlayarak soluma ve yüksek ateş vardır.

Tonsillalarm büyüklüğü, rengi, eksüda ve membran olup olmadığı incelenir. Streptokok anjininde tonsillalar koyu kırmızıdır. Üzerinde folliküler cerahat odakları vardır. Boyun lenf bezleri de büyümüştür. Difteride, tonsillalar üzerinde dil basacağı ile kaldırılmaya çalışılınca kanayan bir membran oluşur. İnfeksiyöz mononükleoz da membranlı tonsillite yol açar. Büyükçe çocuklarda görülen peritonsiller apsede iltihabi ödem nedeniyle boğaz iyi görülmez ve uvuîa karşı tarafa itilmiştir. Tonsillalar ve yumuşak damak üzerinde küçük ülserli lezyonlar herpangina adını alır. Coxsackie virüsü ile oluşabilir. Tek taraflı tonsilla büyümelerinde tümör düşünülmelidir.

Ağız Kokusu Nasıl Önlenir ?

Günümüzde birçok insanda görülen ve ortama rahatsızlık veren ağız kokusu birkaç yöntemle ortadan kaldırılabiliyor. Uzmanlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, problemli dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını sebepleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor.

Ayrıca, bu zamana kadar çok duymadığımız dilin fırçalanması da kokunun engellemesinde fayda sağlıyor.

kokuDiş Hekimi Murat Sözmen, çevremizdeki birçok insanda ağız kokusunun büyük bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirtiyor. İnsandaki ağız kokusunun yüzde doksan nedeninin diş ve dişeti hastalıklarından kaynaklandığına dikkat çeken Sözmen, kokunun önlenmesi için düzenli diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın öneminden bahsediyor. Çünkü ağız kokusunun en temel sebebi diş aralarında kalan gıda artıkları. Bunun yanında ağızda kokuya sebep olan, çürük, problemli dolgu, dişeti çekilmesi ve diş taşı sorunu bulunuyorsa mutlaka bir diş hekimine gitmeniz tavsiye ediliyor. Çünkü dişlerinizi düzenli fırçalasanız da bunların tedavisi diş hekimi koltuğundan geçiyor.

Sözmen’in, kokuya neden olan faktörler arasında bahsettiği diğer bir önemli gerekçe ise ağızdaki tükürük miktarı. Ağızda salgılanan tükürüğün yıkayıcı etkisi bulunması, dişleri temizleyerek, ağızdaki zararlı maddelerinin etkisini azaltıyor. Tükürüğün az olması bu etkiyi zayıflatıp, ağız kokusuna sebep oluyor. Sözmen, “Böyle durumlarda hastada diş taşı çok olur. Koku da fazla. Bir de dişini iyi fırçalamıyorsa tehlike ciddi boyutlara ulaşır. Kişi bol su içmeli ve düzenli diş fırçalamalı ki denge sağlansın.” diyor. Sözmen öte yandan, dilin de fırçalanmasının ağız kokusunu engellemede önemli olduğu vurgusunu yapıyor. Çünkü sigara, çay ve kahve içenlerde dil pası oluşuyor. Bu da kokuya neden oluyor. Sözmen bu durumda ‘dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi de mutlaka fırçalayın.” şeklinde konuşuyor.

Diş hekimi Murat Sözmen, dişte oluşan ve başta kokuya sebep olan diş taşlarının temizlenmemesi durumunda dişin çekilmesinin söz konusu olabileceğini aktarıyor. Sözmen, “Diş, taşları zamanla diş eti çekilmesine neden olur. Bu durum diş ile dişeti arasında derinliği açar. En son olarak dişi sadece kemik tutar. Diş enfeksiyona açık hale gelir. Sallanır. Çekilmesi zaruri olur.” diyor. Sözmen ayrıca, 20′lik dişlerin de uygun çıkmaması durumunda çekilebileceğini anlatıyor.

Et kalıntıları da koku yapar
Diş hekimi Murat Sözmen “Etler lifli gıda olduğu için diş aralarında kalabiliyor. Bu da diş fırçalamayla ya da diş ipiyle çıkarılmaz ise kokuya sebep olabilir.” uyarısında bulunuyor. Bu etlerin çıkarılmasında kürdan kullanmanın tehlikeli olabileceğini anlatan Sözmen, “Bu enfeksiyona neden olur. Bu durumda ağız sağlığı tehlikeye girer.” dedi.

