Archive for the ‘Medikal Ürünler’ Category
Medikalcilik Sektörü
Türkiye’de her isteyenin medikal sektöre girebilmesi hastaları mağdur ediyor
İSTANBUL – Tıbbı malzeme, hastalıkların teşhis ve tedavisinde kullanılan geniş bir ürün yelpazesinin tanımı…
Bir hastanedeki gazlı bezden, tomografi cihazına, laboratuvarda kullanılan teşhis kitlerinden, numune kapları ve solunum cihazına kadar tüm malzemeler sektörün faaliyet alanına girmekte ve tüm bu malzemeler tıbbi cihaz olarak adlandırılmakta. Üstelik medikal sektörde ürün çeşitliliği sürekli artış gösteriyor.
Buna paralel olarak Türkiye’de faaliyet gösteren tıbbı firma sayısında da son yıllarda önemli artış görülmekte. Türkiye yılda 2 milyar dolarlık tıbbı malzeme ithal ediyor!
Üretim ve ihracat yapan firma sayısı sınırlı olmakla birlikte, yaklaşık 6 bin firma bu alanda faaliyet gösteriyor.
Sektörde, 2500’ün üzerindeki firma ise tedarikçi, 450 civarında orta ve büyük ölçekli firmanın yaklaşık 100 tanesi ise üretici ve ihracatçı.
Ağırlıklı olarak Ankara, İzmir ve İstanbul’da bulunan bu firmalardan bazıları ise Anadolu şehirlerinde faaliyet gösteriyor. (Samsun)
Medicall Biomedikal Firması Yöneticisi Ayhan Öztürk, Türkiye’de medikal sektörün gelişmesi 80’li yılların ortalarına rastladığını kaydediyor. Öztürk, 80’li yıllarda özel hastanelerin olmayışı kamu hastanelerindeki ameliyat sayısını azlığı ve tecrübesizlik nedeni ile bu sektörün kısıtlı bir piyasanın olduğunu ifade ediyor: “Teknolojik gelişmelerin medikal sektöre yansımasıyla yeni ürünler çıkmaya başladı. 90’lı yıllara gelindiğinde özel hastanelerin açılması medikal malzeme sektörüne yeni bir ivme kazandırdı. Ancak, sektör hiç bir zaman ilaç sektöründe olduğu gibi devlet tarafından regule edilmemiştir. Standartların belirlenmemesi de her zaman sıkıntı yaratmıştır.”
Sağlık sektöründeki bu büyüme , 90’lı yıllarda yabancı firmaların Türkiye’ye ilgisini artırdı.
Ayhan Öztürk, Türkiye’de tıbbı sektörde üç tane büyük alıcı bulunduğuna dikkat çekiyor: “Bunlar, Ssk, Emekli sandığı ve Bağkur. Büyüyen sağlık sektörü, girişimcilerin Türkiye’de medikal malzeme üretmesine teşvik etmiştir. İlk başta basit sarf malzemeleri ile başlayan bu süreç daha sonra ortopedik implantlar, kalp damar stentlerine kadar gelişmiştir. Ancak hala, çok büyük oranda ithalata bağlı bir sektör olmaktan kurtulamamıştır.”
2000’li yıllarda, SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-kur’un birbirleri ile çelişen alım yöntemlerinin medikal malzeme sektörünü belirsizlik içine ittiğini kaydeden Öztürk, gerek alım gerekse geri ödeme tarafında çok büyük sıkıntılar yaşandığına dikkat çekiyor: “Günümüzde sosyal güvenlik kurumları SGK çatısı altında birleştirilmesine rağmen sorunlar ortadan kalkmamıştır. Çok sık değişen kanun ve düzenlemeler medikal sektörün ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Kamu hastanelerinin mal alımlarında sözleşme kurallarına uymayarak 1, hatta 2 yıla varan vadelerde geri ödeme yapmaktadırlar. Bu yüzden birçok medikal malzeme firması batmıştır ve bu süreçte bir çoğu da batacaktır.”
Son yıllarda yaşanan yanlış fiyat politikaları nedeniyle Uzakdoğu’dan düşük kaliteli ürünlerin Türkiye’de pazar payını artırdığına dikkat çeken Öztürk, kamu alımlarının salt fiyat alımlı olmasından dolayı da birçok Amerikan ve Avrupa firmasını Türkiye’den çekilme noktasına getirdiğini de ifade ediyor: “İlaçta olduğu gibi bir an önce medikal malzeme sektörüne de düzenleme getirilmeli, fiyat ve geri ödeme sisteminde sağlam bir temele oturtulmalıdır.”
-BİR KASA ,BİR MASA MANTIĞI İLE MEDİKAL FİRMA KURULMAZ!-
Medikal malzeme sektöründe yanlış işlere yönelen firma ve şahısların olabildiğini ifade eden Ayhan Öztürk, bunun nedeninin ise bu sektöre adım atanlarda herhangi bir yeterlik aranmaması olduğunu vurguluyor: “Medikal malzeme sektöründe çalışan birçok kişi sektörle hiç ilgisi olmamasına rağmen bu işi yapmaya başladı. Bir kasa bir masa mantığı ile hareket eden firmaların varlığı sektörde homojen bir yapının oluşmasına engel olmaktadır. Belli bir sermaye birikimi ve mesleki yeterliliğin aranmaması herkesi bu sektöre yöneltmiştir.”
Yabancı firmaların da bu duruma ortak olduğunu kaydeden Öztürk, bu firmaların herhangi bir ön araştırma yapmadan ürünlerini teslim ettiklerini kaydediyor. İlgili bakanlıkların ve hizmeti satın alan Sağlık Güvenlik Kurumu’nun sektörde faaliyet gösteren firmaları acilen sınıflandırması gerektiğini kaydeden Öztürk, aksi takdirde sektörün kötü imajından kurtulmayacağını vurguluyor: “Birçok firma medikal malzeme sektörünü geçici bir fırsat olarak görmekte ve ürünlerini Türkiye’ye getirmektedir. Ancak teknik takip yani zaman zaman hasta üzerine takılan cihazların kontrolü gerekmektedir. Birkaç yıl faaliyet gösteren firmaların ortadan kalkmasıyla birçok hasta mağdur olmuştur ve hatta buna bağlı ölümler de görülmüştür. Yanlışlar hem devlet tarafında hem de firma tarafında yapılmıştır.”
MEDİKAL SEKTÖR İFLASIN EŞİĞİNDE!
Sektör içinde yaşanan en önemli sorun, tahsilat olduğuna dikkat çeken Öztürk, 6 ay ile 2 yıl arasında değişen vadelerde iş yapılmaya çalışıldığını vurguluyor: “Bu kadar yoğun emek gerektiren ve son derece düşük kar marjları ile çalışan firmaların bu kadar uzun süre bekletilmesi kabul edilemez. Bir çok firma faiz batağına sürüklenmektedir. Bu konuya acil bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bunun çözümü SGK ‘nın ithalatçı firmalar ile direkt olarak protokol yapması en akılcı çözümdür. ( Eczane örneğinde olduğu gibi)”
Öztürk, diğer bir sorunun ise kalite ve teknolojik olarak malzemelerin salt fiyat rekabetinde cezalandırılması olduğunda dikkat çekiyor: “Maalesef ülkemizde en ucuz malzemelerin alımına yönelik baskılar had safhaya ulaşmıştır. Hasta sağlığı tarafından son derece sakıncalı olan bu durumun değiştirilmesi gerekmektedir. Alım sürecine farklı kriterler getirilmelidir.”
Hemşire Üniformaları ve Modeller
Saraç, son 8 ayının önemli bir bölümünü bu çalışmaya ayırdığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Türkiye’nin önünde çözmesi gereken iki temel sorun var; sağlık ve eğitim. Her iki sistemin içinde de değiştirilmesi, yeniden ele alınması gereken irili, ufaklı sayısız unsur var. Hazırladığım kıyafetlerle sağlık alanındaki altyapı çalışmasına, sektörün imaj ve itibarına bir yönüyle katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyorum.”
Koleksiyonda ana rengin beyaz olduğunu belirten Saraç, temel renge dokunmadığını, ancak tüm modelleri yeniden ele aldığını söyledi.
Faruk Saraç, rahatlığın bir numaralı önceliği olduğunu vurgulayarak, kıyafetleri hazırlarken en çok kullanım rahatlığına, kumaşlara özen gösterdiğini ve terletmeyen, nefes alan, kan tutmayan akıllı kumaşlar kullandığını ifade etti.
İŞTE MODACI FARUK SARAÇ TARAFINDAN TASARLANAN YENİ HEMŞİRE KIYAFETLERİ!!!