Uçuk ve tedavisi

Uçuk ağız içinde ve dudaklarda su kabarcıklarına yol açan ve sık rastlanan, virüs yoluyla bulaşan bir hastalıktır.
Oral herpes de denilen bu son derece bulaşıcı virüs, açık yaralardaki sıvı ile doğrudan temas yoluyla yayılır. Enfeksiyon iyileştikten sonra fiziksel ve duygusal stresler başka bir uçuğu tetikleyene kadar virüs sinirlerde etkisiz şekilde kalır.

Nadir rastlanan durumlarda virüs parmağa sıçrar ve dolama denilen ağrılı bir şişkinliğe neden olur. Genital herpese, çocuklarda sık rastlanmayan farklı bir virüs neden olur.

ucuk

SEMPTOMLAR

İlk belirti diş etleri ile ağız içindeki ve çevresindeki diğer dokuların şişmesi ile ağrıdır. Tükürük salgılanmasında da bir artış görülebilir. Dudaklarda etkilenen bölge acılı olmadan Önce kaşınabilir ve karıncalanabilir. Birkaç gün sonra ağzın içinde ya da dudaklarda küçük su kabarcıkları görülebilir, bunlar daha sonra patlar, içindeki sıvıyı akıtır ve 3-4 gün içerisinde iyileşir.

Virüsün bulaşmasını engellemek için virüsün etkin olduğu aşamada çocuğunuzun diğer çocuklar ile doğrudan temas içinde olmaması gerekir. Diğer belirtiler arasında salgı bezlerinin şişmesi, asabiyet, baş ağrısı ve ateş sayılabilir. İlk defa görüldüğünde çok ağrılıdır, sonraki uçuklar daha az ağrılı geçer.Çocuk parmağını ağzındaki yaralara sürdüğünde dolama olabilir. Dolama, parmak uçlarında kırmızı, şiş ve oldukça ağrılı apselere neden olur.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ
Doktora uçuk belirtilerini anlatın. Doktor genelde bu belirtileri dinleyerek ve görsel bir muayene ile teşhis koyabilir. Tedavi, hastalığın beraberinde getirdiği rahatsızlığı azaltmaya yöneliktir ve bolca sıvı almayı, asitli yiyecek ve içeceklerden kaçınmayı, ağrı için asetaminofen almayı ve bazen de ağızdaki acıyı geçirmek için özel bir gargara kullanmayı içerir. Çocuğunuzun bol bol dinlenip uyumasına özen gösterin.

Bazı çocuklar antiviral ilaçlarla tedavi edilir; ancak bu belirtiler genelde birkaç gün sonra kendiliğinden geçer. Uçuk’un belirli bir tedavisi ve ileride nüksetmesini önlemenin bir yolu yoktur. Uçuk genelde stresli zamanlarda, çocuk güneşe çıktıktan sonra ya da çok fazla yorulduğunda görülür.

Diş İpi Nasıl kullanılır

Diş ipi, diş fırçasının ulaşamadığı sıkı diş aralarında kalan yiyecek artıklarının temizlenmesi açısından son derece gerekli bir araçtır. Çocuklara diş fırçalama öğretildiği yaşlarda diş ipi kullanımının da teknikleri anlatılarak öğretilmelidir.

Yemek artıkları en belirgin çürük sebebi olduğundan diş fırçalama sonrası dişler arasının ve diş ile diş eti çizgisi aralarının diş ipi kullanılarak temizlenmesi ihmal edilmemelidir.

Nasıl Kullanılır?

- Diş ipinden otuz santimetre uzunluğunda koparılır ve bir kısmı bir elin orta parmağına, diğer kısmı öteki elin yine orta parmağına dolanır. Diş ipinin bir kısmı da ortada serbest bırakılır.

- Ortada bırakılan kısım işaret parmağıyla geriye doğru itilerek dişler arasından geçirilir. Yalnız asla sert hareket etmemeli, aksi takdirde diş eti zarar görebilir. İpi dişlerin deiş eti kısımlarına doğru itilerek ağız boşluğu yönünde diş aralarını sıyıracak şekilde indirilir. Tabii ki diş etlerini kesmemek için yavaş hafif dokunuşlar olmalı.