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
..
.
.
.
Fotoğraflar etraftan derleme toplamadır.Sadece Üniforma modelleri farklı ve çeşitli olsun diye düzenlenmiştir.
Medikal Malzemeleri
Steteskop Nedir?
Tıbbi uygulamada özellikle kalp seslerini dinlemek, bu organın normal etkinliği’ile ilgili sesleri ve hastalık süreçlerinde ortaya çıkan sesleri saptamak için kullanılan aygıt.

Enjektör Nedir?
bir sıvıyı herhangi bir yere basınçla veren bir tür pompa. Sindirim sistemi dışı yollardan vücuda ilaç vermeye yarayan araç, iğne, şırınga…
Eski Tıp Malzemeleri
Eski Tıp Aletleri Modern zamanlar öncesindeki tedavi yöntemleri çoğunlukla can acıtıyordu. Hastalıklar hakkında bilinenler azdı ve tedavi yöntemleri de oldukça ilkeldi. İlkel de olsa tıp tarihine ışık tutan bu aletler zamanla gelişerek bu güne gelmiştir.müzelerde sergilenen bu eserler;

Eski günlerden bugünlere uzanan ameliyat aletleri, belgeler, tıp
kitapları gibi ekipmanlardan oluşan sergi tıbbın deneme yanılma
yoluyla nerelere geldiğini gözler önüne seriyor.

Alman Amputasyon (organ kesme) bıçağı
18.yüzyıl 18.yy icadı olan bu bıçak, özellikle cerrahlar tarafından
bacağı dizin altından kesmek için kullanılıyordu. Anestezi olmadan
uygulanan yöntem hasta için çok uzun sürse de sadece birkaç
dakikadan oluşuyordu.

Amputasyon testeresi
17.yüzyıl Cerrahlar zengin olduktan sonra özellikle bu tarz tıp
ekipmanlarına para harcamaktan oldukça hoşlanıyorlardı. Özellikle
altın kaplamalı aletler çok gözdeydi. Ne yazık ki bu ekipmanlarda
bakteri üremesi çok yaygındı ve çoğu cerrah, operasyonlar arasında
testereyi yıkamıyordu

Fransız kurşun çıkarıcısı
16.yüzyıl 16.yüzyıl başlarında ateşli silahların yaygınlaşmasıyla
kullanıma giren bu alet, kurşunu çıkarmak için kullanılan vidaya
sabitlenmiş uzayıp kısalabilen uzun bir çubuktan oluşuyordu.

Ahşap vida 1880- 1910
Hastanın ağzının içine konularak havayolunun açık tutulması
sağlanıyordu

Arrow Remover

Yapak sülük
1840 yılında icat edildi. Döner bıçakları ve vakumla vücuttan kan
alınmasını sağlıyordu
fonseps niyetine cerrahi müdahalelerde

Sünnet bıçağı
1800′lü yıllarda Yumurtalık ve rahim kanserlerinde tümörleri almak
için kullanılıyordu. Zincir kanın akmasını engelliyordu.

Kesilen kısımda kanı durdurmak için kullanılıyordu
Fıtık Aleti – 1850

ameliyatlarda dikiş atmak için
ameliyat için insizyon açmada kullanılan alet.
görüldüğü gibi halimize şükretmek lazım….
ANTİ-AGİNG
Anti-Aging İngilizce’den tam çeviri anlamı ile yaşlanmaya zıt olmak, yani genç kalmak anlamına gelir. Sağlıklı bir yaşlılık, öncesinde yaşam tarzına bağlıdır. Yaşlanmanın olumsuz etkilerini azaltmak, bilinçli ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemekle olanaklıdır (11).
Bu anlamda anti-aging; uygun aralıklarla sağlık kontrolleri, dengeli beslenme, kişiye uygun egzersiz programları, hormon replasman tedavisinin yanı sıra serbest radikallerle mücadele amacıyla vitamin, mineral antioksidan replasmanı ve stresle başa çıkmayı içerir (11-12).
Biyolojik bir olay olan yaşlanma döllenme ile başlayan ve hayat boyu devam eden bir süreçtir. Organizmada molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde zamanın ilerlemesi ile ortaya çıkan yaşlanma geri dönüşü olmayan yapısal ve fonksiyonel değişikliklerin bir sonucudur. Yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan değişiklikler her bireyde farklı tip ve hızda olmakta, genetik özellikler, çevre, psikolojik durum ve yaşam biçimi gibi birçok faktörden etkilenmektedir (13).
Yaşlanmanın sebebine yönelik çok sayıda teori öne sürülmüşse de yaşlanma ile ilgili bilinen moleküler mekanizmalar halen tartışmalı ve büyük ölçüde ispatlanmamıştır. Bunlar genetik hasar veya mutasyonların genlerde, kromozomlarda ve mitokondriada birikimi, birçok hücre ve dokularda lipofusin ve ileri glikasyon son ürünlerinin birikimi, kollagen ve elastinin çaprazlaşması, proteinlerde diğer anormal modifikasyonlar, reaktif oksijen türlerinin hasarı, immun fonksiyonlar ve otoimmunitede azalma, kas gücünde kayıp, osteoporoz ve osteoartrit, dokularda inflamatuar hasarlar, hormonal ve homeostasiste azalma, ve son olarak tümör insidansında artmadır. Bütün bunlar kalp, ana damarlar, beyin ve duyu organları gibi birçok organ sisteminde yetersizliğe yol açar. Yaşlanma ile ilgili ana teoriler serbest radikal teorisi, somatik mutasyon teorisi, mitokondrial teori, anormal proteinlerin birikimi, immunolojik teori ve diğer birçok teoriler yaşlanma ile ilgili belli nedenlere dayanmaktadır(14).
Yaşam kalite ve süresini etkileyen 4 farklı faktör bildirilmektedir: Fiziksel ve mental stresin kontrolü, kimyasallar ve toksinlere özellikle sigara ve alkole maruziyetin azaltılması, fiziksel egsersiz, düzgün beslenme. Düzenli fizik egzersiz yaşlanma ile birlikte görülen fiziksel, psikolojik ve sosyal gerilemeyi stratejik olarak önleyebilir. Bilimsel veriler, düzenli egzersizin güçlü kemik ve adele sisteminin devamlılığına, koordinasyonun gelişmesine, kilo artışı ve stresin kontrolüne ve kalp krizi ve hipertansiyon riskinin azalmasına yardımcı olduğunu göstermektedir(15).
Çalışmalar sigara içilmemesine ek olarak düzenli fizik egzersiz ve orta derecede alkol alımı ve inflamasyon-indükleyen diyetin, doymuş yağ asitlerinin, süt ürünleri ve şekerin az miktarda tüketiminin ve omega-3 yağ asitlerinin, bitkisel liflerin, vitamin ve antioksidanların özellikle polifenollerin fazla oranda diyetle alınmasının optimal yaşlanmayı desteklemede ve kronik hastalıkların insidansını azaltmada etkili olduğunu göstermektedir. (14)
Vücuttaki kimyasal reaksiyonların düzenli devamı için ko-faktör olan vitamin ve minerallere ihtiyaç vardır. Serbest radikaller ve oksidasyon hücre hasarına yol açar. Kanser, kalp ve damar hastalıkları, artrit, katarakt gibi bir çok kompleks hastalığın altındaki temel süreç oksidasyondur. Besin ve ilaç destekleriyle enzimlerin fonksiyonel çalışması ve oksijen radikallerinin nötralize edilmesi sağlanabilir. Gerekli makro besleyiciler kalsiyum, fosfor, magnezyum ve sülfürdür. Gerekli mikro besleyiciler ise demir, çinko, bakır, iyot, magnezyum, florid, molibden, kobalt, selenyum ve kromdur.