- Aynı şekilde yine bir parça diş ipi alınarak alt dişler içinde işlem tekrarlanır.

Katarakt Sıkça Sorulan Sorular

Katarakt ameliyatının başarı oranı nedir?

Katarakt, başarı oranı çok yüksek bir ameliyattır. Ameliyat sonrasında görmede artış olur ve ameliyat öncesi yapamadığınız pek çok şeyi yapabilir hale gelirsiniz.

Ameliyattan sonra gözün kapalı olması gerekli midir?

Ameliyattan sonra gözün açık kalıp kalmayacağına doktor tarafından karar verilir. Ameliyattan sonra göz açık kalabileceği gibi 2 saat kapalı tutulabilir, gerekli görülürse 2-3 gün de kapatılabilir.

Çok ilerlemiş katarakt, ameliyatın başarısını etkiler mi?

Katarakta erken teşhis ve tedavi başarıyı arttırır.

İki göz aynı anda ameliyat ediliyor mu?

Hayır. İlk önce tek gözün ameliyatı yapılır. Ameliyat olan gözün iyileşme sürecinde görme işlevi diğer gözle yapılır. Ayrıca oluşabilecek enfeksiyon riskinden iki gözün birden etkilenmesi de önlemiş olunur.

Katarakt ameliyatı esnasında ağrı duyulur mu?

Anestezi yapıldıktan sonra ağrı duymazsınız. Eğer ağrı duyuyorsanız ek anestezi yapılabilir ve rahat bir şekilde ameliyatı geçirmeniz sağlanır.
Katarakt ameliyatı için narkoz almam gerekiyor mu?

Katarakt ameliyatı için narkoz (genel anestezi) çocuk ve bebekler dışında gereksizdir. Katarakt ameliyatında, erişkin hastalar için anestezinin değişik türleri kullanılır. Göz çevresine enjeksiyon yapılıp göz uyuşturulur veya göz damarlarına damla damlatılarak göz hissiz hale getirilerek ameliyat yapılabilir. Genellikle tercih edilen yöntem damla ile yapılan uyuşturma işlemidir.
Katarakt ameliyatı göze zarar verir mi?

Kataraktın gözden çıkarılması zararlı bir durum değildir. Zaman geçtikçe katarakt büyür ve sertleşir. Bundan sonra operasyon zorlaşabilir ama sonuç çok iyi olur.
Katarakt ameliyatı hangi teknikle yapılır?

Katarakt ameliyatı FAKO “fakoemülsifikasyon”tekniği ile yapılır. Burada kullanılan enerji türü laser enerjisi değil ultrasonik enerjidir.
Katarakt ameliyatı ne kadar sürer?

Ortalama 15 dakika kadar sürmektedir. Fakat göz problemli ise bu süre 30- 45 dakikaya kadar yükselebilir. Nadiren de olsa komplikasyonun görülebileceği cerrahi bir girişimdir.
Katarakt ameliyatı olduktan 1-2 yıl sonra katarakt tekrar büyüyerek görmeyi bozar mı?

Bir kez katarakt ameliyatı olduktan sonra kataraktın tekrar oluşması mümkün değildir. Gözüme tekrar katarakt geldi şeklinde yanlış olarak ifade edilen durumda, göz merceğinin kapsül kısmını kalınlaştırarak görmeyi azaltması söz konusudur.Bu durumda ameliyat gerekli olmayıp YAG LASER tedavisi ile 1-2 dakika içerisinde kapsül açılarak eski görme sağlanır.
Katarakt ameliyatı olmuş fakat mercek takılmayan hastalar daha sonra tekrar ameliyat olup göz içi merceği taktırabilirler mi?

Bunun için öncelikle göz doktoruna gidip muayene olmanız ve ameliyat için gözün uygun olup olmadığının öğrenmenizi gerekir. Doktor kararı sonucunda mercek takılabilir.
Katarakt ameliyatında göze dikiş atılıyor mu?

Uygulanmakta olan teknikle göze dikişe gerek kalmamaktadır.
Katarakt ameliyatında hastanede kalmamız gerekir mi?

Günümüzde katarakt cerrahisi günü birlik yapılarak ameliyattan hemen sonra hasta evine gönderilebilir. Ameliyat sonrası ancak çok ciddi sorunlar çıktığı takdirde hastaneye yatmak gerekebilir.
Katarakt ameliyatından sonra gözde şikayetler olur mu?