Vitamin E, selenyumun antioksidan aktivitesine yardımcı olan bir maddedir. Selenyumla birlikte bağışıklık fonksiyonunun artmasını sağlar. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azalttır, birçok kanser türüne karşı vücudumuzu koruduğu araştırmalar ile desteklenmiştir. Toksik yan etkilerinden korunmak için, günlük selenyum alımını düşük tutulması gerekir (15).
İlk kez 1956 da Harman, serbest radikallerin yaşlanmada hayati rol oynadığını, yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan değişikliklerin çoğunun serbest radikallerin yol açtığı moleküler hasara bağlı olduğunu ve antioksidan savunma sisteminin yaş arttıkça azaldığını öne sürmüştür. Antioksidan sisteminde yetersizlik az antioksidan alımı, antioksidan enzimlerin sentezinin azalması veya artmış antioksidan kullanımı sonucu gelişmektedir. Oksidatif stress ile oluşan serbest radikal reaksiyonları sadece normal yaşlanmada değil aynı zamanda yaşa bağlı dejeneratif değişikliklerde de önemli bir rol oynar. Antioksidanların diyete ilavesi ve tedavi amaçlı kullanımı oksidatif strese bağlı hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde stratejilerden biri olabilir. Doğada çoğu meyve ve sebzelerde olan anti-oksidan kaynakları vardır ve bunlar bitkisel ilaç olarak bilinirler. İn vitro ve in vivo çalışmalar bitkisel- ilaçların diyete eklenmesinin belli hastalıklar, kanser ve yaşlanma üzerine faydalı etkileri olduğunu göstermiştir. Bitkisel-ilaçlar, anksidan defans sistemini aktive ederek hücre içinde oksidatif stres ve onun zararlı etkilerini azaltarak koruyucu etki göstermektedirler. (14)
Diyabetin cinsel hayata etkisi
Diyabetin neden olduğu problemler arasında cinsel sorunlar da sayılabilir. Ancak diyabetin yarattğı bu sorunların önüne geçmek mümkündür. Özellikle vücutta damar yapısını bozan bir hastalık olan diyabet vücutta iyi kontrol edilememiş şeker düzeyi nedeniyle organizmadaki tüm damarlarda hasara yol açar. Örneklendirmek gerekirse gözdeki damarların hasar alması görme kaybına, böbrekteki damarların hasar alması böbrek yetersizliğine, kalp damarlarını bozması enfarktüse neden olmaktadır. Eğer cinsel organlara giden damarlarda problem olursa bunun sonucunda sertleşme bozukluğu problemi yaşanabilir. Cinsel ilişkiyi gerçekleştirebilme adına 3 temel adımın oluşması gerekir. Cinsel istek, hormonal yeterlik ve penisteki sinir ve damar yapılarının normal olması. Diyabet sorunu olan hastalarda sertleşme bozukluğunun asıl nedeni, peniste yer alan atar damar ve toplar damarlar ile sinirlerde diyabetin yeterince kontrol altına alınamaması nedeniyle gelişen geçici veya kalıcı damar hasarlarıdır. Cinsel ilişkiye girmek için erkeğin ereksiyon olması gerekir. Cinsel olarak uyarılan erkekte, vücut penise kan pompalayarak ereksiyon durumuna geçmesini sağlar. Eğer damarlarda ve sinir yapısında problem varsa erkek ereksiyon olamayıp cinsel ilişki için yeterli sertleşme düzeyine ulaşamaz. Erkekte yaşanılan bu psikolojik ve biyolojik temmelli problemler tamamen doğadaki bitkisel karışımlardan hazırlanmış penis büyütücü ürünlerle düzeltilebilir. Penis büyütücü ürünler hormonal ve sinirsel dengeyi düzenleyerek penise mümkün olduğunca çok kan pompalanmasını sağlar.
İlaç ve Diğer Maddelerle İlişkili Hipertansiyon
Birçok ilaç ve bazı maddelerin (sigara, alkol) hipertansiyonu ortaya çıkarabildiği veya varolan hipertansiyonu kötüleştirebildiği bilinmektedir (Tablo-5).
| Tablo-5: Hipertansiyona neden olabilen ilaç örnekleri | |
| İLAÇ | MEKANİZMA |
| MAO inhibitörleri | Sempatik sinir sistemini uyarır |
| Sempatomimetikler | Sempatik sinir sistemini uyarır |
| Burun damlaları | |
| Bronkolitikler | |
| Katekolaminler | |
| Trisiklik antidepresanlar | Noradrenalin reuptake inhibisyonu |
| Sempatik sinir sistemini uyarır | |
| Tiroid hormonları | Tiroksin etkisi |
| Oral kontraseptifler | Sodyum ve su tutulumu? |
| Renin-anjiotensin sistemi uyarısı | |
| NSAİİ | Sodyum retansiyonu |
| Prostaglandin sentez inhibisyonu | |
| Glukokortikoidler | Sodyum retansiyonu |
| Anjiotensin II ve noradrenaline damar yanıtını arttırır | |
| Siklosporin | Vazokonstriksiyon, Endotelin yapımını arttırır, sodyum retansiyonuna neden olur |
| Eritropoietin | Vazokonstriksiyon, sitozolik Ca++ miktarını arttırır, Nitrik okside direnç geliştirir |
| MAO: Monoamin oksidaz, NSAİİ: Non-steroid antiinflamatuar ilaçlar | |
Hipertansiyon ve Beyin
Baziler arterde erken arteriosklerotik değişikliklerin yanısıra periferik arterlerdeki değişiklikler serebral korteksteki kapillerlere doğru ilerler. Arter lümenlerinde arteriolar hyalinizasyon nedeni ile daralmalar başlar, damar direnci artar. Bu değişiklikler kanama veya tıkanma ile sonlanabilir. Serebral damar tıkanıklığı veya kanamalar ile ortaya çıkan klinik durum serebral vasküler olay olarak adlandırılır. Bunun yanında, akut veya kronik kan basıncı yüksekliği durumlarında tüm beyinde damar otoregülasyon mekanizmaları bozulup ödem ve konjesyon oluşabilir. Bu duruma hipertansif ensefalopati adı verilir ve kan basıncının düşürülmesi ile düzelir.
Tansiyon Ölçme Aleti (Dijital-Civalı)
Tansiyon aleti ya da Kan basıncı ölçer, kan basıncının ölçülmesine yarayan bir araçtır. Üç tipi vardır. Bunlar civalı, havalı ve elektroniktir. Havalı tipleri bir stetoskop ile birlikte kullanılır.
Çeşitleri
1. Elektronik (dijital) tansiyon aletleri
Dijital tansiyon aleti ölçümü otomatik yapar. Bu tiplerde kullanılırken stetoskop gereksinimi yoktur. Kolun üst kısmından ya da çoğunlukla bilek kısmından ölçüm yapan tipleri vardır.
Bu tipteki ölçerler özellikle ev kullanımı için idealdirler. Kullanmak için çok özel bir bilgi ve deneyim gerektirmezler. Bir diğer güzel özellikleri ise bir çoğunda bulunan bir özellik olan hafızalı olmaları ve daha önceki ölçüm değerlerini takip olanağı sağlamalarıdır.
Kullanımı
Kullanımı basittir ve kullanım klavuzu satın aldığınız alet ile birlikte verilmektedir. Bir açma kapama düğmeleri ve önceki ölçüm değerlerini gösteren bir hafıza düğmeleri vardır. Ölçümü kolun üstünden ya da bilekten yaparken aletin ölçümü yapılan kişinin kalp hizasında tutulması gerekmektedir.
Bununla birlikte bazı modellerinde nabız ölçme yetisi de vardır.
2. Civalı veya havalı tansiyon aletleri
Bu tipteki tansiyon ölçerler manuel (el ile) çalışırlar ve şu parçalardan oluşurlar:
* Havanın doldurulduğu manşon
* Basıncın ölçüldüğü ve gösterildiği manometre
* Bu ikisini birbirine bağlayan borular
* Ölçüm yaparken kullanılan stetoskop
Kullanımı
* Manşonunun havası iyice boşaltılır.
* Ölçüm yapılacak kişinin kolundaki atardamar el yarımıyla bulunur. Atardamar, dirsek kıvrımının iç tarafındadır ve baş parmak ya da işaret ve orta parmakaların uç kısımları ile kolayca hissedilebilir.
* Manşon, dirsek kıvrımının 3 ile 4 cm kadar üst kısmına doğru, içindeki hava torbası kol arterini ortalayacak şekilde ve kolu tam saracak şekilde, ne çok sıkı, nede çok gevşek olarak yeterli bir sıkılıkta kola sarılır.
* Steteskop kulaklığı ölçümü yapan kişi tarafından kendi kulağına takılır
* Steteskopun tambur kısmı (diyafram olan kısmı), manşonun altına tamamen girmeyecek biçimde, atardamar üzerine fazla bastırmadan koyulur.
* Pompanın ucundaki vana kapatılarak manşon basıncı, ölçüm yapılan kişide beklenen sistolik arter basıncı (büyük tansiyon) 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır, ya da manşon basıncı artırılırken steteskop aracılığıyla sesler (Korotkoff sesler) dinlenir ve manşon basıncı, seslerin kesildiği basınçtan 15-20 mm Hg daha yüksek olacak şekilde arttırılır.
* Vanası yavaşça açılır manşon basıncının saniyede 1-2 mm Hg hızla düşmesi sağlanır ve bu esnada stetoskop aracılığıyla sesler dinlenir.
* Seslerin ilk geldiği anda manometreden okunan basınç büyük tansiyondur.
* Manşon basıncı düşürülürken ses gelmeye devam eder, daha sonra sesin şiddeti azalır ve bir noktada duyulmaz olur. Sesin duyulmadığı anda okunan basınç değeri ise küçük tansiyondur.
* Steteskop kulaktan çıkartılır ve manşonun içindeki hava tamamen boşaltılarak alet koldan çıkartılır.