Katarakt ameliyatı sonrasında hiç şikayet olmayacağı gibi bazen de batma hissi, sulanma, kanlanma gibi şikayetler olabilir.
Katarakt ameliyatından sonra gözlük kullanılıyor mu?

Katarakt ameliyatı sırasında göz içine gözün ihtiyaç duyduğu numarada göz içi lensi (mercek) yerleştirilir. Bu lensle göz, uzağı görmede gözlük ihtiyacı duymayacak şekilde iyileşir. Bazı durumlarda gözlük ihtiyacı doğabilir. Yakını görmek için bir gözlük gerekebilir.

Katarakt ameliyatından sonra ne değişir?

Ameliyat olduğunuzun ertesi günü görmede belirgin bir düzelme olduğu fark edilir. Ancak bazı nedenlerden dolayı görme netliği son halini almış değildir. Uzak görme ve okuma için doktor numarası düşük bir gözlük verecektir.

Lens gözde ne kadar kalır?

Lens gözde ömür boyu kalır. Bu güne kadar takılan merceklerin yıpranmasıyla karşılaşılmamıştır.

Katarakt ameliyatından sonra ne değişir?

Ameliyat olduğunuzun ertesi günü görmede belirgin bir düzelme olduğu fark edilir. Ancak bazı nedenlerden dolayı görme netliği son halini almış değildir. Uzak görme ve okuma için doktor numarası düşük bir gözlük verecektir.

Katarakt tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler

* Kurumun teknolojik ve hijyenik altyapısı

» turkmed Hastanesi göze özel son teknoloji tetkik ve tedavi cihazları ile hizmet vermektedir.

* Hekimin deneyimi ve katarakt konusundaki uzmanlığı

» Dünya göz hastaneleri katarakt konusunda son teknoloji cihazlar kullanmaktadır. Katarakt branşındaki tüm hekimlerimiz binlerce vaka deneyimine sahiptir.

* Amerikan Sağlık idaresi (FDA) onaylı, katlanabilir Alcon IQ lensler olması

» Dünyagöz, dünyada en güvenilir, uzun ömürlü ve başarılı lens olarak kabul edilen Alcon IQ göz içi lensleri kullanılır.

* Ameliyatınızın sadece göze özel dizayn edilmiş ameliyathanelerde yapılmalıdır.

» Hastanemizde tüm ameliyatlar göz ameliyatları için özel dizayn edilmiş,hepa filtreli ameliyathanelerde gerçekleştirilmektedir.

* Ameliyatınızı olacağınız ameliyathanenin ve ameliyatınızda kullanılacak malzemelerin sterilizasyonunun yeterli olmaması komplikasyon riskini arttırır, göz enfeksiyonlarına neden olabilir

Katarakt Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Katarakt Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

  • Görme keskinliği testi
  • Gözbebeği büyütülmesi
  • Biyomikroskopik muayene

Katarakt Ameliyatı Öncesi Yapılan Ölçümler (IOL Master)

Göz içine yerleştirilecek olan lensin numarası (dioptirisi) hesaplanır. Ameliyat sonrası sağlıklı görmenin sağlanması açısından çok önemlidir. Optik biometri göze dokunmadan yapılan bir ölçümdür ve uygulanışı hasta açısından çok kolaydır. Lokal anestezi yapılmaz ve bir hastadan diğerine enfeksiyon geçme riski yoktur. Dünyada her yıl milyonlarca insan katarakt ameliyatı olmaktadır. Gözde operasyon öncesi intraocular lensin(IOL) hesaplanması IOL Master(Optik Biometry) ya da A-Scan(Ultrasonic Biometry) cihazlarıyla yapılır.

Optik biometri, görüş eksenini ölçer. Yanlış ölçümler elenir. Yüksek ametrop ya da uyum yapan bir göz ölçümü çok etkilemez. Sağ göz ölçümüyle, sol gözün ölçümünün karışması gibi bir durum olamaz çünkü optik biometri hangi gözün ölçümünün yapıldığını kendisi algılar.

Ön- arka uzunluk, korneal eğim ve ön kamera derinliğinin tek cihazda ölçülmesi, zaman kazanma ve hasta rahatlığı açısından önemlidir.